Boğaziçi Üniversitesi Eğitimde Marka

AB sürecinde insan kaynakları eksikliklerini tamamlamak amacıyla mastır programı başlatıldı 1971 yılında kuruldu. Türkiye’nin en çok tercih edilen üniversitelerinden biri Üniversite sınavlarında başarılı olanların büyük bölümünün ilk tercihi Yurtdışında,...
Boğaziçi Üniversitesi Eğitimde Marka

AB sürecinde insan kaynakları eksikliklerini tamamlamak amacıyla mastır programı başlatıldı

  • 1971 yılında kuruldu. Türkiye’nin en çok tercih edilen üniversitelerinden biri
  • Üniversite sınavlarında başarılı olanların büyük bölümünün ilk tercihi
  • Yurtdışında, üniversitelerin yüksek lisans programı için tercih ettikleri iki devlet üniversitesinden biri
  • Artık tam bir marka olan Boğaziçi Üniversitesi bu yıldan itibaren ‘Avrupa Çalışmaları’ adı altında bir mastır programı başlattı

Türkiye’nin en köklü ve en iyi eğitim veren üniversitelerinden biri. Öyle ki, Türkiye’de işe alımlarda bile, başvuranın öncelik elde etmesine neden oluyor. Yabancı dilde eğitim vermesi, öğretim üyelerinin kalitesi ve en iyi öğrencileri eğitime alması, bu üniversiteyi haklı olarak bir marka haline getiriyor. Üstelik Boğaziçi Üniversitesi (BÜ), Avrupa’daki birçok üniversiteye oranla daha kaliteli bir yüksek lisans ve doktora eğitimi veriyor.

Boğaziçi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şevket Pamuk, kendi okullarından öğrencileri yurtdışına eğitime gönderirken, onların farklı bir eğitime adapte olmaları konusunda endişeye kapılmadıklarını, Boğaziçi Üniversitesi’nden öğrenci kabul eden okulların da böyle bir endişeyi taşımadıklarını belirterek, “Ancak bazen ikili anlaşma yaptığımız okullardan gelen öğrencilerle ilgili böyle bir endişe taşıyoruz ve onların bizim programa uyum sağlayamayacağını düşünüyoruz. Bu da bizim hakkımızda fikir verir sanıyorum. Marka haline gelmiş bir diploma bizimki ve o yüzden de öğrencilerimizin yurtdışında herhangi bir şekilde kariyerlerine devam etmeleri çok kolay oluyor”diyor.

Boğaziçi Üniversitesi en iyi eğitimi vermesi bir yana, kendini geliştirmeyi de ihmal etmiyor. Hatta bu yıl eylül ayından itibaren ‘Avrupa Çalışmaları’ diye yeni bir mastır programı başlatılmış durumda. Çünkü Türkiye’nin AB’ye girmek istediği bir dönemde insan hakları, ekonomik durumun iyileştirilmesi gibi, olmazsa olmaz sorunların aşılmasının yanında, insan kaynakları alanındaki eksikliğin de önemli olduğu görülmüş. Boğaziçi Üniversitesi için anahtar kelime insan kaynakları. Prof. Dr. Şevket Pamuk, bu programın, insan kaynakları açığını kapatmak amacıyla kurulduğunu söylüyor.

