Barzani-Obama aşkı

Geçtiğimiz günlerde Nevruz kutlamaları sırasında Mesud Barzani’nin yaptığı tehdidkar açıklamaları hatırlıyorsunuzdur. Bütün Kürtlerin Kürtlük şemsiyesi altında birleşmesi gerektiğini söylemiş ve acil toplanma çağrısı yapmıştı: “Bu sorunu çözün eğer sorun...
Barzani-Obama aşkı

Geçtiğimiz günlerde Nevruz kutlamaları sırasında Mesud Barzani’nin yaptığı tehdidkar açıklamaları hatırlıyorsunuzdur. Bütün Kürtlerin Kürtlük şemsiyesi altında birleşmesi gerektiğini söylemiş ve acil toplanma çağrısı yapmıştı:

“Bu sorunu çözün eğer sorun çözülmezse biz de halkımıza döneriz. Son sözü son kararı halkımız verir. Sonra kimse bize söz söylemesin. Biz milletiz, özgür olmalı ve özgür yaşamalıyız. Kimsenin zulüm ve baskısını kabul etmeyiz.

Müjde için de şunu söyleyebiliriz muhakkak bir gün bu müjdeyi vereceğiz ama o günün doğru bir gün olması gerekiyor.”

Bu açıklamaların üzerinden kısa bir zaman geçti ki Barzani’nin Amerika’da Başkan Obama tarafından büyük bir “hürmetle” ağırlandığını gördük.

Geçtiğimiz hafta gerçekleşen buluşmanın ardından yapılan açıklamada Amerika’nın, Kürdistan ve Kürt halkıyla olan yakın ilişkilerini teyit ettiği söylendi.

Barzani Başkan Yardımcısı Biden’le görüşmüş, yetmemiş, Obama’yla görüşmüş ardından da Pentagon’da Savunma Bakanı ile bir araya gelmiş.

Öyle dostane ilişkiler geliştirilmiş, öyle “iyi” mesajlar verilmiştir ki Pentagon’a varıncaya kadar oldukça teferruatlı pazarlıkların yapıldığı ortadadır.

Tüm Ortadoğu kaynarken, savaş çığlıkları atılırken ne hikmetse Amerika dostluğunu, sevgi gösterilerini Kürtlerden, Kürt yönetiminden esirgemez.

Mantıksız değildir elbette çünkü bu ezeli bir dostluktur. Bölgenin olmazsa olmazı, karşılıklı muhabbeti, karşılıklı aşkıdır.

Öyle bir aşktır ki ironik bir psikolojinin de sonucudur; hep savaş dönemlerinde nükseder.

Saddam devrilirken örneğin ilk ateş yakılmış, ilk tohumları atılmıştı.

Öyle bir aşktır ki son derece bencil, son derece yıkıcı bir ruh halinin ürünüdür.

Ortadoğu’nun kalbine saplanan kin dolu bir aşktır, bir tek Kürtleri koruyup kollayan, Kürtler dışındaki tüm milletleri kasıp kavuran.

Öyle bir aşktır ki, lanetlenmiş, kinle yoğrulup kötülük saçan meyvalar verir sürekli.

Saddam devrilmiş, koskoca Arap ulusu kaosun içine itilmiş, ama ayrıcalıklı maşuk istediğini almış “bölgesel Kürt yönetimi” adı altında “gayrimeşru” ilişkiyle bugünlere gelmiştir.

Tam bir savaş çocuğudur ama söylemleri hep barış kokar, hep terörsüz, çatışmasız bir süreçten bahseder.

Etrafındaki tüm milletler savaşa hazırlandırılırken ona düşen barış elçiliğidir adeta.

Şimdi namlunun ucu Suriye’ye yönelmişken, tüm etnik gruplar, mezhepler kaynarken, Suriye parça parça edilmeye hazırlanırken, Türkiye bu parçalanmanın baş aktörlerinden biri yapılmaya çalışılırken Barzani yine arabulucudur.

Amerika ile Ortadaoğu konusunda arabulucu, Türkiye ile PKK konusunda arabulucudur.

PKK’yı ve BDP’yi de pek tutmaz çünkü onun derdi hep barışladır. Savaşsız, silahsız bölücülük! Amerikanın tüm metreslerine, tüm kuklalarına tavsiye ettiği yeni yöntem olsa gerektir bu.

Adına “Amerikan rüyası” da diyebiliriz: Savaşın içinden çıkan “barış çocuğu!”

Belki bir Irak kalmayacaktır, bir Suriye kalmayacaktır, İran belki… Ama Kürtlük bakidir!

Diğer ülkeler küçülürken o büyür, diğerleri ayrıştırılırken o birleştirilir. Çünkü o Amerika’nın Ortadoğu’daki rüyası, en temel gayesidir. Barzani’nin müjdesini hatırlayalım!

Türkiye, Suriye’yi tehdit ederken bilmelidir ki işte bu bencil, kötülük saçan, zararlı, virüslü aşkın oyuncağıdır sadece. Eline alacağı da nurtopu gibi bir kukla Kürt Devleti olur engel olunmazsa.

Serap Yeşiltuna

Kategoriler
Köşe Yazıları

Benzer Konular