Bensaïd’den Bir Alet Çantası: Marx’ı Nasıl Kullanmalı

“Marx’ı okumamak, yeniden okumamak ve tartışmamak bir hata olacak, teorik, felsefi ve politik sorumluluktan kaçmak anlamına gelecektir.”                                                               Jacques Derrida Günümüzde yaşanan her kriz, her daralma; ‘gerçekçilik’ ve ‘samimiyet’...
Marx Kullanım Kılavuzu Daniel Bensaïd

“Marx’ı okumamak, yeniden okumamak ve tartışmamak bir hata olacak, teorik, felsefi ve politik sorumluluktan kaçmak anlamına gelecektir.”
                                                              Jacques Derrida

Marx Kullanım Kılavuzu Daniel Bensaïd

Günümüzde yaşanan her kriz, her daralma; ‘gerçekçilik’ ve ‘samimiyet’ adına ifade edilen kaynakların sınırlılığı, arz-talep ilişkinin o hiç dengeye oturmayan yapısı (‘Talep mi arzdan, arz mı talepten çıkar?’), bizi sürekli aynı kısır döngüde tutmaya devam ediyor. Ancak bir türlü, hep bir sapmalar tarihi üzerinden tarif edilen kapitalizmin sonunun geldiği tahayyül dahi edilemiyor. Petrolün (‘kıt kaynak’) sonu gelebilir, suyun ve havanın (‘sınırsız kaynak’) sonu gelebilir ama kapitalizmin sonu gelmez; her türlü krizden kendini yenileyerek çıkacağı umudu hiçbir zaman ölmez.

Her şeye rağmen, kapitalizmin kendine duyduğu güvene hayran oluyor insan! Ancak gerçeklik bizi sıkıştırmakta, gerçekliğin kitleler üzerindeki tahakkümü kendini dayanılmaz boyutlarda hissettirmektedir. Krizler döngüsünün giderek yoğunlaştığını, sermayenin döngüsünün giderek kısaldığını, daha sık kesintiye uğradığını gördüğümüzdeyse şaşırırız. Daniel Bensaïd’in, Türkçe çevirisi geçtiğimiz ay yayımlanan Marx Kullanım Kılavuzu’nda belirttiği gibi “günümüz insanseverleri ‘tehlikelerinden arınmış bir toplumu, proletaryasız bir burjuvaziyi’, işsizlik olmadan borsanın tepelere fırlamasını düşlemekte, işten çıkarmalar ve işletmeleri emek gücünün ucuz olduğu ülkelere taşımak olmaksızın yatırımlardan yüksek kazançlar sağlamayı istemektedirler. Dün olduğu gibi bugün de mülksüzleri, mülk sahiplerinin sadece onların iyiliği için var olduğuna inandırmak istiyorlar.”

Marx karikatür 1

Gerçeklik ile sanal gerçeklik arasındaki uçurum öyle derin ki, her şeyden önce meşruiyet açısından birçok yara almış olan kapitalizmin sorgulanır niteliği, artık kendi mimarlarının dahi gündeminde. Marx’ın geri dönüşünden kaygı duymakta haklılar: ‘Moda’sı geçtiği söylenen Marx’ın Kapital’inin “Almanca baskısının satışı bir yıl içinde üçe katlanmış, manga versiyonu Japonya’da en çok satan kitaplardan biri olmuştur. Jacques Attali, Marx’ın ‘abidesini’ göklere çıkarırken –bununla uygun düşmeyecek şekilde– Amerikan emekli fonlarına ve finansal piyasalarına dikkat etmek gerektiğini söylüyor. Alain Minc hiç çekinmeden ‘kimilerine göre’ diye ekleyerek ‘son Marksist’ olduğunu iddia ediyor. Time dergisi Marx’ı sislerin ortasında yükselen devasa bir kuleye benzetiyor. Ve nihayet, Wall Street’te bile ‘Marx haklıymış!’ çığlıkları yükseliyor.”

