Boşuna ölmüş olabilirler mi?

Kanal-7’nin aktif ‘anchorman’i ve Sabah gazetesinin çiçeği burnunda taze yazarı Ahmet Hakan, cesaretle ‘İslam sağcı mıdır?’ tartışmasını başlattı. Ahmet Hakan’ı kıskanan, sevmeyen çeşitli sağ ve sol çevreler bu hayati...
Kerem Çalışkan_0_0_0

Kerem Çalışkan

Kanal-7’nin aktif ‘anchorman’i ve Sabah gazetesinin çiçeği burnunda taze yazarı Ahmet Hakan, cesaretle ‘İslam sağcı mıdır?’ tartışmasını başlattı. Ahmet Hakan’ı kıskanan, sevmeyen çeşitli sağ ve sol çevreler bu hayati tartışmayı görmezden gelmeye çalıştılar. Ama bu, çok önemli bir tartışma. Hele ABD’nin Ortadoğu’yu ve İslam ülkelerini yeniden dizayn etmeye hazırlandığı şu günlerde…

Sağ-sol kavgası eskidir. Türkiye’de kendisini milliyetçi-İslamcı sağ çizgide görenler ile sosyalist-komünist sol çizgide görenler birbirine ölesiye düşman bir geleneğe sahiptir. 40’lı yıllarda, ama özellikle 60’lı, 70’li yıllarda bu kavga ülkeyi iç savaş ortamına sürükledi. Mahalleler ayrıldı, sokaklar bölündü. Tekbir getirenlerle, sol sloganlar söyleyenler birbirlerinden nefret ettiler. Bıçaklar çekildi, satırlar işledi, tabancalar patladı. Yaralananlar, ölenler oldu. Ölenler kendi kamplarında ‘şehit’ ilan edildi. Bu kamplaşma ülkenin sosyal ve politik ortamını tehlikeli bir fay hattı gibi ortasından böldü.

Ancak özellikle son dönemde, 2000’li yıllardan itibaren Türkiye’de sağ-sol saflarda bir değişim görülmeye başlandı. Sol daha çok milliyetçi, Kuvayi Milliyeci, anti-Amerikan bir söyleme kaydı. İslamcı kesimde anti-Amerikan, emekçiden yana geleneksel sol söylemi anımsatan sesler çoğaldı. Sol milliyetçi, İslam solcu bir havaya büründü.

Nihayet Kanal-7’nin aktif ‘anchorman’i ve Sabah gazetesinin çiçeği burnunda taze yazarı Ahmet Hakan, cesaretle “İslam sağcı mıdır?” tartışmasını başlattı. Ahmet Hakan’ı kıskanan, sevmeyen çeşitli sağ ve sol çevreler bu hayati tartışmayı görmezden gelmeye çalıştılar. Ama bu, çok önemli bir tartışma. Hele ABD’nin Ortadoğu’yu ve İslam ülkelerini yeniden dizayn etmeye hazırlandığı şu günlerde…

Bu yüzden Tempo, Ahmet Hakan’ın başlattığı bu tartışmayı genişletti ve esprili ama çarpıcı bir şekilde kapağa taşıdı. Kızıl bayrağın üzerine kondurduğumuz Arapça alfabeli ‘Allah’ yazısı, gelinen noktayı özetliyor. İslam sola kayıyor. İnancın ağırlığı, dünya çapında ve ülkemizde yoksul ve ezilen kitlelerin savunucusu olmaya yöneliyor. Sovyetlerin çöküşünün yarattığı ideolojik boşluğu adeta İslam felsefesi doldurmaya çalışıyor. Radikal İslam’ın ABD’nin baş hedefi haline gelmesini, belki bu çerçevede değerlendirmek gerek.
Bu önemli dosyaya imza atan Tutkun Akbaş bu sayıda bir de Aydoğan Vatandaş ile konuştu. Vatandaş’ın savaşın perde arkasını anlatan ‘Evanjelik-Yahudi ittifakı’ tezlerini ilgiyle okuyacağınızı düşünüyoruz.

Mutlu haftalar…

Kategoriler
Köşe Yazıları
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular

  • Keşke hamile olsaydı

    Keşke hamile olsaydı

    17 Yaşında bir genç kız karnında beliren büyük bir ur nedeniyle ameliyata alınmıştı. Ameliyat sırasında yumurtalıklardan köken alarak karın içini dolduran iri bir karpuz büyüklüğünde yaklaşık 15 Kg ağırlığında...
  • Bazen isteseniz de unutmayı erteleyemiyorsunuz

    Bazen isteseniz de unutmayı erteleyemiyorsunuz…

    Hekimlere bazen sorarlar; Hastalıklar ve hastalar ile iç içe geçen hayat sıkıntılı olmuyor mu? Hastalarınızın sorunlarından etkilenmeden bu işi nasıl sürdürebiliyorsunuz? Duygularınızı nasıl törpülüyorsunuz? Gerçekten de hastalıklarla mücadele için...
  • Sessizliğin gürültüsü

    Sessizliğin gürültüsü

    Genç kuşaklar, tıpkı Rönesans insanı gibi sessizliğe gömüldü. Genç kuşaklar, tıpkı Rönesans insanı gibi sessizliğe gömüldü. Bu internet sessizliği, ekran başından ayrılır ayrılmaz bitiyor. Acısını her yerde, her durumda...
  • İclal Aydın seksi

    Kendine Bakmak Bir Mesaidir…

    Yaz geldi geliyor derken, sonunda kapıyı çaldı. Hayatı benim gibi kahvaltı, akşam yemeği ve çay sofralarında daha çok sevenler için yılın o bir parça endişeli haftaları başladı yani.. Söyleşi...