Bir fincanda kırk yıllık hatır!

Türk kahvesi başlı başına bir kültürdür. Onu diğer kahvelerle kıyaslayamazsınız; hazırlanışı, sunumu, adeta bir seremoniyi andırır. Özel günlerin de vazgeçilmezlerindendir. Hele ki bayramların… Tabii Türk kahvesine eşlik edenleri de...

Türk kahvesi başlı başına bir kültürdür. Onu diğer kahvelerle kıyaslayamazsınız; hazırlanışı, sunumu, adeta bir seremoniyi andırır.

Özel günlerin de vazgeçilmezlerindendir. Hele ki bayramların… Tabii Türk kahvesine eşlik edenleri de unutmamak gerek. Yanında bir tatlı, bir de likör eşliğinde bayramların unutulmaz tatları olurlar. Bu unutulmaz ikramlar günümüzde de yaşatılmaya devam ediyor. Hem de çok sayıda alternatif ve farklı lezzet seçenekleriyle…

Türk Kahvesi (Turkish coffee)

“Bayramların, eş dost, akraba ziyaretlerinin, kız isteme seremonilerinin vazgeçilmezi nedir?’’ diye sorsalar aklınıza ilk ne gelir? Sanırım herkes aynı cevabı verecektir: ‘Türk Kahvesi.’ Kültürümüzde çok ayrı bir yeri vardır Türk kahvesinin. Keyifli sohbetlerin, özel günlerin vazgeçilmezidir. Boşuna dememişler ‘Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır’ diye. Gerçekten de hatırı büyük bizim için Türk kahvesinin! Hazırlanışı bile ayrı bir ritüeldir adeta. Kahvenin çekilmesi, pişirilmesi, sunumu… Bir seremoni gibidir. Hazırlanışı da kişiye özeldir. O yüzden “Kahvenizi nasıl içersiniz?” demeden ocağın başına gidilmez. Kimi sade, kimi orta, kimi de şekerli kahveyi tercih eder. Öyle hemen de pişmez kahve. Kısık ateşte, köpüğünü kaçırmadan hazırlamanız gerekir. Kokusu kendinden önce gelen kahveninse içimine doyum olmaz…

Dostluk, sevgi ve paylaşım

Türk kahvesiyle ilk tanışıklığımız Yavuz Sultan Selim dönemine dayanır. O dönem, Osmanlı İmparatorluğu’nun Mısır’ı fethetmesiyle birlikte bu coğrafyaya özgü bir içecek olan kahve, Türk Kahvesi Tarihi (Osmanlı’da kahve)Osmanlıların başkenti İstanbul’a kadar ulaşmıştır. Kısa bir süre, geldiği topraklarda dahi yasaklansa da; daha sonra hızla tüm İmparatorluğa yayılmıştır. İstanbul’da Tahtakale’de açılan ilk kahvehane olan Kivahan’dan sonra, Kanunî Sultan Süleyman döneminde, kahvehaneler hızla yaygınlaşmaya başlamıştır. Sonrasında ise kahve Türklere özgü pişirme yöntemiyle ‘Türk Kahvesi’ namını almıştır.

Hikâyesi yüzyıllar öncesine dayanan Türk kahvesi, giderek toplumsal hayatın ayrılmaz bir parçası haline gelerek kendine özgür bir takım gelenekleri ve ritüelleri de oluşmuştur. Böylelikle, Türk kahvesi kültürü olarak adlandırılan özel bir kültürel dokunun meydana gelmesi de kaçınılmaz olmuştur. Viyana Kuşatmasıyla de birlikte Türk kahve kültürü tüm Avrupa’ya yayılmıştır. Öyle neskafe içmeye benzemez Türk kahvesi içmek. Nasıl ki annenizin bin bir zahmet yaptığı o güzelim yemeklerle hamburgeri kıyaslayamazsanız, Türk kahvesini de diğerleriyle kıyaslamanız mümkün değildir. Kendine özgü bir kimliği, geleneği vardır Türk kahvesinin… Bir fincan kahveyle birlikte evinize giren dostluk, sevgi, ve paylaşımdır Türk kahvesini bu denli anlamlı kılan. Ev sahibi misafirine verdiği önemi gösterir kahveyi sunumunda, kahvenin kabulü ise ikramda bulunanı onurlandırır. ‘Kahvesi içilir olmak’ deyimiyle kast edilen aslında tam da budur. Hatta biliyor musunuz; Türkçe’de ki ‘kahvaltı’ kelimesi ‘kahve-altı’ sözcüklerinin bir araya gelmesiyle türemiştir.

