Benim Kıyafetimi Göbekli Erkek Giymesin!

İsviçreli ortağıyla ESAS markasını yaratan Esra Kavurmacı net konuşuyor. 3.5 yıl önce kurulan ESAS’ın hedef kitlesi 50 yaşın altında, kendine bakan, vücuduyla barışık, biraz teşhirci, spor giyimi seven, yeni...
55ea6c31f018fbb8f87ee584

İsviçreli ortağıyla ESAS markasını yaratan Esra Kavurmacı net konuşuyor.

3.5 yıl önce kurulan ESAS’ın hedef kitlesi 50 yaşın altında, kendine bakan, vücuduyla barışık, biraz teşhirci, spor giyimi seven, yeni nesil erkekler. Avrupa’da ve Türkiye’de adını yavaş yavaş duyuran ESAS koleksiyonunu, Davidoff ve Joop gibi markalar için de tasarımlar yapan Uwe Hessel hazırlamış.

Onların ‘ESAS’ macerası bir akşam üzeri İtalya’da, Como’da başladı. Üç arkadaş aralarında konuşurlarken birbirlerine ‘uluslararası bir marka yaratma’ hayallerini anlattılar. Düşündükleri o kadar benzerdi ki, bir süre sonra zaman mevhumu kayboldu. Sabahın ilk ışıkları yüzlerine vurmaya başladığında, hâlâ aynı heyecanla konuşmaya devam ediyorlardı. O günleri yine ilk günkü heyecanla anlatan Esra Kavurmacı, ortaklarından söz ederken aralarındaki dostluğu da vurgulamadan geçemiyor: “Lisansörlüğü eşimin ailesine ait Cacharel, Pierre Cardin, Polo gibi markaları satıyorduk. Ben Cacharel’i Türkiye’ye getirdikten sonra ürünün pazarlanmasından sorumlu genel müdürlük yaptım. Bu sayede pek çok farklı ülkeden lisansörlerle güzel dostluklar kurduk. Pascal Hoffmann da bunlardan biriydi. Hayallerimiz ortaktı ve yola birlikte çıkmaya karar verdik. Como’daki o konuşmadan altı ay sonra şirketimiz kurulmuştu.” Kavurmacı’nın söylediğine göre ortaklarından Hoffmann ailesi, yaklaşık 150 yıldır İsviçre’de tekstil işiyle uğraşıyor. Şu anda pek çok markanın yanı sıra Cacharel’in de tüm dünyadaki kravat lisansörlüğünü ve üretimini üstleniyorlar.

Dört ortaklı ESAS için merkez olarak İsviçre seçiliyor. Bunun pek çok nedeni var, ama en önemlilerini Esra Kavurmacı şöyle sıralıyor: “Ortağımız Pascal Hoffmann İsviçreli. İsviçre konum olarak çok güzel bir yerde, Avrupa’nın her yerine arabayla ulaşabiliyorsunuz. Üstelik çok güvenilir bir ülke. Merkez üssümüzün bu ülke olmasının başka nedenleri de var. Mesela şu anda İsviçre’den çıkmış yalnızca bir tane erkek giyim markası var. İkinci bir marka olarak hem İsviçre halkının, hem de devletin desteğini alabileceğimizi düşündük. Gerçekten de böyle oldu.”

Bir Avrupalı ile ortak olmak ve merkezinin Avrupa’da olması Esra Kavurmacı’nın önünde birçok kapının zorlanmadan açılmasını sağlamış. Tabii bunda, yıllardır Avrupa’nın önde gelen markalarıyla çalışmış ve saygın bir yer edinmiş Hoffmann ailesinin de payı büyük.

“Markayı kurup, koleksiyonu oluştururken, ‘En doğru acente kimdir, kiminle çalışılabilir?’ diye düşündük. Burada Pascal’ın becerileri ve ilişkileri çok işimize yaradı. Çünkü yaptığı iş nedeniyle tanımadığı insan yok. Bizim işimize yarayacak herkese anında ulaşabiliyor. İmajları da düzgün olduğu için, her kapı önünüzde sonuna kadar açılıyor. Mart başında La Fayette’te corner’ımız açılacak ve ürünlerimiz satılacak. Oraya Türkiye’den Esra Kavurmacı olarak gitseydim, belki 10 sene sonra mal satabilirdim. Söylemek istediğim şu: Türkiye’de üretilen ürünler kötü değil. Ama Türkiye’den yayılma stratejisiyle marka olmanız, bir hayal. Bunun da birçok nedeni var” diyen Kavurmacı nedenleri de sıralıyor. Ona göre Türkiye hâlâ uluslararası bir ülke değil. Avrupa’nın göbeğindeyken kolayca ulaşabildiğiniz önemli isimlere, Türkiye gibi çok bilinmeyen bir ülkeden ulaşmanız, onlara iş yaptırmanız çok da mümkün değil. Hatta şöyle örnekler de veriyor: “ESAS’ın ilk imaj katalogunu ve logosunu Tyler Brule yarattı. Tyler Brule, WallPaper’ın kurucusu ve yaratıcısı. Windkreatif Tasarım Şirketi’nin sahibi ve çok önemli bir isim. Fotoğraflarımızı Nathaniel Goldberg çekti, en son Prada’nın katalogunu çekmiş. Türkiye’den bu adamlarla irtibat kuramazsınız ya da sizin için Türkiye’ye gelip iş yapmazlar. Oysa onların imzası sizin için çok önemlidir. Kısaca Avrupa’da olmanız lazım, yani marka olmak o kadar kolay bir şey değil.”

ESAS’ın ortaklarından Esra Kavurmacı, ürünlerinin kalitesi için de çok iddialı konuşuyor. İlk iddiası kumaşlarıyla ilgili. Dediğine göre çalıştıkları kumaşların daha iyi yok. Hatta “İddia ediyorum ve ispatlarım da” diyor. İkinci iddiası ise işçilik konusunda. “Birinci sınıf işçilik kullanıyoruz. Buna karşılık ürünlerimizi çok uygun fiyatlara sunuyoruz” diyor.

ESAS üç buçuk sene önce kurulmuş ve önümüzdekiyle birlikte dördüncü sezonunu yaşıyor. Marka yaratmak hevesiyle yola çıkan dört ortak için bu, artık hayal değil. Onların bu hevesli çalışmaları, yurtdışında da gözden kaçmıyor. 29 Eylül 2003 tarihli Le Figaro, ESAS için “Yeni ve takip edilmesi gereken İsviçreli bir marka” diye söz ediyor. Çalışmalarına büyük bir hız veren Esra Kavurmacı ve ortakları, bir kadın koleksiyonu hazırlamak için de kolları sıvamışlar.

Arzu ERDOĞAN

Kategoriler
Moda
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular