Beşiktaş Halktır

Birçok teknik direktörle çalıştım. Ancak Rasim Hoca’nın (Kara) bendeki yeri ayrı. Başkanlık, okulda öğretilen bir şey değil. Başkanlık, yaparak öğrenilebilecek bir şey. Ölümüne kadar güvenen ama otoriteyi elinden bırakmayan...

Birçok teknik direktörle çalıştım. Ancak Rasim Hoca’nın (Kara) bendeki yeri ayrı. Başkanlık, okulda öğretilen bir şey değil. Başkanlık, yaparak öğrenilebilecek bir şey. Ölümüne kadar güvenen ama otoriteyi elinden bırakmayan biriyim. Galatasaraylı, Fenerli birbirini sevmez, ancak her ikisi de bizi sever. Çünkü Beşiktaş tarih boyunca barışçıl, dürüst ve adaletli olmuştur.Beşiktaş’ın ilk başkanı Mehmet Şamil Osmanoğlu’ndan bu yana tam 100 yıl geçti. Bir spor kulübü olarak Cumhuriyet öncesinde kurulup Cumhuriyet sonrasında devam eden en köklü kurumlardan biri olma özelliğini taşıyan Beşiktaş’ın 100’üncü yılında, Başkan Serdar Bilgili’yle; Beşiktaşlılığı, başarıyı, UEFA’yı, Lucescu’yu ve gelecek planlarını konuştuk. Şu sıralar her mahallede, her hanede aynı şey konuşuluyor: “Beşiktaş havaya girip UEFA ve şampiyonluk hedefinden uzaklaşacak mı?” Bu sorunun da yanıtını yine bu söyleşi sırasında Başkan Bilgili’nin tavrından ve söylediklerinden çıkardık: “Temkinli olmak” diyor Başkan Bilgili. Temkinli olmak, büyük konuşmamak ama büyük düşünmek. Serdar Bilgili’nin başarı anahtarı belki de bu.

Serdar Bilgili _0_9_0

Serdar Bilgili

Bir TV programında hedeflerinizi gerçekleştirince başkanlığı bırakacağınızı söylediniz. Nedir bu hedefler?
2000 yılındaki kongreyi kazandığımızda biz bir planla geldik. Bu planın ilk maddesi kurumsallaşmaktı. Bunu başardık. Bugün Beşiktaş ISO 9001 belgesine sahip. Halka arzı ilk defa gerçekleştirmiş bir kulüp… Kulüp idaresi profesyoneller tarafından yapılıyor. Teknolojik yeniliklerle, büyük şirketler nasıl yönetiliyorsa, Beşiktaş Kulübü de bugün aynen öyle yönetiliyor. Başarının ilk temeli idari ve mali yapıda atıldı. Şimdi sportif başarı kazanmak istiyoruz. Son olarak da gayri menkul yatırımlarını gerçekleştireceğiz. Tüm bunları gerçekleştirdiğim an başkanlığı bırakacağım. Bu, bir hizmet yarışı. Beşiktaş başkanlık koltuğu kimsenin tekelinde değil.

Nevzat Demir, “Kahramanlar yaratmayalım” dedi. Ancak Lucescu gelinen bu seviyede takıma ne kadar katkı yaptı?
Lucescu’nun katkısı büyük. Takım başarısının ardında Ümraniye’de hizmete giren Nevzat Demir Tesisleri’nin çok büyük katkısı var. Avrupa’nın en iyi kamp tesislerinden birinde hazırlanmak futbolculara huzur ve güven veriyor. Şunu unutmamak gerek. Bu takımı oluşturan bir yönetim var. Tüm hatalarımıza ve başarısızlıklarımıza rağmen bize iki yıl dayanan camiamız var. Şöyle demeliyim: Biz camia olarak takım oyunu oynuyoruz.

Galatasaray’ın hocasını, üstelik geçen sezonlarda tepkiyle karşılanan bir beyanat vermiş bir Lucescu’yu takımın başına getirdiniz. Tepkilerden çekinmediniz mi?
Lucescu’yu Galatasaray bıraktı. Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final yaşamış ve şampiyon olmuş boşta bir hocaydı. Anlaşmak için masaya oturduğumuzda Lucescu ile sadece 10 dakika konuşup el sıkıştık. Anlaştığımızda çok tepki aldık. Ama yanılmadığımız ortaya çıktı.

Lucescu’yu takımın başına getirirken neleri dikkate aldınız?
Lucescu’nun Türkiye’de olması büyük avantajdı. Onu iki yıl boyunca yakından inceleme fırsatı bulduk. Mütevazı, insani yönünün çok ağır basması büyük para harcayarak takım oluşturmak yerine, kendi oyun anlayışına uygun oyuncularla çalışmak istemesi, futbol anlayışı üst düzeyde ve Türkiye’yi tanıyor olması onu seçmemizde etkili oldu.

Unutamadığınız bir hoca var mı? Daum’la ne kadar iyi anlaştığınızı ve ne kadar dost olduğunuzu biliyoruz mesela.
1992’den bu yana yönetimlerde görev alıyorum. Birçok teknik direktörle çalıştım. Ancak Rasim Hoca’nın (Kara) bendeki yeri ayrı. İyi niyetinden dolayı, ona haksızlık ettiğimizi düşünüyorum. Bu seneki UEFA başarımızdan önce, Beşiktaş’ın tarihindeki en iyi UEFA derecesini de onunla yakalamıştık.

Bu sezon sizin ilk iki yıllık yönetiminizden farklı olarak, yönetim uyumu ve camia bütünleşmesi, başarıda etkili miydi?
Başkanlık, okulda öğretilen bir şey değil. Başkanlık, yaparak öğrenilebilecek bir şey. Sadece paralı ve isimli kişileri bir araya getirmek, iyi bir yönetim kurulu oluşturmak için yeterli değil. Önemli olan sentez oluşturabilmek. 17-18 egosu yüksek ayrı ismi birbirlerini kıskanmadan; bir amaç, bir hedef için yürütebilmek önemli. Bu dönem iyi bir yönetim kurulumuz var. Yeniler de iyi niyetli. Problem çözme tekniğini geliştirdik. Dedikodu yapmıyoruz, sorunları basına yansıtmıyoruz ve kendi içimizde çözüyoruz.

Dışarıdan bakınca, başkanlık tecrübesini artırmış ve artık iyi işler yapan bir başkan olarak duran Serdar Bilgili’yi siz nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ben her şeyi kontrol eden bir başkan değilim. Delege etmeyi seviyorum. Başarı ve sorumluluğu paylaşmayı seviyorum. Başarısızlığı üzerine alan biriyim. Basında da ön planda olan kişi ben değilim. Hüsnü Güreli, Yıldırım Demirören, Kıvanç Oktay, Mete Düren, İbrahim Altınsay gibi arkadaşlarım kendi sorumluluk alanları söz konusu olduğunda öne çıkıyorlar. Ölümüne kadar güvenen, ama otoriteyi elinden bırakmayan biriyim.

UEFA Kupası yolunda hayli ilerlediniz. Çeyrek finalde SS Lazio ile maçlar yapacaksınız. Kupayı alacağınıza inanıyor musunuz?
Buraya gelmiş her takım için bir hedef vardır. Kupa. Fakat temkinli olmalıyız. Bu nedenle büyük konuşmuyoruz. Hocamız da bu şekilde düşünüyor.

100’üncü yıl kutlamaları görkemli başladı. Göztepe maçındaki 7-3’lük skor da günün anlamına yakıştı. 100’üncü yılla birlikte şampiyonluk gelecek mi?
100’üncü yılla başarıyı karıştırmamak gerek. Beşiktaş’ın 100’üncü yılının sportif başarı ile hiçbir alakası yok. 100 yıllık böyle köklü bir kuruma sahip olduğu için tüm Türkiye’nin kutlaması gerekir. Elbette 100’üncü yılda sportif başarı da olursa, anlamlı olur. Şu ana kadar her şey iyi. Tanrı yanımızda, başarı da yanında geliyor.

Yedi sezonluk şampiyonluk özlemi var. Camia içinde “Bu sezon şampiyon olamazsak üç büyüklükte üçüncü sırada kalırız. İlk ikiyi Fenerbahçe ve Galatasaray’a bırakırız” görüşünde olanlar var. Katılıyor musunuz buna?
Biz bölge takımı değiliz. Ulusal takımız. Bölge veya şehir takımlarını tutanların ikinci bir takımı mutlaka vardır. Ancak üç büyüklerde bu böyle değil. Bu lafı kimse edemez. Beşiktaş’ın büyüklüğüne yakışır davranmalıyız. Asla katılmıyorum.

Taraftarınızın Şükrü Saraçoğlu Stadı’nda ‘Ortega’ için açtırdığı pankart, 100 yılın tribün golü olarak değerlendirildi. Nasıl bir pankarttı?
Çok yaratıcı. Tribün rekabetinde olması gereken seviyedeydi. Taraftarlar arasında Beşiktaş taraftarının yeri ayrıdır. Beşiktaş halktır. Kesinlikle aristokrat bir kulüp değiliz. Beşiktaş zenginliğin simgesi, müteahhitliğin simgesi kesinlikle değildir. Bu yüzden de daha vefalı bir kulüptür. Halkın takımıdır. Sıradan değildir. Beşiktaş’ın taraftarı başarıyla çoğalan bir kitle değildir. Daha kaba tabiriyle fanatiktir. Hiçbir zaman popüler olmamıştır. En popüler zamanımızı şimdi yaşıyoruz. Galatasaraylı, Fenerli birbirini sevmez, ancak her ikisi de bizi sever. Bunun sebebi Beşiktaş’ın tarihi boyunca ortaya koyduğu barışçıl, dürüst ve adaletli tavrıdır.

Sizin öğrencilik döneminizde de popüler değil miydi?
Ben Robert Kolej’de okudum. Arkadaşlarım hep ya Galatasaraylı, ya Fenerbahçeliydi. Böyle çok futbol falan da oynamadım. Benim hatırladığım sadece bir arkadaşım vardı Beşiktaşlı. Bu, bir çocuğu öyle bir duruma getiriyor ki, galibiyette de mağlubiyette de tavrı değişmiyor. Üzülmüyor, her durumda takımına sahip çıkıyor.

100 yıllık spor kulübünün yarattığı değerler mi bunlar?
Beşiktaş sadece bir spor kulübü değil. Aynı zamanda bir felsefe. Bu felsefe de mütevazılık, dürüstlük, adaletli olmak, vakurluk, ama aynı zamanda güçtür. Yeri geldiğinde tavırdır. Az ama öz konuşmayı, bunların hepsini içeriyor Beşiktaşlılık.

Beşiktaş taraftarını mutlu gördüğünüzde ne hissediyorsunuz?
Başkan olarak Beşiktaş’ın tarihindeki diğer başkanlardan aykırıyım. Ama ortak noktamız aynı değerleri taşımamız. Mütevazılık, vakur, hile hurdaya karışmayan, saygılı, dengeli, güçlü. Bizim taraftarımız başarılara rağmen öyle sevincini abartmaz, başı hep eğiktir. Ancak bugünlerde onların yürüyüşünü biraz dikleştirebildiysek, ne mutlu bana.

Popüler bir takım olsanız da bu değerleri yaşatmak, hatırlatmak ister gibi bir tavrınız mı var?
O değerleri hep hatırlatacağım. Gelen başarıların değerlerimizi aşındırmasına izin vermeyeceğim. Biz başarı kazandıkça, karşımızdaki kaybedenlerin neler hissettiğini bilerek, onları rencide etmeden sevineceğiz.

Beşiktaş ve Serdar Bilgili
  • 1992 yılında Süleyman Seba yönetimine girdi.
  • 1998 yılında Beşiktaş yönetiminde Genel Sekreterlik ve Basın Sözcülüğü görevlerini üstlenmiş olarak yönetim kurulundan ayrıldı.
  • 2000 Kongresi’nde başkan adayı oldu ve 16 yıllık Süleyman Seba başkanlığının ardından başkan seçildi.
  • 2002 Kongresi’nde muhalefetin güçlü ismi Hasan Arat ile girdiği başkanlık mücadelesini kazandı.
  • Yöneticilik yaptığı dönemlerde Beşiktaş, 1 Lig, 2 Türkiye, 1 Cumhurbaşkanlığı, 1 Başbakanlık, 1 Atatürk Kupası kazandı.
  • G. Milne, C.Daum, Rasim Kara, J.B. Toshack, Scala, Daum ve Lucescu ile birlikte çalıştı.

Haber: Mustafa Sapmaz

Kategoriler
RöportajSpor
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular

  • Süleyman Seba

    Yaşamını Beşiktaş’a adamış bir derviş!

    MİT’e çalıştığını da gizledi, kavuşamadığı hayatının aşkını da, kırgınlıklarını da… Sadece Beşiktaş’a duyduğu sevgiyi ve rakibe saygıyı gizlemedi. Peki, bunlar sağcısından solcusuna, Fenerbahçelisinden Galatasaraylısına; herkesi cenazesinde bir araya getirmesine...
  • Çarşı Ruhtur

    Çarşı Ruhtur, Bedene İndirgenemez

    “Bundan sonra polis yerine Çarşı’yı ararım” diyenler… Kocasını Çarşı’dan seçmek isteyenler… “Fenerbahçeliyim/ Galatasaraylıyım ama yükselenim Çarşı” diye destek olanlar… Hepsi Gezi eylemleriyle çıktı ortaya. Çarşı’nın ‘yıkanmak istemeyen çocukları’ şimdi...
  • Mircea Lucescu

    Çeribaşılıktan İmparatorluğa

    Karakartal, Mircea Lucescu ile yüksekten uçuyor. Mircea Lucescu’nun Beşiktaş´ta ne yapacağı merakla beklendi. Futbolcularıyla kurduğu ilişki ve taktisyenliği işe yaradı. Beşiktaş´ı 100´üncü yılında zirveye çıkarmaya kararlı. Pascal Nouma´nın rakip...