Bazen isteseniz de unutmayı erteleyemiyorsunuz…

Hekimlere bazen sorarlar; Hastalıklar ve hastalar ile iç içe geçen hayat sıkıntılı olmuyor mu? Hastalarınızın sorunlarından etkilenmeden bu işi nasıl sürdürebiliyorsunuz? Duygularınızı nasıl törpülüyorsunuz? Gerçekten de hastalıklarla mücadele için...
Bazen isteseniz de unutmayı erteleyemiyorsunuz

Hekimlere bazen sorarlar; Hastalıklar ve hastalar ile iç içe geçen hayat sıkıntılı olmuyor mu? Hastalarınızın sorunlarından etkilenmeden bu işi nasıl sürdürebiliyorsunuz? Duygularınızı nasıl törpülüyorsunuz?

Dr. Mehmet Uhri

Dr. Mehmet Uhri

Gerçekten de hastalıklarla mücadele için yapılanmış bir mesleğin insanın kişiliğine yansımaması olası değil. Bir hafiye gibi hastalık izi sürme eğitimi alan kişilerde ayrıntıları gözden kaçırmama, pek çok kişinin gözünden kaçan küçük sorunları kolayca görme şeklinde yeni bir kişilik özelliğinin ortaya çıkması doğal bir sonuçtur. Üstelik meslekte olgunlaşma ile duygular biraz geri plana düşer ve kişilik yapısı giderek belirginleşir.

Deneyimli bir hekimin görünüşte basit bir tedavi seçeneği için neden bu kadar çok düşündüğünü genç meslektaşları çoğu kez anlamakta güçlük çeker.
Aradaki farkı ancak hastanız ile göz göze geldiğinizde anlayabilirsiniz. Bir de unutmak isteseniz bile unutamadığınız hastalar rüyalarınıza düştüğünde…

11 Yaşında kara kaşlı, karagözlü son derece sevecen bir kız çocuğu hastanemizde böbrek yetmezliğinden yatmaktaydı. Böbreklerin ikisi de iflas etmişti. Tansiyonunu kontrol altında tutmakta güçlük çekiyor bu arada haftada iki kez diyaliz makinesine bağlayarak kanını temizliyorduk.

Yatağında yatmayı pek sevmiyordu. Yaklaşık 3 aydır hastanede kaldığı için artık personelden biri gibi olmuştu. Serviste yatan diğer hastalar ile oyunlar oynuyor nöbetlerde hekim ve hemşirelerin yanına gelip ilgi ile yapılanları izliyordu. Her gün yapılan iğneler de artık onu korkutmuyordu. İğneden korkan diğer çocuklara moral vermek için özellikle onların yanında iğnesini yaptırıp korkulacak bir işlem olmadığına inandırmaya çabalıyordu.

Gerçekte iğneden korktuğunu, istemediğini ancak yapılmasının zorunlu olduğu için katlandığını bir nöbette itiraf etmişti;
– Doktor ağabey bu iğneleri icat edenlerin çocukları yok mu? Hiç mi çocukları düşünmemişler?
– Bilmem? Neden sordun?
– Bu ilaçları hep büyükler bulmuşlar ve kendilerine göre yapmışlar sanki. İlaçları çocuklar bulsalardı iğne diye bir şey olmazdı. Acı bile olsa şurup içmeye razıyım. İşte bu nedenle büyüyünce iğneleri şuruba dönüştüren bir araştırmacı olmayı düşünüyorum.

Küçük kızın ailesi de sorunluydu. Bu dünyaya çocuk kazandırmanın hata olacağını düşünerek uzun yıllar çocuksuz yaşamış bir evliliğin ürünüydü. Anne kararını değiştirerek hamile kalmış, baba kararından dönmeyip hamileliğin 5. ayında boşanmışlar. Baba hiçbir zaman kızını görmemiş ve ülke dışına yerleşmiş. Kız babasız olarak annesinin elinde büyümüş. Tüm bunları nereden mi biliyoruz?

Ne yazık ki tüm bilgileri hastamızdan öğrendik. Anne kızından hiç bir gerçeği saklamamış. Bu yaşına kadar annesi tarafından sevilen ancak babası tarafından istenmeyen biri olduğunu bilerek yaşamış. Çevresindeki ailelere ve arkadaşlarına nasıl bir gözle baktığını ise hiçbir zaman öğrenmedik. Sadece kişiliğinin, hayatının, varlığının bir kısmının reddedildiği bir dünyada yaşamaya çabaladığını biliyoruz. Nereden mi biliyoruz?