Yeni tatlar farklı seçenekler

İşte böylesine köklü bir hikâyeye sahip olan Türk kahvesinin bir de eşlikçisi vardır; likör! O eski bayram günlerini düşünsenize… Yaşı yetişenler bilir, genç nesilse mutlaka hikâyesini dinlemiş ya da hala bu geleneği devam ettiren büyüklerinden öğrenmiştir. Bayramlarda Türk kahvesinin yanında hoş ve lezzetli likörler ikram edilirdi. Likör Türklerin hayatına 1930’larda girmiş. Modern ve şehirli yaşamın simgeleri arasında yerini alan likör, bayramların öncelikli ikramları listesine girmeyi de başarmış. 82 yıldır hayatımızda olan likör, aslında evlerimize Avrupai bir görgü göstergesi, değerli misafirlere sunulabilecek şık bir ikram olarak kabul edilmiştir. İlerleyen yıllarda ise bayramlarda, eş dost ziyaretlerinde kahvenin yanında hem sek hem de farklı kokteyllerle tüketilmiştir. Bu ikramı keyifli kahve ve likör, afiyetle ve özellikle de şen sohbetle tüketilir. Bizim kültürümüz için kahveyle bir araya gelmesi de ayrı bir anlam ifade eder.

Fazlasıyla nostaljik anıları olmasının yanında likör ve kahvenin hikayesi günümüzde de gerek bayramlarda gerekse gündelik hayatımızda yaşamaya devam ediyor. Asiditesi yüksek olduğu için Türk kahvesiyle son derece uyumlu olan likör birden fazla seçeneğiyle ne de güzel eşlik eder kahveye. Size sadece kahvenin yanında damak zevkinize uygun olan likörü seçmek ve afiyetle içmek kalır.

Gün geçtikçe seçenekler ve farklı tercihlere uygun alternatifler artıyor. Yıllardır süregelen, hem hafızalara hem de damaklarımıza yer etmiş bu likör geleneğini canlandıran markalardan biri olan Mey bu yıl pazarı hareketlendirecek yeniliklere imza atarak, farklı tatlarla; ‘Nazen’ adı altında çıkıyor karşımıza.

Nazen, yeni ürünleriyle güzel sohbetleri tatlandırmak için kahvenin yanına yeni alternatifler yaratıyor. Bu yeni ürün grubunun amacı ise, gelenekleri yaşatmak ve lezzetiyle geçmişin sıcaklığını yeniden hatırlatmak. Türkiye’nin dört bir yanından seçilmiş meyvelerden üretilen Nazen, en güzel sohbetlerin en tatlı eşlikçisi olmaya aday. Nane, Vişne, Acıbadem, Ahududu gibi renkli meyve çeşitleriyle farklı kuşakları bir araya getirecek olan Nazen, ikramlara yaraşır 35 cl’lik şık şişe tasarımlarıyla gözlere de hitap ediyor.

Bir kutu çikolata, fındıklı, fıstıklı veya meyveli lokumlar, badem şekerleri, üzerinde dumanı tüten mis kokulu kahve ve minik kadehlerde nefis lezzetleriyle Nazen Likörleri sohbetlerinize ayrı bir tat katıyor. 82 yıllık likör geleneğinin yeni adı Nazen’in bu özel tatları hem Türk kahvesinin yanında hem de sek olarak ya da kokteyllerle uyum gösterir nitelikte.

Nazen’in yolculuğu

Bugün Vilanova’nın likörü Avrupa’da ‘Goldwasser’, yani altın suyu, bizde de altın likörü olarak biliniyor. Kış mevsimine yaz aylarının taze meyve lezzetlerini, bin bir çeşit otun kokusunu taşıyan bu tatlı içecek Avrupa’da öyle seviliyor ki bir süre sonra evlerde de üretilmeye başlanıyor. 19. yüzyıda yapım tekniği açısından doruk noktasına ulaşan bu tadın seri üretimine başlanıyor ve genelde o dönemde yemek sonrasında tercih edilen bir içki haline geliyor. Zaman içerisinde de popüler hale geliyor.