Boğaziçi Üniversitesi’nin, Avrupa üniversiteleriyle kıyaslandığında eğitim kalitesinden söz edilmesi gerektiğine dikkat çeken Pamuk, “Öncelikle anlamak lazım ki, Avrupa üniversiteleri değişen dünyaya ayak uydurmaya çalışıyor. Bologna Deklarasyonu çok önemli ve Türkiye’deki bir grup üniversite olarak, Bologna Deklarasyonu’nda belirtilen ilkeleri zaten eğitim sistemimizde işletiyorduk. Esas olarak Türkiye’nin dışa daha açık olan üniversitelerinin eğitim sistemi Bologna Deklarasyonu ile ulaşılmak istenen standarttaydı. Görüyoruz ki, onların yapmak istedikleri çok şey, bizim içinde olduğumuz yapıyı anlatıyor. Örnek vereyim; dört yıllık lisans eğitimi, bir veya iki yıllık yüksek lisans veya mastır eğitimi, hâlâ Avrupa’nın birçok üniversitesinde oturtulamamış bir yapı. Onlar bunu oturtmaya çalışıyor ama bizim eğitim sistemimizden gelen avantajlarımız var. Sonra, küçülen dünyada biz uluslararası dilde eğitim yaptığımız için, bunun da çok büyük avantaj olduğunu biliyoruz ve nihayet daha da önemli bir nokta, öğretim üyesi kadromuz dış ilişkileri çok güçlü bir kadro. Üniversitemizde öğretim üyelerinin yüzde 50’sinden fazlası ABD üniversitelerinden doktoralı, araştırma ve eğitim faaliyetlerinde Kuzey Amerika üniversiteleri ile ilişkide. Onun için biz zaten kendimizi uluslararası ağın içinde görüyoruz” diyor.
Boğaziçi Üniversitesi’nde, Avrupa üniversiteleriyle öğretim üyesi ve öğrenci değişim programlarının sayısı giderek artıyor. Mesela, bu ay içinde Hollanda’nın önde gelen üniversitelerinin rektörleri üniversiteyi ziyaret edecek.

Şevket Pamuk, “İki üniversite bizimle öğretim üyesi ve öğrenci değişimi yapmak istiyor. Avrupa üniversiteleri de uluslararası programlarını zenginleştirmek istiyorlar. O zaman da tabii ki Türkiye’de; en fazla dış bağlantısı ve öğrencisi olan üniversitelerle işbirliği yapmak istiyorlar. Öğrencilerimiz açısından bakıldığında da biz öndeyiz; çünkü her zaman en iyi öğrencileri bizim aldığımızı söylüyoruz. Buradan mezun olduktan sonra Avrupa veya Kuzey Amerika üniversitelerine gitmek istediklerinde çok avantajlı durumda oluyorlar. Özellikle mastır veya doktora için kolaylıkla bizim öğrencilerimiz burs buluyorlar. Mesela, bu yıl, bizim ekonomi bölümümüzde 20 tane mezunumuz burslu olarak doktora programlarına katıldılar. Bu öğrencilerimiz eğitim aldıktan sonra Türkiye’ye dönüyor ve önemli üniversitelere öğretim üyesi olarak geliyorlar.

Türkiye’de son yıllarda çok yeni üniversiteler eğitim hayatına katılıyorlar ve yabancı dilde eğitim konusunda iddialılar. Buna birkaç açıdan bakılabilir. Ben şu üniversitelerden iyiyiz diyemem ama bu konuda öncelikle şuna bakmak lazım: Üniversitenin üniversite olması için öğretim siteminin iyi, hocalarının kaliteli olması ve dış bağlantılarının kuvvetli olması lazım. Artı, araştırma ve yayın yapıyor olması lazım. Bir üniversitenin birkaç dalda değil, geniş bir yelpazede, mesela sosyal bilimler, temel bilimler, mühendislik alanında faaliyet gösteriyor olması lazım. Ayrıca şunu belirtmek gerekir ki, biz sosyal bilimler ve mühendislik eğitimi alanında kesinlikle çok iyi olduğumuzu iddia edebiliriz. Ve bir de sicilinin olması lazım. Üniversitenin öğretim üyeleri neler yapmışlar, mezunları neler yapmışlar, bilim dünyasına katkıları ne olmuş, ona bakmak lazım. Bu kriterlerle bakınca BÜ haklı olarak iyi bir yerde. Üniversitenin aldığı öğrencilerin kalitesi önemli. Biz 30 tane lisans programımızın 29’unda Türkiye’deki en iyi öğrencileri alıyoruz.”

Doktora öğrencileri

Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyeleri, çeşitli nedenlerle yurtdışına çıktıklarında, ABD ve Avrupa’daki okulların kampuslarında rastladıkları doktora öğrencilerinin çoğunluğunun Boğaziçili olduğunu görüyorlar.

Şevket Pamuk, ‘Avrupa’dan bakınca, Avrupa ve ABD üniversiteleri, Türkiye’de hangi üniversitelerle işbirliği yapmak istiyorlarsa, önce eğitim sistemine bakıyorlar, mesela istiyorlar ki, eğitim dili uluslararası dil olsun. Kendi öğrencilerini göndermek bakımından, ilişki kurmak istedikleri üniversitenin öğrencileri, kendi üniversitelerine geldiğinde nasıl bir performans gösterir onu bilmek istiyorlar ki; bizim öğrencilerimizin performansı çok yüksek. Hatta onların bazılarının öğrencileri bizim okulumuzda zorlanacağı için göndermek istemiyorlar ve tüm taşlar yerine oturduğunda Türkiye’de ilk olarak akla gelen isim BÜ oluyor. Yabancı üniversiteler, Türkiye’de üç dört kurumla görüşüyorlar. Devlet üniversiteleri içinde BÜ ve ODTÜ oluyor. Vakıf üniversitelerinde ise Bilkent, Sabancı ve Koç. Bizim ODTÜ’ye göre avantajımız İstanbul”da olmamız. Yaşama açısından önemli bir yer tutuyor İstanbul.”

En çok öğrenci Balkan ve Avrupa ülkelerinden

Avrupa’dan dört yıllığına Türkiye’ye gelmek isteyen öğrenci olmuyor. Öğrenciler daha çok Balkan ülkelerinden geliyor. Avrupa ve ABD’den ise bir yıllığına ve genellikle üçüncü yıllarını Boğaziçi Üniversitesi’nde geçirmek isteyenlerin sayısı artıyor. Ayrıca Türki cumhuriyetlerden ve Afrika ülkelerinden gelen öğrenciler de var.

Bu arada Boğaziçi Üniversitesi, CRE tarafından incelenerek akademik ve idari yetkinliği test edilen bir üniversite.

Haber: Füsun Saka

Kategoriler
Eğitim
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular

  • 425b

    Öğrenci motivasyonu

    Bebekleri ve ilk yaşlardaki çocukları hareket ettiren en büyük güç meraktır. Keşfetmek, iletişim kurmak ve çevrelerini tanıyabilmek onlarda yoğun bir istek meydana getirir. Bu konuyla ilgili bir yazarın tespiti...
  • Okul notlarının daha etkin olacağı bir sistem bulunmalı

    Okul notlarının daha etkin olacağı bir sistem bulunmalı

    YAKLAŞIK her 2.5 yılda bir kez liselere geçiş sistemi değişiyor. Her sistem değişikliği de tartışmalara yol açıyor. Getirilen ya da kaldırılan sistemden hangisinin daha adaletli olduğu, en doğru seçme...
  • Yeni bir yerleştirme sistemi şart

    Yeni bir yerleştirme sistemi şart

    HER yıl liselere yapılan yerleştirmenin ardından okullardaki “boş kontenjanları” tartışıyoruz. Aralarında hem öğrencilerin hem de velilerin yıllarca emek ve para harcayarak hazırlandığı Anadolu liseleri bile boş kalıyor. Örneğin geçen...
  • TEOG

    Sistemler değişiyor ama onların stresi hiç bitmiyor

    1.2 milyondan fazla öğrenci bu yıl liselere ilk kez uygulanacak TEOG sistemiyle yerleştirilecek. Onlara göre sınavın anlamı ‘stres’ demek. Ama tercihleri okul notlarıyla yapılacak bir yerleştirme değil. Tüm stresine...