Bebeklerde infantil kolik

Sağlıklı bir bebekte barsak kökenli, en az günde 3 saat, en az haftada üç gün ve en az 3 hafta süren periyodik ağlamalar olarak ortaya çıkan bir hastalık olan...
Bebeklerde infantil kolik

Sağlıklı bir bebekte barsak kökenli, en az günde 3 saat, en az haftada üç gün ve en az 3 hafta süren periyodik ağlamalar olarak ortaya çıkan bir hastalık olan İnfantil kolik nedenleri, belirtileri ve tedavi için neler yapılabileceği hakkında Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Necati Yıldırım’dan aldığımız bilgileri sizlerle paylaşıyoruz.

İnfantil kolik; barsaklardan kaynaklanan, yenidoğan ve erken süt çocukluğu döneminde görülen, ataklar halinde gelen sancı şeklinde karın ağrısı ve şiddetli ağlamanın eşlik ettiği komplike bir bulgudur. Kolik ise sözlük anlamı olarak sancı şeklinde ağrı demek olup, hayatın herhangi bir döneminde görülebilir. Ancak her organa ait farklı kolik ağrısı olabilir; mesela böbrek kaynaklıysa renal kolik, ince barsak kaynaklıysa intestinal kolik olarak adlandırılır.

İnfantil kolik doğumdan sonra ortalama 15 günlükken başlar ve 3 aya kadar yoğun olarak görülür ve azalarak sonlanır; ancak bazı bebeklerde infantil koliğin tam olarak kaybolması 6 aya kadar uzayabilir, infantil kolik tüm bebeklerde az veya çok görüldüğünden hayatın ilk aylarında bebeklerimizin hastaneye getirilişinin en sık nedenlerinden biri, belki de en sık olanıdır. Özellikle ilk kez bebek sahibi olmuş tecrübesiz aileler ile psikolojik yönden rahat olmayan, stresli ebeveynler infantil kolik nedeniyle daha sık hastaneye başvurmaktadır. Çünkü böyle ebeveynler, bebeklerindeki huzursuzluğun nedeninin infantil kolik olduğunu bilse dahi; bebeğin sürekli ağlaması ve sancıyı bir türlü dindirememeleri onları rahatsız edecek ve aile çaresizlik içinde hastaneye başvurma zorunluluğu hissedecektir. İnfantil kolik özellikle geceleri görüldüğünden ebeveynleri ve bebeği uykusuz bırakır, hatta bazen ebeveynlerin psikolojisini bile bozabilir. Her ne kadar kesin bir tedavisi olmadığından ve bunu hem aile hem de hekimler bilmesine rağmen, özellikle de geceleri görüldüğünden ebeveynlerin uykusuz kalmasına ve sinirli olmasına; gündüz ise işgücü ve performanslarının düşmesine yol açmaktadır.

Bu nedenle aileler öncelikle infantil kolik hakkındaki şu bilgileri unutmamalıdır:

1- Her bebekte en az 3 ay boyunca infantil kolik görülmektedir, yanı bu fizyolojik bir olaydır.

2- Bu hastalığın kesinleşmiş tek bir nedeni yoktur, bir takım nedenleri olduğu tahmin edilmektedir.

3- Kesın bir tedavisi yoktur, ama gaz oluşumunu önleyici birtakım hareketler ve tedavi yöntemleri vardır.

4- Bebek her ağladığında hekime gitmek gerekli değildir. Eğer aile bebeğin sancısının infantil kolikten olmadığını düşünüyor veya kolik için tüm tedavi yöntemlerini denemesine rağmen bebek ağlamaya devam ediyorsa o zaman hekime başvurmalıdır.

ANNE SÜTÜ ÇOK ÖNEMLİ

Bebeklerin hepsi infantil koliği farklı derecelerde yaşarlar; bazı bebekler bundan çok etkilenirken, bazıları ise daha az etkilenir. Bebekler arasındaki bu farkın nedeni tek bir nedene bağlanamaz; ailesel ve bünyesel özellikler, annenin tükettiği besinler, ebeveynlerin emosyonel durumuna bağlıdır. Ayrıca sadece anne sütüyle beslenen bebeklerde, formül sütle beslenenlere göre belirgin olarak daha az görülür. Çünkü bebeğimizin bünyesi için her açıdan en uygun besin tartışmasız anne sütüdür, hiçbir şey onun yerini tutamadığı gibi anne sütünün sindirimi de daha kolaydır. Zaten bebeğimizin ilk 6 ayda sadece anne sütü ile beslenmesi gerektiği bugün tüm dünyada tartışmasız kabul edilen görüştür ve bunu destekleyen kanıtlardan biri de infantil koliğin daha az görülmesidir.

İNFANTİL KOLİĞİN NEDENLERİ

Tekrarlayan kolik ataklarının nedeni tam olarak bilinmemekle beraber muhtemelen açlık ve beslenme sırasında yutulan havanın sindirim sistemine geçmesi ve barsak hareketlerinin yetersiz olmasıdır. Yutulan havayı minimuma indirmek için emzirme sırasında annenin göğüs ucu bebeğin ağzını tam doldurmalıdır, çünkü bebeğin ağzının kenarları boş kalırsa buradan hava yutacaktır. Ayrıca tavsiye edilmemekle beraber zorunlu hallerde kullanılan biberonla besleme sırasında biberonun uç kısmı tamamen besin ile dolmalı ve boşluk olmamalıdır; bunun için de biberon yatay değil, yarı dikey pozisyonda tutulmalıdır. Yenidoğanların tüm organları gibi sindirim sistemi de tam olgunlaşmadığından bebeklerin barsakları alınan gıdaları sindirmek ve barsak içeriğini taşımak için yeterli hareket yapma gücüne henüz sahip değildir. Bu yetersizlikten dolayı gerek beslenme sırasında yutulan havanın, gerekse beslenmeyle alınan organik maddelerin metabolizması sonucu oluşan gazların yeterince ahlamaması sonucu tüm bebekler infantil koliği yaşar.