Türkiye’deki ikram kültüründe, likör kahveyle birlikte veriliyor. Tepsiye hem fincan hem de minik bir içimlik likör kadehi koyuluyor. Tercihen yemek sonrasındaki kahve ikramında da bu uygulanıyor. Evlerde, özellikle de misafir ağırlandığında bu servis tercih ediliyor. Ancak likörle, aynı zamanda özel kokteyller de hazırlamak mümkün. Mey’in yeni serisi Nazen’in de yeni tatları yeni birer alternatif. Nasıl mı yapılıyor Nazen? Ahududu, vişne gibi yaş meyveden yapılan Nazen likörleri, olgunluk dönemindeki bu meyvelerin etli kısımlarından yapılıyor. Meyveler çekirdeklerinden ve saplarından ayrılıyor ve maserasyonda 2-3 ay bekletiliyor.

Meyvenin rengi, aroması ve karakteri sıvı karışıma geçtikten sonra özel filtrelerden süzülen Nazen’e şurup ilave edildikten sonra bir ay daha dinlendiriliyor ve filtre edildikten sonra şişeleniyor. Aradığınız hem görsel şıklık hem de lezzetse, Mey’in Nazen serisi tam size göre.

Kahve ve Likörünüzü nasıl alırdınız?

Bayramların ikram kültüründeki yerinden söz ettik kahve ve likörün. Ancak bu sunum seremonisine uygun dikkat edilmesi gereken bir takım noktalar da var.

Eğer vaktiniz ve sabrınız varsa, kahve çekirdeklerini kendiniz kavurun ve öğütün. Basit bir el değirmeni ile kahvenizi çok kısa sürede öğütmeniz mümkün. Kahve kutunuzu sıkıca kapatın ve rutubetli kaşık kullanmayın. Temiz ve soğuk içme suyu kullanın ki kahvenizin tadı bozulmasın. İyi yıkanmış bir cezvede, ağır ateşte pişen kahvenizi fincana koyduğunuzda, artık hazırsınız. Likör servisinde kullanılacak bardakların ise servis edilecekleri likörün özelliğini iyi yansıtabilmeleri gerek. Alkol ilaveli likörler ve baharat likörlerinin servisinde kullanılan likör bardakları geniş ağızlı, dar gövdeli ve kısa ayaklıdır.

Akıcılığı az olan (krema, yumurta sarısı, vanilya, Hindistan cevizi sütü vb. karışımlardan yapılan) likörler için seçilecek bardağın ağzı geniş olmalı. Klasik olarak bu bardakların hacimlerinin 30 ila 60 cc arasında olması uygun. Bu hacimde ayaklı veya ayaksız modelleri olabildiği gibi kulplu veya kulpsuz modellere de rastlanır. Likörlerin, servis ediliş zamanlarına, özelliklerine göre sıcaklıkları da değişir. Baharat içeren likörler genelde oda sıcaklığında (16-28 derece) servis edilirken, diğer likörler genel olarak 8- 10 derecede servis edilirler. Likör bardakları ısıtılmaz. Likörlerin servisinde içerisine soğumaları için buz ilavesi yapılmamalıdır. Küçük hacimli bardaklarda servis edilen içecekler olduğundan porsiyon miktarları 2 veya 4 cl olabilir.

Bunlara Dikkat!

• Likörün servis edileceği zaman önemli. Yemekten önce ya da yemekten sonra mı verileceğini iyi düşünün.

• Kahvenizin bayat ve beklemiş olmamasına özen gösterin.

• Likörün özelliklerine göre, yanında verilecek ikram doğru ayarlanmalı. Lokum, çikolata, bisküvi, kek…

• Kahvede oran önemli. Eğer göz kararınız henüz oluşmadıysa, ölçünüze dikkat edin ki tadını kaçırmayın.

• Likörleri özelliğine uygun ısıya getirmeye özen gösterin. Soğuk servis edecekseniz servis saatinden en az yarım saat önce buzdolabına koyabilirsiniz.

• Frappe olarak içilen likörlerin bardağına küçük bir içme kamışı koymayı ihmal etmeyin.

Kategoriler
Yemek

Benzer Konular

  • Kahve türleri

    Efsanelerin İçeceği

    Bugün kahvenin olmadığı bir dünyayı düşünmek neredeyse imkânsız. En doğudan batıya küreselleşmiş dünyanın resmi içeceği gibi. Peki kahve, hayatımıza nasıl girdi? Nasıl bu kadar yaygınlaştı, neden sevildi? Geçmişi çok...
  • Ananas Likörü Tarifi

    Ananas Likörü

    Ananas Likörü Tarifi Hazırlanışı: 200 gr. şekeri geniş ağızlı 2 lt.lik bir şişeye koyun. Ananası minik küblere doğrayın. 2 adet limonun kabuğunu ince ince soyun. 50 gr. zencefili soyup...