Beslenme Terapisini (Nutritional Therapy) Ana Akıma Almak

Beslenme Terapisi olarak adlandırabileceğimiz Nutritional Medicine ya da Nutritional Therapy, tamamlayıcı tıp akımları içinde gittikçe daha çok ilgi çeken ve üzerinde daha çok uzmanın çalıştığı bir dal. Aşağıda bu...
Beslenme Terapisini (Nutritional Therapy) Ana Akıma Almak

Beslenme Terapisi olarak adlandırabileceğimiz Nutritional Medicine ya da Nutritional Therapy, tamamlayıcı tıp akımları içinde gittikçe daha çok ilgi çeken ve üzerinde daha çok uzmanın çalıştığı bir dal.

Aşağıda bu konu üzerinde İngiltere’de Reproductive and Nutritional Medicine Trust kurucusu ve başkanı Dr. Adam Carey ile The Nutrition Practitioner dergisinin yapmış olduğu röportajı okuyabilirsiniz;

Adam Carey

Dr. Adam Carey

NP: Dr. Carey okurlarımız için kısaca özgeçmişinizden bahseder misiniz?

AC: Oxford ve Cambridge’de tıp okuduktan sonra Obstetrics ve Jinekoloji üzerinde ihtisas yaptım. Londra’da St.Mary’s de polikistik overler ve moleküler genetik üzerine çalıştım. O zamandan beri de klinik çalışmaların içindeyim.

NP: Beslenme terapisiyle (Nutritional Therapy) ne zaman ilgilenmeye başladınız?

AC: 1995-96 da nutritionistler ile görüşmeye başladım. Onların beslenmeye benim alıştığımdan çok daha farklı yaklaşımları vardı. Bu da benim genel sağlık ve hastalıklardan korunmada besin maddelerinin rolü üzerinde çalışmaya başlamamı sağladı.

NP: Tıp fakültesinde beslenme ile ilgili herhangi bir ders aldınız mı?

AC: Eğitimimde beslenme konusu çok göz ardı edilmişti. Ancak şimdi bu değişiyor ve pek çok tıp okulu beslenme üzerine özel dersler ve kurslar veriyor. Yanısıra profesyonel sağlık personeli arasında da beslenme konusuna eğilim var.

NP: Beslenme ile ilgili bilgilerinizi nasıl genişlettiniz?

AC: Standart kitap, dergi ve makaleleri sürekli takip ettim, Bunların arasında American Journal of Clinical Nutrition gibi dergiler de vardı.

NP: Reproductive and Nutritional Medicines Trust (RMNT) nedir?

AC: RMNT 1996’da çeşitli alanlarda araştırmalar yapmak için kuruldu, şu anda doktor, tıbbi teknisyen ve hemşirelerden kurulu bir destek takımımız var. 2000 ve 2001’de tamamlamayı planladığımız projelerimiz var. Örneğin Kardiak Denemesi, besin takviyelerinin kalp hastalıklarını önlemedeki etkinliklerini araştıran double- blind plasebo çalışması. Ayrıca birkaç doğal hormon çalışması da sürdürüyoruz, doğal hormon kaynaklarının menopoz sonrası dönemdeki kadınlar üzerindeki etkilerini araştırıyoruz.

NP: Diyetisyenler ile doktorların bir arada bulunduğu bir kliniği açma fikrini size veren neydi?

AC: Diyetisyenlerin doktorlar ile çok az iletişim kurarak izole şekilde çalıştığını gördüm. Merkezimiz Eylül 1998’de açıldı ve diyetisyen ile doktorlar bulunuyordu. Hepsinin beraber tıbbi profesyonel olarak çalışmasını tercih ettik, birbirine “alternatif” olarak değil.

NP: Tıp dünyasından ve diyetisyenlerden nasıl tepkiler aldınız?

AC: Başlangıçta merkezimize ‘Doğal Sağlık Kliniği’ demiştik. Bu bazı sorunlar yarattı. Bu isme benzer pek çok klinik ve organizasyon vardı, bizim önceliğimiz klinik araştımalarda elde edilen kanıtlardı, dolayısıyla sıradan bir ‘alternatif’ klinik olarak görünmek istemedik. Ancak ismimiz sağlık profesyonellerinde öyle bir izlenim bıraktı. Biz de merkezin ismini ‘Centre for Nutritional Medicine’ (Beslenme Tedavisi Merkezi) olarak değiştirdik. Bu isim yapmak istediğimizi, yani doktor ile diyetisyen arasında kurmak istediğimiz bağı daha iyi tanımlıyordu.

NP: Merkezinizdeki bir konsültasyonda neler yapılıyor?

AC: Hastalar bir form dolduruyorlar ve hem doktor hem de diyetisyen tarafından konsültasyona alınıyorlar. Ardından testler yapıyoruz. Sonuçlara göre diyetisyen, doktor tarafından kontrol edilen bir bakım planı hazırlıyor.

NP: Çalıştığınız diyetisyenleri nasıl seçiyorsunuz?

AC: Öncelikle bilimsel bir eğitim alt yapısı olmasını istiyoruz. Bilimsel değeri olan özel kurslar almış diyetisyenleri tercih ediyoruz. Bunun yanında, çalışacağımız kişinin deneyim, motivasyon, çalışma isteği ve bir takımın parçası olarak çalışabilme yeteneklerine bakıyoruz.

NP: Gelecek için planlarınız neler?

AC: Hem gıda sanayinde, hem de hükumette bazı ilerlemeler için etkiler yaratmak istiyorum. Beslenme eğer sağlık için önem taşıyacaksa, bu tıbbın ana akımı içinde olmalı – sadece alternatif kliniklerde değil. Tıbbi beslenme herkese açık olmalı ve insanların günlük yaşam kalitelerini ve sağlık durumlarını iyileştirebileceği bilinmeli.

Kaynak: The Nutrition Practitioner – Vol 1 issue 3, Oct 99

Kategoriler
BeslenmeSağlıkUzmanla Söyleşi
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular

  • Kansere karşı meyve ve sebze

    Kansere karşı meyve ve sebze

    Amerikan Ulusal Kanser Enstitüsü’ne göre, ABD’deki kanser ölümlerinin yüzde 35’i, yüksek miktarda yağ ile az miktarda sebze ve lif içeren beslenme tarzından kaynaklanıyor. Günde 4 ya da 9 porsiyon...
  • Ramazanda Sağlık

    İftarı 3’e bölün

    Ramazanda Sağlık Bu Ramazan öyle pastırmalı, sucuklu mükellef bir iftar sofrası hayal etmeyin. Zira sofra ne kadar zenginleşirse, sağlığınız o kadar fakirleşebilir! Bu nedenle iftar sofrasında her şeyi küçültmek...
  • Phytonutrients (Fito-besinler)

    Phytonutrients (Fito-besinler)

    Beslenme bilimi gelişmeye devam ettikçe önem kazanan bir bileşik sınıfı fitobesinler (phytonutrients) dir. Fitobesinler, meyve, sebze ve diğer bütün besinlerde bulunan, sağlığın korunması ve hastalıkların önlenmesinde etkin rol oynayan...
  • Fito-Österojenlerin Biyokimyası

    Fito-Österojenlerin Biyokimyası

    Pek çok “batı tipi” hastalığın gelişmesinde beslenmenin önemli yer tuttuğu uzun süredir bilinmektedir ve çalışmalar çeşitli toplumlarda hastalıkların gelişiminde beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzının büyük önemi olduğunu ortaya çıkarmaktadır....