Bu Ülke Ahmet Kaya’yı Hak Etmedi

Eşi Gülten Kaya, Ahmet Kaya albümünü ve onun hakkında yazılanları değerlendirdi. Ahmet Kaya’nın eşi Gülten Kaya tepkili ”Keşke bu güzel yaklaşımlar Ahmet Kaya yaşarken gelseydi. Onun en büyük şikâyeti,...
Gülten Kaya

Eşi Gülten Kaya, Ahmet Kaya albümünü ve onun hakkında yazılanları değerlendirdi.

Ahmet Kaya’nın eşi Gülten Kaya tepkili ”Keşke bu güzel yaklaşımlar Ahmet Kaya yaşarken gelseydi. Onun en büyük şikâyeti, yalnız ve bu linçle baş başa kalmaktı” diyor ve ekliyor ”Şenay Düdek’in vicdan taşıdığına inanmıyorum. Ahmet Kaya sürgünde kalmak zorunda, çünkü bu ülke henüz onu hak etmedi. Onlar (Kaya’ya tepki olanak 10. Yıl Marşı okuyanlar), Ahmet Kaya şarkıları okuyamazlar. Bunlar zor şarkılar”

Ahmet Kaya’nın eşi Gülten Kaya ve onu seven 20 müzisyen, Ahmet Kaya’ya kendi şarkılarını hediye ettiler. Bir tribute Ahmet Kaya albümü olan ‘Dinle Sevgili Ülkem’; bir zamanlar çatal bıçakla memleketten uğurlanan Ahmet Kaya’yı yeniden gündeme oturtunca, başta eşi olmak üzere, albüme emeği geçenlerle bir konuşalım dedik..

Ahmet Kaya öldükten sonra hakkında kitaplar yazıldı. Albüm sonrasında da birçok köşe yazarı, esasen ne kadar büyük bir adam olduğunu yazdılar. Bu durum için, “Kör ölür badem gözlü olur” diyebilir miyiz?
Bunu ben ve Ahmet Kaya severler de soruyorlar. Doğru bir zamanlama değil belki ama geç kalınmış da olsa, benim açımdan sevinç verici gelişmeler. Zaten böyle olacağını biliyordum ve onun rahatlığını taşıyordum içimde. Yılmaz Güney ya da Nâzım Hikmet süreci kadar uzun sürmeyecekti bu süreç. Keşke bu güzel ve doğru yaklaşımlar o yaşıyorken gelseydi, böylece kendini daha iyi hissedebilirdi. Çünkü en büyük şikâyeti, hep yalnız ve bu linçle baş başa kalmaktı.

Yazılanlar size samimi geliyor mu?
Genel olarak konuşacak olursak, evet. Bazı insanları ise vicdanları ile baş başa bırakıyorum. Zaten bu, kocaman bir haksızlıktı ve insanların bu haksızlığı bile bile nasıl yaşayacaklarını merak ediyordum. Bence bir hesaplaşma. Doğru soruların sorulduğu yazılar var. Bunların kimsenin başına gelmemesi için bu soruların sorulması ve içinin doldurulması gerekiyor.

Ahmet Kaya’ya çatal fırlatan Şenay Düdek de yazar mı bir şeyler dersiniz?
Bahsettiğiniz ismin bir vicdan taşıdığına inanmıyorum; o yüzden yazıp yazmaması ilgilendirmiyor beni. Brüksel’de Sezen Aksu dinleyip, Kürtçe şarkılarla ağlamış. Hatta Ahmet Kaya dinleyip ağladığı şeklinde haberler geliyor. Bu da tutarsız bir durum. İnsani yanım onun bir doktora gitmesini söylüyor.

Kürtçe serbest olursa Ahmet Kaya’nın mezarını Türkiye’ye taşıyacağız demişsiniz. Sizce zamanı geldi mi?
Benim açıklamam o cümleyle sınırlı değildi. Önü ve sonu vardı. Ahmet Kaya’nın deyimiyle söylersek; “Ben tam demokratik ve gerçekten bağımsız bir ülkenin, dürüst bir yurttaşı olarak yaşamak istiyorum ve böyle bir Türkiye’yi çok özlüyorum” demişti. Böyle bir Türkiye’yi kafası çalışan herkes özlüyor. Ben de ancak bu gerçekleştiğinde Ahmet Kaya’yı getirmek isterim.

Şu anki durum sizi tatmin etmiyor öyleyse.
Ahmet Kaya bu açıklamayı yaptığında “Kürtçe zaten serbest” diyorlardı cevap olarak. Bazı haklar verilmez, kendiliğinden vardır. Bu hakların, bir iktidar tarafından verilmesi gibi bir tanımı kabul etmiyorum. Öyle olursa, başka bir iktidar tarafından geri de alınabilir. Elbette ülke adına kıyaslandığında, umut verici gelişmeler bunlar; ama sokaktaki insan tarafından içselleştirilmediği sürece bir anlamı olmayacak açıkçası. Hâlâ her Kürt, potansiyel bölücü olarak algılanabiliyor. Osmanlı’dan beri birtakım ayrımcı politikalarla bu insanlar birbirlerinden uzaklaştırılmış. Yoksa insanların birbirleriyle bir derdi yok. Siyaset yaparsak uzar.

