Baran Kamiloğlu (Röportaj)

“Gördüğüm, duyduğum, dokunduğum, hissettiğim olgu ve olaylar, kısaca yaşayabildiğim kadar hayat bir bedende bir akılda renkli bir yumak olup akarlar elimden beyaza mekâna… Kısaca kendinden bahseder misin? Çocukluğun, içinde...
Baran Kamiloğlu (Röportaj)

“Gördüğüm, duyduğum, dokunduğum, hissettiğim olgu ve olaylar, kısaca yaşayabildiğim kadar hayat bir bedende bir akılda renkli bir yumak olup akarlar elimden beyaza mekâna…

Kısaca kendinden bahseder misin? Çocukluğun, içinde büyüdüğün ortam ve eğitim dönemin…

Kars doğumluyum, çocukluğum, eğitim yıllarım Ankara’da geçti ve halen de Ankara’da yaşamaktayım.

Bir memur çocuğunun yaşadığı sıradan bir hayattan sonra üniversite dönemi ile birlikte kendimi farklı kişilerin ve farklı ortamların içinde buldum. 0 zamandan bu yana da insanlardan, olaylardan yani hayatın kendisinden beslenerek üretmeye çalışıyorum. Üniversite yıllarımda bir yandan kendimi tanımaya devam ederken öte yandan da sanatsal açıdan gelişmek için yoğun çaba harcadım. Bu gelişme sürecinde de hocalarımdan ve çevremden elimden geldiğince yararlanmaya çalıştım. Böylelikle üniversiteden sonraki amacım ve yaşamım için de karar verme sürecim başlamış oldu.

Baran Kamiloğlu sevgi yağlı boya

Kendini başkalarıyla ortak ve sana özgü yanlarınla nasıl tanımlarsın?

Tuval arkasında iken gündelik yaşamın sıradanlığı ve rutinliği içerisinde herkes gibi planlarımı, programlarını yetiştirmeye çalışan bir bireyim. Fakat tuval karşısında her şey değişiyor… Hayallerim, isteklerim ve gündelik yaşamımda beni rahatsız eden olayların etkisi ile kendimi arayışa çıkan ve bu arayışı hiç bitmeyen bir bireyim. Herkes gibi farklı biriyim.

Genel olarak sanata ve özel olarak da resme yönelimin nasıl oldu? Kimler ve ne gibi olaylar tercihini etkiledi?

Her çocuk gibi benim için de resim yapmak o dönemlerde bir oyundan ibaretti. Yaşım ilerledikçe resim, kuralları çoğalan bir oyun, daha da ileriki zamanlarda zevk aldığım bir uğraş ve en sonunda yaşamımın olmazsa olmazlarından biri oldu. Hatta zaman zaman çatışmalarımın, zaman zaman da uzlaşmalarımın olduğu bir serüven…
Sanata olan ilgimi ise, başta ailem olmak üzere lise dönemimdeki birkaç öğretmenim keşfettiler ve beni bu yönde yüreklendirdiler.

Resimlerinde özellikle üzerinde durduğun biçim, kavram ya da malzeme, teknik gibi tercihlerin var mı? Varsa bunlar neler ve ne için?

Resimlerimde yaşanmışlıklarım vardır. Yaşanmışlıklarımdaki anları, mekânları, karakterlerimi renk unsurunu başköşeye koyarak simgeleştirmeyi yeğliyorum. Bu simgeler, ben değiştikçe değişmekte ve zamanla farklı görünümlere bürünmektedirler. Aynı zamanda her ne kadar izleyiciye belli etmek istemesem de, kendimi de resimlerimin içine kurgu dâhilinde bir simge olarak yerleştirmeyi seviyorum. Çünkü kurgu yaratı sürecimde benim için değişmez bir olgudur.

Tekniğime gelince de, teknik açıdan kalıplaşmış bir üslubumun olduğunu bilinen, fakat herkesin kendine özgü hayallerinin içine katabildikleri şeylerdir. İzleyici kendi yaşantısı ile bağ kurup belki de benim bile hayalini kuramadığım şeyleri düşleyip, görebilirler. Yani, eser yapıldıktan sonra da yeni bir oluşuma sürükleyebilirler.

Senin için sanatın akıl, duygu ve vicdanla ilişkisi nasıl kurulur?

Ben, bu üç kavramı sanat ve yaratıcılık kavramları içerisinde tek başlarına hiçbir şey ifade etmediklerini düşünüyorum.

