Bir Fransız masalı

Geleneksel peri masalları mutlu sonla biter çünkü bu tür masallar, çocukların en derin korkularına doğru götüren simgesel bir yolculuktur. Bu ay Judith Malika Liberman ile olan röportajımızda masalların şifrelerini...
Bir Fransız masalı

Geleneksel peri masalları mutlu sonla biter çünkü bu tür masallar, çocukların en derin korkularına doğru götüren simgesel bir yolculuktur.

Bu ay Judith Malika Liberman ile olan röportajımızda masalların şifrelerini çözüyoruz. Bu sayfanın isminin masal olmasının tek nedeni kendisidir… Judith Paris doğumlu, anlatma sanatı ile uğraşıyor. Üniversiteler ve UNESCO ile işbirliği içinde Türkiye’de masal anlatıcılığının yeniden canlanmasına katkıda bulunuyor. Fransa’dan Hindistan’a, Amerika’dan Türkiye’ye, pek çok yerde masal anlatıyor.

12 yıldır ülkemizde… Yaklaşık 2 aylık bir süreç için Judith’in öğrencisi oldum, masalları kendi çocuğum için daha iyi anlamaya çalıştığım bu zaman diliminde içimdeki çocuğa yolculuk yaptım.

Artık büyülü kapının anahtarını elimde tutuyordum. Umar m Judith ile yolunuz bir gün kesişir. Tıpkı masallar gibi, insanı iyileştiriyor ve şifalandırıyor.

dinamikanne: Judith, şu anda neler yapıyorsun?

J.M: Ntvradyo’da her hafta farklı bir konuk ile ‘Masal Bu Ya’ isminde bir program yapıyorum. Sonrasında geleneksel masalları yorumlayarak her hafta yeni bir masal anlatıyorum. Bu masallara yorumlar katıyorum ve yetişkinlere uygun hale getiriyorum. Masal Terapi isminde kitabım çıktı ve kitap söyleşileri yapıyorum. Her ay Kadıköy Nazım Hikmet Kültür Merkezinde ve Taksim Kumbaracı 50’de sahnede yetişkinlere masal anlatıyorum.

dinamikanne: Biletler anlatı öncesinde bağış karşılığında veriliyor, sabit bir ücret yok ve kim önce gelirse alıyor. Biletler bittiği için iki kere izleyemeden döndüm biliyor musun? Neden önceden satmıyorsunuz?

J.M: Benim için çok önemli olan ‘armağan ekonomi’ düşüncesi kapsamında kültüre ulaşmakta paranın engel olmasını istemiyorum. Her ay sahneye çıkmak ve masal anlatmak, İstanbul’a armağan ettiğimiz bir şey. Müzisyen arkadaşım Tahir’de benimle birlikte ve sahneye birlikte çıkıyoruz. Ben masal anlatırken, Tahir müziği ile bana eşlik ediyor. Son zamanlarda çok fazla kapıdan dönen kişi olduğu için biletleri bu ay itibari ile önceden satışa sunmak durumunda kaldık.

dinamikanne: Anadolu’da el vermek deyimi vardır. Senin el verdiğin kimse var mı?

J.M: Tahir ve öğrencilerim ile birlikte birbirimize yoldaşlık yapıyoruz. Bu aslında ’el vermek’ durumu değil. Hiç bir masalcı başka bir masalcıya benzemez, her öğrenci kendi içindeki masalcı ile temas etsin isterim. Hepimizin içinde bir anlatıcı var, Aslolan hiç kimsenin peşine takılmadan kendi içine bakmak, iletmek istediğin mesaj ne, kendi otantik sesini bulduğun zaman ve bunu keşfettiğin zaman masalcı oluyorsun. Şu soruyu sormak gerekiyor; Anlatmam gereken nedir? içimde anlatılmayı bekleyen masal nedir? Ben o yolculuğa, insanların içine doğru giden yolculuğa eşlik ediyorum. Çok sevdiğim bir söz vardır. “Hepimiz birbirimizi evine doğru yürütüyoruz.” Birbirimize Kendi yolumuzu bulmak için eşlik ediyoruz yani. Hepimiz biraz kaybolmuş gibiyiz. Sanat arayışı aslında her kişi için bir ev arayışıdır, kendi olma halini arayıştır.

dinamikanne: Her masal her çocuğa uygun mudur?