Kayıp Kuzu, Kara Koyun

Artık iş dünyası bile, mensuplarının yaşadığı kaygının (‘anksiyete’) haplara, ilaçlara değil, sisteme içkin bir sendrom olduğunu kabul ediyor olsa da, elbette “Marx’a duyulan bu şüpheli ilgi, ‘fırtınalar koparmak’ isteyen bir Marx’ın medyatikleştirilerek bayağılaştırılmasından ve savunmasız bırakılmasından korkanları haklı kılıyor. İstedikleri, akademik olarak doğrulanmış ama komünist ve devrimci olmayan bir Marx’tır.” Bu ifşaatların günahtan erdeme dönüşü temsil ettiğini söyleyen Bensaïd, Derrida’nın Marx’ın Hayaletleri’ndeki tespitini alıntılar: “İstesinler ya da istemesinler, bilsinler ya da bilmesinler insanların tamamı bir ölçüde Marx’ın mirasçılarıdır.” 68 Kuşağı’nın önderlerinden, geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz Daniel Bensaïd’in son kitabı olan Marx Kullanım Kılavuzu, devralınmayı bekleyen bu mirasın bir parçası. Marx’a, onun eserlerine, Marksizm’e eğlenceli bir giriş niteliği taşıyan ve bir kılavuz dramaturjisiyle kaleme alınmış olan kitap, “hem hafıza tazeleyici bir liste, hem de düşünmek ve harekete geçmek için bir alet çantası olarak değerlendirilebilecek” bir çalışma. Kitapta, Fransa’da yayımlanan ünlü siyasi mizah dergisi Charlie Hebdo’nun yayın yönetmeni Charb’ın –çoğu konuşma balonları içeren– çizimleri de yer alıyor. Charb’ın karakterleri, okura meseleye farklı açılardan bakma imkânı sunarken, bazı çevrelerin ısrarla sürdürdüğü ‘Marx ikonografisi’ni de kırıyor.

Marx karikatür 2

Geçmişin Işıldaklarıyla Geleceğimize Bakmak

‘Yazarlarını Arayan Tarihsiz Miras’ başlıklı son bölümde yer alan “‘izmler’ olmadan Marx” tartışması, kitabın bütüncül bakış açısını ve ‘bin Marksizm’in niteliğini ortaya koyması açısından oldukça önemli. Özellikle, yıllarca ‘orijinal ve otantik Marx’ı bulmak için arkeolojik kazılar’ yapan yorumların aksine, yeni alanların keşfine dair niyetleri görmenin daha önemli olduğu vurgusu, bugün için büyük önem arz ediyor. Sürekli devrimin analizi de, yine günümüzde gerçekleşen devrimlerin içeriği hakkında güçlü ipuçları taşıyor. Uzun süre en tepe nokta olarak gösterilen 1960’lı yıllardansa, günümüzün Marksizm’in altın çağı olduğunu düşünmenin daha doğru olduğunu belirtiyor Bensaïd: “Marksist araştırmaların hiçbir zaman bugünkünden daha çok ve kapsamlı bir bilgiyle yürütülmediği aşikârdır. Bu çalışmalar Anglosaksonlarla, Latin Amerikalılarla, Asyalı ya da Afrikalılarla ilgili teorik üretimleri keşfedip altı köşeli taşralılıktan kurtulmayı sağlarken, Marksist eğilimli araştırmacılarla eleştirel sosyoloji, psikanaliz, feminizm ya da post-kolonyalizm gibi alanlarda teorik açılımlar geliştiren çalışmalar arasında umut verici bağlantılar kurmaktadırlar.” En başta söylediğimize dönersek, kapitalist küreselleşmenin her yönüyle krize açık olan yapısı ve mazeretlerle dolu özeleştirisinin gerçekdışılığı, Marksizmlerin yeniden doğuşunun habercisidir. Bugün, XX. yüzyılın yıkıntılarının üzerindeki ‘bin Marksizm’ yeniden çiçeklenirken, “gökyüzü kızıla bürünmese de yeniden renklenmeye başlıyor.” Dünyayı yorumlamak yerine ‘onu değiştirmek amacıyla anlamak için’, “Marx’ın düşüncesi bir son değil, aşılmayı bekleyen bir başlangıç ve geçiş noktası olarak kabul edilmelidir.” Marx Kullanım Kılavuzu’nun hedeflediği şey de bu.

Kategoriler
Kültür&Sanat

Benzer Konular

  • Einstein’ın ikonik fotoğrafı

    Bilim ve toplumsal cinsiyet meselesi

    Bilim nedir sorusu bilim felsefesinin temel hareket noktalarından biri olmakla beraber, felsefe alanı dışında bu soru sorulduğunda alınan cevaplar kültürden kültüre çok büyük farklılıklar göstermez. Basit bir Google araması...