– Doktor amca biliyor musun benim böbreklerim neden çalışmıyor?
– Hasta olduğu için.
– Bilemedin. Ben sana neden hasta olduklarını soruyorum.
– Neden?
– Çünkü böbreklerim beni istemiyor. Onlar da canlı ve benimle birlikte yaşamak istemiyorlar. Aynen babamın beni istemediği gibi…

Bir yılbaşı tatili öncesiydi. Hastalığı nedeniyle yine hastanede kalması ve kontrol altında tutulması gerekiyordu. Servisteki çocukların hepsi evlerine gitmişti. Yılbaşını yalnız başına hastanede geçirecekti. Bu durum hepimizin içini burkuyordu. Ayrılmadan önce sordum;

– Tatile gidiyorum gelirken sana ne getireyim. Ne istersin?
11 Yaşında bir çocuk ne ister? Çikolata, şeker, oyuncak vs. gibi bir şey istemesini bekliyorum. Ama o benden sadece “beyaz peynir” istedi. Aylardır tansiyon sorunu yüzünden ciddi bir tuz kısıtlaması uyguluyorduk ve bizden istediğini ona vermemiz olası değildi. Beyaz peyniri çok sevdiğini ve çok özlemiş olduğunu görmeme rağmen yapacak bir şey yoktu.

– Bırak bu kez sana sürpriz bir şey getireyim.
– Tamam anlaştık. Sürprizimi bekliyorum. Hem belki ben de sana bir yılbaşı resmi ile sürpriz yaparım.
Bu onunla son konuşmamız oldu. Acı sürpriz ondan geldi. Tatil sırasında yine bir tansiyon krizi ile hastamızı, o sevgi dolu insanı kaybetmiştik. Benim için yaptığı ve kanatları olmayan kuşların uçtuğu resmi servis hemşiresi teslim ederken göz yaşlarını tutamıyordu.

Odasını uzun süre kapalı tuttuk. Hocamızın “eğer bir yaratıcı varsa, ki olduğuna inanıyorum işini her zaman aynı özenle yaptığı konusunda ciddi kaygılarım var. Ya da umarım bu kızın hayatı başlangıcı ve bitişiyle yukarıdakinin de tatil yaptığı bir güne denk gelmiş olsun” dediğini hatırlıyorum.

Ancak o sevecen kızı ve rüyalarıma bile işleyen o son isteğini unutmak mümkün olmadı.
Bazen isteseniz de unutmayı erteleyemiyorsunuz…

Dr. Mehmet Uhri

Kategoriler
MakaleSağlık
Dr. Mehmet Uhri

Bir hekimden hayata dair anılar ve görüşler...
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular

  • Keşke hamile olsaydı

    Keşke hamile olsaydı

    17 Yaşında bir genç kız karnında beliren büyük bir ur nedeniyle ameliyata alınmıştı. Ameliyat sırasında yumurtalıklardan köken alarak karın içini dolduran iri bir karpuz büyüklüğünde yaklaşık 15 Kg ağırlığında...
  • eşitlik ve özgürlükler

    Biz bizi biliriz

    Aile içinde ya da okullarda çocuklarımıza demokrasi bilincini kazandırabilmek için nasıl bir yöntem uyguluyoruz, hiç merak ettiniz mi? Onlara demokrasinin 2500 yıllık tarihini anlatıyoruz, eşitlik ve özgürlükler rejimi olduğunu...
  • Genetik üzerine

    Genetik üzerine

    Hepimizin gözü aydın. Genetiğin şifresi çözüldü. Metafizik, yeniden otopsi masasına yatırılıp kaderciliğin, falcılığın, büyücülüğün çanlarına ot tıkandı. Yaşamımızın ve yazgımızın doğa üstü güçlere, gökteki ölü yıldızlara bağlanmasına, inanan birkaç...
  • Gençlerde Marka Merakı

    Gençlerde Marka Merakı

    Çok sevdiğimiz ve Türkçe’de tam karşılığı olmadığı için aynen kullandığımız bir terim var: Gusto. Zevklerin, kalitelerin, sofistike tercihlerin tamamına verilen isim gusto. Yâni, bir anlamda belli bir kişinin, grubun...