J.M: Her masal herkesin ilgisini çekmeyebilir. Bu uygunsuzluk meselesinden daha farklı bir şey… Hangi masal hangi çocuğun hoşuna gidiyor kısmı üzerinde düşünmek gerekiyor. Masallar açıklamaz, yalnızca bahseder. Örneğin onun dünyasından bir parça olmadığı için cinsellikle alakalı bir şey anlatmıyorum. Aldatılma duygusunu çocuk anlamlandırmaz. Masal dinlerken onu görselleştiremez. Masalları besin gibi düşünün, çocuk o masalı istiyorsa o masalın o çocuğun iç dünyasında bir görevi var demektir. Kendisine iyi gelecek ilacı bulmuştur. Genç yaş çocukları, (3 yaşa kadar) genellikle hayvan masallarını sever ama bunun garantisi yok, başka tarz masallar da sevebilirler. Bazen çocuklara sormak gerekir. Mesela ben masalın içinde ne olsun diye sorarım, onun söylediği imgelere göre masal tasarlarım. Ejderha olsun diyebilir, masal buna göre şekillenir.

dinamikanne: Masallar okunmalı mı, anlatılmalı mı?

J.M: ikisin de yeri farklı. Kitap okunmalı çünkü kitap okumak, çocuklara okuma alışkanlığı kazandırır. Anlatmak da çok önemli. Anlatırken yazı yok, resim yok… Anlatmak vizyon geliştirmek için çok önemli. Çocuk ortada olmayan bir şeyi görüyor. Kendisi hayal ediyor. Toplumumuzda görsel destek çok fazla olduğu için bu yetenek geliştirilemiyor. Bu yeteneği geliştirebilmek için “Sen hayal et, nasıl hayal ediyorsan o doğrudur.” demek gerekiyor.

dinamikanne: Herkes masal anlatabilir mi?

J.M: Geçen gün bana birisi, “Kayıt yaparsanız çocuğuma dinletirim, masalları sizden dinlemesi çok da güzel olur.” dedi, Hiçbir kayıt, anne-baba ile geçirilen o andan daha değerli değildir. Masalları uydurabiliriz, bununla nasıl yaratıcı olduğumuzu gösteriyoruz. Kendi hayal dünyamıza davet ediyoruz. Hayal etmek sadece çocuklara göre değil, yetişkinler de hayal eder.

dinamikanne: Masallar değiştirilebilir mi?

J.M: Masalların kemikleri, birde etleri vardır. Kemiklere yani iskelete sadık kaldığınızda diğer kısımları değiştirebilirsiniz. ‘Uyuyan Güzel’ masalından örnek verecek olursak Uyuyan Güzelin uyuması gerekir. Bu iskeletidir. Zaman, mekan, kıyafetler, sofra üzerindeki yemekler gibi detaylar değişebilir. Önemli olan olay dizisini ve iskeleti kaybetmemektir.

dinamikanne: Masallar mutlu sonla mı bitmeli?

J.M: Masallar, genellikle geleneksel peri masallarında mutlu sonla biter. Bu önemli bir şey çünkü geleneksel peri masalları, çocukları en derin korkularına doğru
götüren simgesel bir yolculuktur. Masallar bize şunu söyler. Evet, şu anda kendi içinde korkular yaşıyor olabilirsin ama günün sonunda bunların üzerinden geçip eve doğru dönüş yolunu bulacaksın.

dinamikanne: Masalın ortaya çıkışı nasıl? İlk masalı kim anlattı?

J.M: Masal, belki de en eski sanat dallarından biridir. Dil ortaya çıktığı anda aslında masallar ve hikayeler de ortaya çıktı, ilk masallar, mağara insanları tarafından anlatıldı. Gece, ışıkla beraber mağaradaki resimler eşliğinde masalların anlatıldığı söylenir,

dinamikanne: Sen küçükken ne olmak isterdin?

J.M: Her çocuk gibi çok fazla hayalim vardı. Bunlardan biri de Çinli olmak ve Çin-Fransa arasında elçi olmak isteğiydi.

dinamikanne: En sevdiğin masal nedir?

J.M: En sevdiğim masal bugün anlatacağım masaldır.

dinamikanne: Neden daha çok yetişkinlere anlatmayı tercih ediyorsun?

J.M: Çünkü masallar bana hayal etmeyi tekrar öğretti ve ben de bunu diğer yetişkinlere göstermek istiyorum. Masallar insanlara hayret etmeyi gösterirler.

dinamikanne: Anneler günü için annene ne söylemek istersin?

J.M: Annem bana sadece masal anlatmadı, aynı zamanda annem benim anlattığım masalları dinlediği için belki bugün masalcıyım. Hem annem hem de babam bana bu konuda çok destek verdiler. 0 yüzden onlara çok minnettarım.

dinamikanne notu: Fotoğraf çekimi için bu muhteşem masal diyarında bize ev sahipliği yapan ‘kids nook’ kitabevine teşekkürlerimle…

Kategoriler
Röportaj

Benzer Konular