Bilişim ve çocuk

Çocuklarına bilgisayar alabilmiş anne babalar, çocuklarını bilgisayar başından alamadıklarından yakınıyorlar. Küçüklü-büyüklü bir çok çocuk bilgisayar başında ne yapmakta Allah aşkına? Oyun oynuyor, chat yapıyor veya pornografik web mekânlarını “ziyaret”...
Bilişim ve çocuk
Yankı Yazgan

Prof. Dr. Yankı Yazgan

Çocuklarına bilgisayar alabilmiş anne babalar, çocuklarını bilgisayar başından alamadıklarından yakınıyorlar. Küçüklü-büyüklü bir çok çocuk bilgisayar başında ne yapmakta Allah aşkına? Oyun oynuyor, chat yapıyor veya pornografik web mekânlarını “ziyaret” ediyorlar…. Bilgisayar karşıtı anne-babalara bakarsanız, çocuklar faydasız ve zararlı işler için kullanmaktalar bilgisayarları, âdetâ bir TV ya da “pleysıteyşın” gibi. Bir kesim anne-baba da çocuklarının bilgisayar merakından pek memnun, çocuklarının bu elektronik oyuncağı kullanırken gösterdiği ustalıktan etkileniyor, onların becerilerine imreniyorlar.

Bizimle çocuklarımız arasındaki ilişkiyi aksatan her tutkuya karşı çıkabiliriz. Bunu bir tür refleks olarak düşünün. Ama, çocuğumuzun bilgisayarı kullanım tarzını düzenlemesinde bir rolümüz olamadığı için, bir kenara çekilip, kızgın ya da üzgün, ama kesinlikle küskün bir tarzda evimizdeki yeni düşman bilgisayarlara atıp tutuyor, bu müthiş aygıtın ve onunla birlikte gelen “bilişim teknolojisi”nin hayatımıza yapabileceği olumlu etkileri bir kalemde silip atıveriyoruz.

Türkiye Bilişim Vakfı başkanı Faruk Eczacıbaşı ile yaptığımız radyo söyleşisinde (94.9 Açık Radyo, GüzelGünler, her pazartesi, 15.35), Faruk bey değişik bir perspektif getirdi. Bizim çocukluğumuzda olmayan bir durumla karşı karşıya olmanın şaşkınlığını vurguladı.

Çocuklarımızın geçtiği bir çok yoldan biz de geçtik. Yaşadıklarımız farklı dönemlerde ve farklı imkânlar çerçevesinde olduysa da, ana temalar binlerce yıldır olduğu gibi devam ediyor. Bilişim teknolojisi ise, binlerce yıldır olan bitenin, içinde yer aldığı “zaman” ve “mekân” boyutlarını değiştirerek, bazı daha önce hiç varolmamış kavramları hayatımıza sokuyor.

Kendi çocukluk deneyimimizde yer almayan bu kavram ve imkânları hiç tanımıyor, hele bir çocuğun hayatında nasıl bir yer alacağı ya da değişklik yaratacağı konusunda en ufak bir fikir sahibi olamıyoruz. Ancak “bizzat ve şahsen” bir çocuk olarak yaşandığında elde edilebilecek bilgileri, sonradan tahmin yoluyla anlamaya çalışıyoruz. Bilişim teknolojisinin çocuklarımızın hayatındaki etkilerini “maksimize” etmenin yolları tümüyle kapalı mı bize, öyleyse? Pek değil. Onlarının hayat düzeni içinde, ne yapıp ettiklerini bize anlatma ve bizim onları dinlememiz şeklinde bir zaman dilimi varsa, meselâ; onların ne düşündüklerini ve ne hissettiklerini bilme ve anlama becerilerimiz yeterince gelişmişse, hani şu empati dedikleri; bilişim gibi adı bile çoğumuza yabancı gelen bir kanal ile çocuklarımızın üstünden bağlanır, neyin ne olduğunu onlar için taşıdığı anlam ve anlamsızlığı daha iyi anlayabiliriz. Kolay mı? Zor, elbette.

Bilgisayara bazı çocuklar daha düşkün oluyor, denmekte. Galiba öyle. Bazı çocukların düşkün olduğu şeyler, zaman içerisinde değişmekle birlikte, düşkünlük eğilimi yüksek ve düşük çocuklar diye iki grup çıkartabiliriz. Bilgisayarla “ilgilenmenin” en hoş gelen yanlarından birisi, yaptığınız etkinin sonucunu hemen alabilmeniz. Sonuç şu ya da bu, sizi hiç bekletmiyor. Bekletiyorsa eğer, zaten o kısıma düşkünlük göstermiyorsunuz, ilişki bitiyor. Bekleyemeyen, sabırsız, bir yere yetişme (neresiyse artık o yer?) telâşındaki çocuklar (ve büyükler) için mükemmel bir ilişki ortamı sağlıyor. Baktığınız, ama kulak vermenizi pek gerektirmeyen, hayatı hızlandıran, acele etmeyi teknolojik yoldan mümkün kılan bilişim araçlarının cevap sağlamadığı bir soru var, düşkünlerine: Bu telaş neye? Nereye yetişiyorsun?

Kategoriler
Çocuk PsikolojisiPsikiyatristPsikoloji
Prof. Dr. Yankı Yazgan (Psikiyatrist)

Prof. Dr. Yankı Yazgan, içinde kendinizi de bulacağınız yazılarıyla sizlerle...
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular