Ben Artık Sığınmak İstiyorum

İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin prima donna’sı Hülya Aksular üç evliliğin ardından gözlerini kör edecek bir aşk bekliyor… Kavga etmek istiyorum Karşı tarafı çılgınca kıskanmak istiyorum Dizlerine çöküp ‘gitme’...
Hülya Aksular

İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin prima donna’sı Hülya Aksular üç evliliğin ardından gözlerini kör edecek bir aşk bekliyor…

Kavga etmek istiyorum
Karşı tarafı çılgınca kıskanmak istiyorum
Dizlerine çöküp ‘gitme’ diye ağlamak istiyorum
Ben sadece balerin Hülya Aksular değilim
Artık yaşamak istiyorum

Kaç yıldır bale yapıyorsunuz?
Bu yıl 22. yılım. Ama okul hayatını da sayarsanız 28 yılı falan buluyor.

– Bale fotoğraflarına bakınca ya da temsilleri izlerken o şiirsel görüntü, sanatçılarla bale arasında bir aşk olduğu izlenimi doğuruyor. Bu doğru mu?
Tabii, balenin üzerinize giydirdiği çok estetik bir elbise var. Ama şöyle de diyebiliriz; insanın kendi düşüncelerini beden diliyle aktarabilmesi bir ibadet. Sanırım ibadetten kaynaklanan bir şiirsellik görüyorsunuz. Yoksa herkes balede aşkı yaşıyor diyemem. Ben de baleyle aşk yaşamıyorum. Ona çok bağlı olmadığım, hatta ona ait olmadığım için, belki bale benimle aşk yaşıyordur. Çünkü hayatım boyunca yalnızca doktor olmak istedim. O yüzden doktorluk benim içimde bir aşk, bale ise sadece bir sevda, son derece saygı duyduğum bir sanat dalı ve mesleğim. Ama dans ederken o anlık, o ibadet sırasında aşk yaşıyor olabiliriz.

– Yani aşkı anlık yaşıyorsunuz?
Evet, belki de ona kavuşabildiğim için aşk diyemiyorum. Belki de o, benimle aşk yaşıyor. Çünkü hep doktor olmak istedim ve bale, bana kavuşamadı. Ama baleye âşık olmak çok isterdim.

Artık hiç mümkün değil mi?
Sanıyorum baleyi bıraktığımda aşk başlayacak. O zaman mümkün.

– Ne zaman bırakmayı düşünüyorsunuz?
İki buçuk yıl önce bıraktım. Hem büyük bir mide operasyonu geçirmiştim hem de sahneleri yeni nesle bırakmak istedim. Çünkü biz, çok acılar çektik bu konuda. Fakat gördüm ki, yeni nesil yine oynatılmadı. Sonra çok hoş bir sohbet oldu, bilet satışlarında azalma, isme bilet satılması gibi şeyler oldu. Baktım ki ben de özlemişim, bir de oynayacağım oyun ‘Kuğu Gölü’olunca, geriye döndüm gibi görünüyor. Ama ruhen döndüğümü söyleyemem. Çünkü iki buçuk yıl ara verdikten sonra, artık eski Hülya’yı yakalayamıyorum. Ama böyle de devam ettirebiliyorum. Saygı, sevgi ve irade gücüyle oluyor.

– Yokluğunuz bilet satışlarına yansıdığına göre, Hülya Aksular ismi artık bir marka mı?
Sanırım öyle ki, bazen bizlerin oynadığı söylenip bilet bile satılıyor. Oysa ki biz oynamıyoruz. Dilerim öyle olmuştur. Bunu benim söylememem gerekiyor. Ama marka olmak için çok fazla emek harcadık.

Hülya Aksular_0_0_0

Hülya Aksular

– Sohbet sırasında söylediğiniz ‘Bale aşk gibidir’cümlesi alkıma takıldı. Ne yönden aşk gibi?
Ben nicedir Murathan Mungan düşkünüyüm. ‘Erkekler İçin Divan’ şiir kitabında şöyle der: “Aşk kullanılmaz olanı sonuna kadar kullanmaktır.” Bale de öyledir. Sonuna kadar alır sizden. Her şeyi… “Karşılığında aldıkları kadar verdi mi? ” derseniz, vermedi, o yüzden aşka benzettim. Karşı tarafın egoizmi gibi. Sürekli istiyor sizden ve buna alışıyor. İşin kötüsü, siz de ona sürekli vermeye alışıyorsunuz. Ama geriye dönüp hayatınızın sağlamasını yaptığınızda, görüyorsunuz ki, sizi sadece acıtıcı duygular vererek tatmin etmiş. Ve bunun sonu yok. Aşkta bile insan sıkılır, ‘Aman seninle mi uğraşacağım’der. Bu duyguları bir sevda uğruna yaşarsanız, bırakamıyorsunuz da… Evet, gerçekten bir isim oldum, kariyer edindim ama bunu bana bale yapmadı. Onunla savaşarak ben yaptım. Her ne kadar âşık olmasam da çok büyük bir özveri vardı; ama o, bana bir şekilde aşkı yaşattı. İlk söylediklerimle çeliştim belki, ama ajitasyon boyutunda bale bir aşktır. Bütün balerinler ona âşıktır. Ama duygusal bağlamda ben ona âşık değilim. Sizi eriten, bitiren ve bir de her şeyi elde ettiğiniz anda sizi ortada bırakan bir meslek. Sevgilinin ‘Seni sevmiyorum artık’ demesi gibi. Ne kadar acı değil mi? Siz direniyorsunuz, ‘Ama bak ben büyüdüm, her şeyi yapabiliyorum artık’diyorsunuz; o, ‘Evet, ama ben başka biriyle yaşamak istiyorum o sevdayı’ diyor. Şimdi âşık değilim diyorum; ama sanıyorum bale beni bıraktığında aramızda duygusal boyutta da bir aşk başlayacak.