“Ahmet Kaya keşke bu kadar sivri dili olmasaydı” diye düşünüyor musunuz hiç?
Ben hayatı boyunca duruşu ve varoluş biçimi istikrar taşıyan insanlara saygı duydum. Ahmet Kaya, onu tanığımdan beri muhalifti. Dolayısıyla, “Seni var olan dinamiklerden soyutlayıp biz kurtulalım, seni atıl yapalım ve rahat edelim” gibi bir şey önermek aklımın ucundan bile geçmezdi. Hayatın farkında olmadan ve müdahale etmeden seksen yıl yaşamayı çok anlamlı bulmuyorum açıkçası. Biz hayatı ve üretimi paylaşan insanlardık. Bir yoldaşlık ilişkisiydi bizimkisi. Evlilik sadece bunun bir parçasıydı.

Albüm için görüştüğünüz sanatçılardan olumsuz tepkiler geldi mi hiç?
Edip Akbayram hariç, bizzat teklif götürdüğüm arkadaşlarımdan hiçbiri reddetmedi. Tabii ki gerekçesi kendine ait. Bana saygı duymak düşer. Sezen Aksu ile şirket müdürümüz görüşmüşlerdi. Projeyi duyar duymaz heyecanla karşıladı. Hatta söyleyeceği şarkıyı bile seçmişti. O sırada Türkiye şarkıları konserleri ve kendi albümü ile uğraşıyordu. Belki bu yüzden…

Türkiye şarkılarına gelen tepkiler yüzünden çekinmiş olabilir mi?
Bilemeyeceğim ama “biraz geciktirebilirsek” diye sormuştu. Kendi iş programından dolayı sanırım yer alamadı. Zerrin Özer de öyle. Okudu bitirdi ve sonra projeden çekildi.

Ahmet Kaya severler yerine sevmeyenlere bu şarkıları söyletmek daha güçlü olmaz mıydı?
Ben böyle aykırı şeyler çok düşündüm ama Ahmet Kaya severler ve dinleyiciler henüz o olgunlukta değiller, hâlâ çok acı çekiyorlar.

Reha Muhtar’a çıkıp 10. Yıl Marşı’nı söyleyenler okusaydı daha iyi olabilirdi.
Onlar Ahmet Kaya şarkıları okuyamazlar. Bunlar zor şarkılar. 10. Yıl Marşı daha düzdür ve kolay söylenir.

Paris’te kalmayı düşünmediniz mi?
Ahmet Kaya Türkiye için, “Ben o çöplüğün horozuyum” derdi. Burası bizim ülkemiz ve burada olmak zorundayız. Ahmet Kaya sürgünde kalmak zorunda, çünkü bu ülke henüz onu hak etmedi. Mesela Nâzım Hikmet için ‘iade-i itibar’ diyorlar. Bence ancak Nâzım Hikmet Türkiye’nin itibarını iade edebilir.

“Ahmet Kaya kendisini yok etti” eleştirilerine ne diyorsunuz?
Bu ülkede, bu toprakta beraber yaşadığımız halkın bir parçasının yok sayılması acıtıcı bir şey. Buna sessiz kalamazdı. Bu halkın adı Kürtler değil, Kızılderililer de olsaydı tavrı değişmezdi. U2’nun solisti Bono da muhalif, ona neden bir şey söylenmiyor? Mazlum halkların yanında durmak evrensel bir duygu. Bu, dünyada kabul gören, saygın bir davranış. Uygar ülkeler kendi muhaliflerini çok iyi tolere edebiliyorlar.

Kategoriler
MüzikRöportaj
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular

  • Ömer Lütfi Akad Ustayla Son Röportaj

    Ömer Lütfi Akad Ustayla Son Röportaj

    “Özal, yaptığı anlaşmalarla yabancı film şirketlerine kapıları koşulsuz açarak ulusal sinemayı bitirdi. Şimdilerde de Türk filmi diye Fransız filmi, Amerikan filmi çekiyorlar. Yaptıkları işleri de anlamıyorum” Hayatta tesadüflerin elbette...
  • Serra Yılmaz

    Yemek paylaştıkça güzel…

    Serra Yılmaz, çok küçük yaşlarda, dedesiyle evlenmeden önce sarayda cariye olan anneannesiyle birlikte mutfağa giriyor. İşin tadını ilk olarak orada alıyor. Yıllar içinde de yemeklerinin lezzeti, büyük ve geniş...
  • Jennifer Lopez 06

    Jennifer Lopez: Özel Röportaj ve Fotoğraflarla

    Jennifer New York’un lüks tatil beldesi Hamptons’daki evinin bahçesinde efsanevi fotoğrafçı Patrick Demarchelier’ye poz veriyor. Bisikletler ve şapkalar onun kendisine ait gelecek planının birer parçası. “Her zaman, bir gün...
  • Zombilerin Kralı George A Romero

    Zombilerin Kralı George A Romero

    Yaşayan Ölülerin Destanını Filme Alan Efsane Yönetmen… “Öldükten sonra tekrar hayata dönüp son bir film daha çekmek isterdim” ‘ Neden zombileri bu kadar seviyorsunuz? Ne zaman ciddi bir film...