Bunun yanı sıra bebeğin gereğinden fazla beslenmesi de mide şişkinliği ile hazımsızlığa yol açabilir. Ayrıca yüksek karbonhidratlı (şeker) gıdalar barsaklarda aşırı fermentasyona neden olarak daha fazla koliğe neden olabilir. İnfantil kolikteki tekrarlayan ağrı atakları gündüz saatlerinden ziyade daha çok öğleden sonra geç saatlerde veya akşam görülmektedir. Ayrıca ebeveynlerin herhangi bir nedenle heyecanlanması, korkması, telaşlanması, sinirlenmesi gibi davranışlar da bebeklerde koliğe; çocuklarda ise bulantı, kusmaya neden olabilir.

Bebeğimizdeki her huzursuzluk infantil koliğe bağlı olmayabilir, çünkü benzer şikayetlere yol açan birtakım hastalıklar vardır. Mesela barsakların allerjik hastalıklarında (sütteki kazein allerjisi gibi), bazı besinlerin alınmasından sonra, ince veya kalın barsak tıkanmalarında, periton (karın zarı) iltihabında da infantil koliği taklit eden sancı görülebilir, infantil kolikle karışabilen diğer hastalıkların başlıcaları ınvaginasyon (iki barsak kısmının birbirinin içine girmesi) strongüle (kan dolaşımı bozulmuş, yani ileri evrelere ulaşmış) fıtık, otit (kulak iltihabı), pyelonefrit (böbrek iltihabı), idrar yolu enfeksiyonu, orşit/epıdidimit (yumurtalık iltihabı), testis torsıyonu (yumurtalık dönmesi) veya bebeğin yaşadığı travmadır. İki aylıktan büyük çocuklarda ise akut apandisiti de göz önünde bulundurmak gerekmektedir. Burada infantil koliğin benzer bulgular veren hastalıklardan ayırıcı tanısının yapılması önemlidir. Bu ayrımı yapmak asıl olarak hekimin görevi olmakla beraber ailelere de kısmen görev düşmektedir. Burada ailelere düşen en önemli görev, bebek ağladığında kendi bilgi ve tecrübeleri doğrultusunda bu ağlamanın nedenini bulmaya çalışmaktır. Eğer ebeveynler bu ağrının infantil kolikten farklı olduğunu düşünüyor veya buna yönelik yaptıkları tedavi sonuç vermiyorsa en yakın hekime başvurmalıdır. Hekim muayenesinde olayın nedeninin kolik olarak saptanması ailenin koliği bilmediğini göstermez ve herhangi bir kayıp olmaz. Ancak aile her huzursuzluğu infantil koliğe bağlayıp bebeği zamanında hekime götürmezse ve altta yatan başka bir hastalık varsa bu gözden kaçabilir.

NASIL TEDAVİ EDİLİR?

İnfantil koliğin standart bir tedavisi maalesef yoktur. Kolik ataklarını azaltmak için her emzirmeden 5 dakika sonra bebeği yüzü bize dönük olacak şekilde kucaklayıp vücudunu göğsümüze dayayıp sırtını sıvazlayarak geğirmesini sağlamalıyız. Bebeği ne az, ne de fazla beslemeliyiz, beslenme tekniğini düzenlemeliyiz (hava yutmamasına dikkat etmeliyiz), ev ortamının duygusal açıdan iyi ve dengeli olmasını sağlamalıyız. Anne allerjik ve/veya gaz yapıcı yiyecek ve içeceklerden kaçınılmalıdır. Ayrıca bebeği yumuşak olmayan bir zemine yüzüstü yatırmak, ılık su içeren bir torbayla karnına hafifçe masaj yapmak gibi bazı manevralar bebeği rahatlatabilir. Ancak şuna çok dikkat etmemiz gerekir: Bebeği yüzüstü olarak yatırdığımız süre boyunca mutlaka bebeğin yanında beklememiz gerekir, aksı takdirde ani bebek ölümü sendromu (beşik ölümü) gelişebilir.

Yukarıdaki hareketleri yapmamıza rağmen bebeğimiz hala gazını çıkaramıyorsa bazı ilaçları kullanabiliriz. Bu ilaçlardan rektal (makat) yoldan uygulanan fitil (gliserin gibi) veya sıvı ilaçlar (sodyum fosfat gibi), bitki çayları (rezene çayı, papatya çayı gibi), simetikon, ağrı kesici ilaçlar (fitil formunda parasetamol, metamizol gibi) kullanılabilir. Bunun yanı sıra çocuklu ebeveynlerin de tecrübe ettiği gibi bebeğimiz otomobil gibi motorlu taşıtlara bindiğinde veya saç kurutma makinası çalıştığında çoğunlukla ağlamayı keserler. Çünkü bebek arabadaki ortamı, motor sesini ve hafif sallanmayı anne karnına benzetmekte ve bu nedenle sakinleşmektedir.

Kategoriler
Anne-Bebek

Benzer Konular