Bodrum:Keyfini çıkarma zamanı

En trendy mekânları, ünlü simaları ve yeni açılan beach’leriyle Çeşme ile yarışan Bodrum’da, bu sezon doluluk oranı geçen yıla oranla az Ancak işletmeciler temmuz-ağustos aylarından umutlu Bodrum’un yeni kulüpleri,...
Bodrum

En trendy mekânları, ünlü simaları ve yeni açılan beach’leriyle

  • Çeşme ile yarışan Bodrum’da, bu sezon doluluk oranı geçen yıla oranla az
  • Ancak işletmeciler temmuz-ağustos aylarından umutlu
  • Bodrum’un yeni kulüpleri, trendy mekânlar ve Bodrum klasikleri…
  • Sezona sakin giren Bodrum’da nereye gidilir, ne yenir, nerede kalınır?

Birkaç yıl öncesine kadar tek başına egemenliğini ilan eden, şimdilerde ise Çeşme ile adı beraber anılan Bodrum’dayız. Eğlenceyle karışık, tatil ve mavi sularla kucaklaşmak isteyenler için, tüm hazırlıklarını tamamlamış mekânlara göz atmaya başlıyoruz.

İlk durağımız Bardakçı Koyu. Hani, denize girmek için, rahmetli Zeki Müren’in tercih ettiği o ünlü koy. Çarşaf gibi denizi, incecik kumu ve el değmemiş doğasıyla, sadece deniz taşıtlarıyla ulaşılan koyun yerinde şimdi yeller esiyor. Zira, her tarafı otellerle çevrilmiş doğa harikasının tepesine devlet bile binmiş. Bir tarafında İl Özel İdaresi’nin lüks villaları, diğer taraflarında da oteller ve koya gürültü kirliliği yayan baraka gibi bir kafe… Beş yıldızlı Azka ile Mavi gibi otellerin yerine beach yapılsa daha mı iyi olurdu sorusunun yanıtını almaya çalışırken, birkaç gün sonra merakımızı gideriyoruz. Zira, Bodrum’un diğer yerlerine bakıp, plansız programsız yapılaşma karşısında Bardakçı Koyu’nun lüks oteller sayesinde daha iyi korunduğunu anlıyoruz.
Sezon iyi başlamadı

Bu sezon Bodrum’daki doluluk oranı hakkındaki ilk fikirlerimiz Azka Otel’in sahibi Bülent Kaya sayesinde oluşuyor. Haziran ayı sonu itibarıyla doluluk oranının yüzde 80’leri aşamadığını öğreniyoruz. “İnşallah önümüzdeki günlerde sezon canlanacak” sözünü de onun ağzından ilk kez duyuyoruz. Bodrum’da 2003 yaz sezonuna iyi başlanmadığını anlıyoruz. Bir de, ilçenin tümünde ruhsatlı mekân sayısının yüzde beşlerde kaldığını ve devletin yüzde 95 gibi bir bölümünden yeterince vergi alamadığını, denetimi sağlayamadığını öğreniyoruz. İkinci durağımız ise Marina oluyor. Teknelerin çoğunun limana bağlı kaldığını, sahiplerinin daha sezona başlayamadığını ve yabancı bandıralı teknelerin, geçen yıla oranla daha az olduğunu gözlemliyoruz. Marina’nın çevresindeki esnaftan, işlerinin azlığına yönelik duyduğumuz sızlanmalara, daha sonra gittiğimiz barlar sokağındaki mekân sahipleri de katılıyor. Zaten onlar söylemese de, geçen yıllar, kalabalıktan yan yana yürümenin bile zor olduğu daracık sokakların sakinliğinden, her şeyi anlıyoruz. İşletme giderlerini azaltmak için, o sıcakta klimalarını kapatan, ışıklarını kısan dükkânların arasından tüm çılgınlığın yaşandığı barlara ulaşıyoruz. Çalınan müziklerin volümünün yüksekliği ile müşteri sayısı paralellik göstermese de bir hareket var. Yabancısıyla, yerlisiyle çılgın görüntüler sergileyen müşterilerin arasına karışmakta zorlanmıyoruz. Zira, geçmişte yabancı turist fazlalığından dolayı önünüze set çeken kapı görevlileri, şimdi tüm sempatik tavırlarıyla bizi içeriye buyur ediyor.

Kategoriler
Turizm
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular