Basit olan güzeldir…

Batuhan Piatti, bugüne kadar Obama’dan R.E.M’e kadar çok sayıda işadamı, politikacı ve sanatçıya yemek yapmış. Bu süreçte kendi de en lezzetli ve en güzelini yeme fırsatını bulmuş. O yüzden...

Batuhan Piatti, bugüne kadar Obama’dan R.E.M’e kadar çok sayıda işadamı, politikacı ve sanatçıya yemek yapmış. Bu süreçte kendi de en lezzetli ve en güzelini yeme fırsatını bulmuş. O yüzden zaten yapılan tercihler ve aldığı geri dönüşlerden yola çıkarak basit ve sade yiyecekleri öneriyor. “Zoru da doğrusu da budur” diyor.

Batuhan Piatti – Lezzet Ustası

Batuhan Piatti

Batuhan Piatti Zeynioğlu‘nu, televizyonda yayımlanan Master Chef programında tanıdı pek çok kişi. “Ekranların sivri dilli, asabi şefi” olarak tanımlandı. Oysa İtalya’da başladığı mutfak serüveni, Milano dahil olmak üzere İtalya’nın çeşitli bölgelerinde, lüks otellerde devam etmiş. Türkiye’de de 7 yıldızlı Rixos Belek’te yönetici şef olarak çalışan Piatti, Bahreyn’de 5 yıldızlı The Diplomat Rasisson SAS’da konsultan şeflik yapmış. Şimdilerde Günaydın SteakHouses’da danışman şef. Batuhan Piatti için en büyük keyif yemek yapmak, paylaşmak, yeni keşiflerin peşine düşmek. Bu anlamda disiplinli de. Çünkü yapılan işin disiplinle birlikte gelişeceğine inananlardan. Şimdilerde “Hayat Batuhan’a Güzel”. Çünkü hem seyahat ediyor hem de yemek yapıyor. Hazırladığı yemek programında her hafta bir mutfağı ele alıyor, özel lezzetlerin peşinde Türkiye’yi geziyor. Onun için yerin, mekânın, zamanın bir önemi yok. Önemli olan keşfettiği yeni tatlara kendi yorumunu katarak paylaşmak… İşte anlattıkları.

 Günümüzde yemeğe, yemek yapmaya ilgi arttı. Herkesin ayrı bir hikâyesi var ama sizin hikâyenizi başlatan ne oldu?

Lise yıllarında Türkiye’de yaşıyordum ve pek de başarılı bir öğrenci sayılmazdım. İki yıl üst üste kaldıktan sonra annem Fen lisesine gitmektense sevdiğim bir işe odaklanabilmem için İtalya’daki bir Turizm Otelcilik okuluna kaydımı yaptırdı. Böylelikle 1996 yılında mutfak ile taşınmış oldum. Floransa’daki aynı zamanda İtalya’daki en önemli otellerde staj yapma ve bu vesile ile aşçıların dünyasına girme fırsatı buldum. 2007 yılına kadar Floransa, Milano, Capri Adası, Roma, Lugano, Las Palmas, Caracas, Zürih gibi şehirlerde hem otel hem de restorantlarda çalıştım.

 Pek çok yerde çalışıp, kendinizi pek çok alanda yetiştirmişsiniz. Öğrenmenin, keşfetmenin elbette bir sınırı yok. Sizi yaptığınız işte en çok hareketlendiren ne oluyor?

Mutfak işi kendinizi durmadan güncellemeniz ve geliştirmeniz için sonsuz fırsatlar sunan bir alan. Bunları yapabilmek için labaratuvar olarak kullanabileceğiniz bir mutfağa, uzun mesailere, doymak bilmeyen bir iştahınızın olması ve size tahammül edebilecek ve destekleyecek bir ekip gerekiyor.

 Peki nedir yeni şeyler keşfetmenin, bir kültürü geliştirmenin sırları?

Tabii mutfakta kullanılan gıda ürünlerini tanımak, ekipmanlara hakim olmak, size özel bir tekniğinizin olması, personel idaresini bilmek, organizasyon kabiliyetinizin olması, hem okuyarak hem görerek ve hem de pratik yaparak sürekli antrenman yapmanın yanı sıra bu mesleği sevmek gerekiyor. Aksi takdirde 15-16 saat haftanın her günü, tatil bayram demeden çalışmak mümkün olmaz. İşin sırrı da budur.

Batuhan Piatti

 Neler öneriyorsunuz işin meraklılarına?

Profesyonel anlamda bu işi yapmak isteyenlere bol sabır öneriyorum. Amatör olarak yemek yapanlara en azından bir teknik üzerine odaklanmalarını ve özellikler ürünlerini iyi tanımalarını ve bol bol deneme yaparak tabaklarını geliştirmelerini öneririm.

 Aynı zamanda bir de yemek programı yapıyorsunuz. Bu nasıl bir hareket katıyor size?

Günümüzde yemek programlarına da ilgi büyük. Neye özen gösteriyorsunuz? Türkiye’deki yemek programları hep aynı mantıkta: Ispanaklarımızı alıyoruz, ayıklıyoruz, yıkıyoruz… Hep aynı tatta programlar yapılıyor. Biz ise klişelerden uzak durarak, seyredenlere, yemek yapmanın aynı zamanda bir keyif olduğunu ve her ortamda lezzetli yemekler yapılabileceğini göstermek istiyoruz.

Ortam değişebilir, imkanlar farklılık gösterebilir. Belki insanın bir günü bir gününü tutmazken, bu yemeklere de yansıyabilir. Size göre her bir yemek bir sonraki hazırlanışta bir öncekine benzer mi? Siz ufak detaylarla farklılaştırır mısınız?

Bu iş biraz da kimyadır ve bana göre hiçbir yemek bir öncekine benzemez. Küçük de olsa farklılıkları olur. Tekniğiniz değişmese de kullandığınız ürünler dolayısıyla küçük farkılılıklar kaçınılmazdır. Hem bu keyiflidir de…

 İşin doğru bilinen yanlışları var mı peki?

Mutfakta çalışmak televizyonda ya da filmlerde göründüğü gibi toz pembe değildir. Gerçekten zor ve ağır bir iştir, hem mesai hem de stres idaresi anlamında. O yüzden zaten gerçekten sevmek gerek bu işi.

Size göre gurmenin tanımı nedir?

Bence gurme, yemeği sadece tanıyan, lezzetleri ayırt edebilen ya da yorumlayan değildir. Aynı zamanda pişirme tekniklerini bilen ve beğenmediği lezzetlere yorumları ile müdahale edebilecek bilgiye sahip olana denir gurme. Türkiye’de tanıyor musunuz siz böyle birini?

Basit ve sade yiyecekler

 Unutamadığınız bir anı, anlatabileceğiniz enteresan bir hikaye var mı?

Mesleğim boyunca önemli işadamları, devlet adamları ve sanatçılara yemek yapma fırsatı buldum. Bunlar içinde Obama, Nursultan Nasarbayev, El Mahtum, Carlos Slim R.E.M de var. Hazırladığınız yemekleri önce siz tadıp değerlendirdikten sonra misafirlerinize sunuyorsunuz. Bu yüzden her şeyin en lezzetlisini ve güzelini yeme fırsatını buluyorsunuz. Bu, belki de işimizin en keyifli tarafı. Enteresan olan da bu önemli insanların tercihlerini en basit ve sade olan yiyeceklerden yana kullanmaları. Zaten doğrusu da budur. Basit olan güzeldir…

ZUHAL AYTOLUN

Kategoriler
RöportajYemek

Benzer Konular