– Bale için, “hep aldı” dediniz. Sizden balenin aldığını düşündüğünüz ve hatırladıkça içinizi acıtan bir şey var mı?
Hayatım… Hayatım, aşklarım, sevdalarım, geç anne olmam. Çocuğumla hâlâ bir anne-çocuk ilişkisini sevgi boyutu dışında yaşayamam. Bir de üstlendiğiniz görev, hayata karşı öyle bir savaşı getiriyor ki, herkesle savaşır oluyorsunuz. Zaten baleyle savaşabilen, her şeyle baş edebilir. O yüzden karşı cinsle olan aşk ilişkilerimde hep üzen taraf ben oldum. Bale beni bir şekilde çok kuvvetli kıldı. Mesela artık üzülen olmak istiyorum. Üzülünce perişan olacağım, onu da biliyorum; ama artık biraz daha pasif olmak, belki terk edilme kaygısı duymak istiyorum. İşte içimde de böyle ruhsal dengesizlikler oluşturdu. Hayatımı aldı bale, onun için diyorum ya aldığının karşılığını da vermedi. Çok şey yapamadım.

– Neleri yapamadınız?
Mesela hobilerimi. Hayatımda paten kayamadım, ata binemedim, kayak yapamadım, yüzmedim, zenci kuğu olmaz diye çılgınca güneşlenemedim. Hobileri bırakalım, bunları yapmadan da yaşayabilirim. Ama yaşamam gereken yaşlarda ben hayatımı hiç yaşamadım. Onun için de kızgınım…

– Peki intikam almayı hiç düşündünüz mü ya da baleden alınacak bir intikam şekli var mı?
Ben artık baleden intikam alamam. Ya da sahnede zor teknik hareketler yaparak artırmaya çalıştığım alkışlarımla zaten hayatın intikamını aldım. Doydum mu ya da bir gün biteceğini bildiğim için mutlu muyum? Hayır. Bir şekilde intikamı yok bunun. Sadece gözüm açık gidecek. Mesela ben sabaha kadar gezip bale yapabilirmişim. En azından bir kere yapabilirmişim. Veya okuldayken arkadaşlarımın yaptığı gibi, bir gün okulu ekip diskoya gidebilirmişim. Senelerce topuz yaptığım saçlarımı omuzlarıma dökerek gezebilirmişim. Veyahut rengârenk ojeler sürebilirmişim. Bir de kariyer yaptığınız zaman hep örnek olmak zorundasınız. Ama özellikle mide operasyonundan sonra -on dakikayla hayatta kaldım- çok değiştim. Belki de ölümle o kadar yüz yüze geldiğim için bu kadar sivri konuşuyorum. Şimdi yapabiliyorum, kırmızı oje sürebiliyorum, saçımı açıyorum, yüzüme gözüme bulaştırsam da hayatı yaşamaya çalışıyorum.

– Bu yaşadıklarınızı genç balerinlerle paylaşıp, onları belki de biraz hınzırca yönlendiriyor musunuz?
Hayır, çünkü onlar bizden çok akıllı ve hayatın anlamını biliyorlar. Fakat onlar da hayatı aşırı yaşamaktan ötürü baleyi yaşayamayacaklar. Bunun bir ortasının olması lazım. Yeni nesil de fazla uçuk. Onu da tasvip etmiyorum açıkçası.

Kategoriler
Kültür&SanatRöportaj
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular

  • Ömer Lütfi Akad Ustayla Son Röportaj

    Ömer Lütfi Akad Ustayla Son Röportaj

    “Özal, yaptığı anlaşmalarla yabancı film şirketlerine kapıları koşulsuz açarak ulusal sinemayı bitirdi. Şimdilerde de Türk filmi diye Fransız filmi, Amerikan filmi çekiyorlar. Yaptıkları işleri de anlamıyorum” Hayatta tesadüflerin elbette...
  • Serra Yılmaz

    Yemek paylaştıkça güzel…

    Serra Yılmaz, çok küçük yaşlarda, dedesiyle evlenmeden önce sarayda cariye olan anneannesiyle birlikte mutfağa giriyor. İşin tadını ilk olarak orada alıyor. Yıllar içinde de yemeklerinin lezzeti, büyük ve geniş...
  • Jennifer Lopez 06

    Jennifer Lopez: Özel Röportaj ve Fotoğraflarla

    Jennifer New York’un lüks tatil beldesi Hamptons’daki evinin bahçesinde efsanevi fotoğrafçı Patrick Demarchelier’ye poz veriyor. Bisikletler ve şapkalar onun kendisine ait gelecek planının birer parçası. “Her zaman, bir gün...
  • Zombilerin Kralı George A Romero

    Zombilerin Kralı George A Romero

    Yaşayan Ölülerin Destanını Filme Alan Efsane Yönetmen… “Öldükten sonra tekrar hayata dönüp son bir film daha çekmek isterdim” ‘ Neden zombileri bu kadar seviyorsunuz? Ne zaman ciddi bir film...