Bir bütün olarak ele alınmalıdırlar. Bu üç kavramın kesiştiği noktalardan geçer sanat.

Günümüz dünyası ve Türkiye’sinde yaşanan ve tartışılan meseleleri de dikkate alırsak, sence sanatın toplumsal meselelerle ilgisi nasıl olmalı?

Sanatın çıkış noktası insan yani toplumdur, bu bakımdan sanat geçmişten günümüze hep çıkış noktasına hitap etmekte, onu muhatap almaktadır. Toplumdaki olaylar da sanatı, sanatçıyı daima yeni bakış açılarına sürüklemektedir. Sanat elbette toplumdan beslenecektir fakat sanatın sadece toplumsal meselelere yönelerek popülerlik adına bir yöne girmesini doğru bulmuyorum. Her alanda olduğu gibi sanatta ve sanatçıda da kendiliğindenlik her zaman kabul görür diye düşünüyorum.

Çağımızın ruhunu sözcüklerle resmetmen istense, tanımın nasıl bir imgeye dönüşür? Ve sanatı ile sanatçıyı bu resmin neresine konumlandırırsın?

Çağımız genel ruhunu kolay üretim çabuk tüketim kavramı ile özetleyebilirim. Buradaki tüketim, popüler kültürün getirmiş olduğu kısa süreli mutluluklardan tadına varmadan, azar azar tatmaktır. Bilince gerek yoktur, olanaklar çoktur, fakat hazım yoktur.

Böyle bir ortamda sanat, kişinin canı çektiğinde keyif için tüketeceği eğlenceli bir çabuk tüketim ürünlerinden biri, sanatçı ise bu düzenin bir parçası haline getirilmiş, kendi kendine kalmış biridir.

Son döneminde nasıl çalışıyorsun? Orta ve uzun vadeli tahayyülün nedir?

Son dönemlerde, büyük boyutlu tuvallere daha çok insan ilişkilerinden yola çıkarak kurguladığım resimler yapıyorum. Aynı zamanda 2010 yılında açmayı düşündüğüm sergi için planlarımı yapmaktayım.

Orta vadeli planım akademik eğitimime devam etmek, uzun vadeli planım ise sanat alanında akılda kalan yapıtlar verip, akılda kalan şahıslardan biri olmaktır.

T.Baran KAMİLOĞLU

1901 Kars doğumlu, ilk, orta ve lise eğitimini Ankara’da tamamladı. 2002 yılında Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim-iş Öğretmenliği Anabilim dalında 2002 yılında lisans 2009 yılında da ise tezli yüksek lisans eğitimini tamamladı. Çalışmalarına ve hayatına şimdilik Ankara’da devam etmektedir.

 

Kategoriler
Kültür&SanatRöportaj

Benzer Konular

  • Knut Hamsun’un Açlığı

    Knut Hamsun’un Açlığı

    Aşktan söz açılmayagörsün, sıkça, erkeğin kalbine giden yolun midesinden geçtiği söylenir. Eğer 20. yüzyıl düşüncesine göre ev ödevinizi iyi yapmışsanız, onun beynine de ulaşabilirsiniz. Yüksek varoluşçuluğun ana simgesi sayılan...
  • Murathan Mungan

    Şiir mi, Öykü mü, Lirik Bir Metin mi?

    “Yanlız Bir Opera” (YBO), Murathan Mungan’ın (MM) yaygın olarak okunan şiirlerinden bir tanesidir. Ancak bir şiirin yaygın olarak okunması, beğeniliyor olması, YBO’nın MM’nin iyi şiirlerinden biri olduğu anlamına gelmiyor....
  • Sylvia Plath

    HS ya da SYLVIA PLATH

    “Benim için şimdi sonsuzdur, sonsuz da sürekli olarak değişir, akar, erir. Yaşam bu andır. Geçip gittiğinde, ölüdür artık. Ama her yeni anla birlikte yeniden başlayamazsınız, ölü olana göre yargılamak...
  • Balığın Trajedisi Kılçık Olmaktır

    Balığın Trajedisi Kılçık Olmaktır: Oley, Ey Şair

    Malraux’un rahibi şöyle demişti: “Hangi politik inanç yok edebilir (ki) ölümü!” Ben de diyorum ki, hangi politik inaç yok edebilir şiiri? Bu, son derece müşfik, iç karartıcı, kahredici ya...