Atatürk, “Mustafa” Filminden Önce Kendi Hayatını Konu Edinen Senaryo Nerede?

Atatürk, yabancı şirketlerin hayatını film yapmasına karşı çıkar. “İnkılâbımıza dair film yapmak bizim işimiz olmalıdır” der. Can Dündar’ın yönettiği “Mustafa” filmi gündeme daha gala gecesi gündeme oturdu. Tartışıldı… Eleştirildi....
55ead3fef018fbb8f8994bdd

Atatürk, yabancı şirketlerin hayatını film yapmasına karşı çıkar. “İnkılâbımıza dair film yapmak bizim işimiz olmalıdır” der.

Can Dündar’ın yönettiği “Mustafa” filmi gündeme daha gala gecesi gündeme oturdu. Tartışıldı…

Eleştirildi. Bir kısım, filmin, Mustafa Kemal Atatürk’ün insani yönünü ortaya koyduğunu belirtirken, eleştiri yöneltenler, Atatürk’ün umutsuz, mutsuz, yalnız ve kadın düşkünü olduğunu ortaya koyduğu için filmi eleştirdi. Bir başka tartışma konusunda geçtiğimiz aylarda AKP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Mir Dengir Fırat’ın “devrim olan her yerde travma yaşanır” sözleri de tartışma konusu olmuştu. Bu tartışmalar yaşanırken, Atatürk sanki kendinden sonra böyle tartışmalar yaşanacağını düşünerek, hayatını anlatan “Ben Bir İnkılap Çocuğuyum” adlı bir senaryo hazırlatmış.

Atatürk’ün bizzat üzerinde çalıştığı senaryoyu, yabancı film şirketleri, beyaz perdeye uyarlamak istemiş. Atatürk, teklifi kabul etmemiş. “inkılâbımıza dair film yapmak bizim işimiz olmalıdır” görüşünü dile getiren Atatürk, senaryoyu çekmesi için Münir Hayri Egeli’yi görevlendirmiş.

Ancak, Egeli’nin Rejisörlük bilgisi yok denecek kadar azdı. Bu sebeple Atatürk, Egeli’yi Almanya, İtalya ve Rusya’ya da rejisörlük kursu görmesi için gönderdi.

Çünkü, Atatürk, bu filmi yabancıların değil, Türk insanının yapmasını istiyordu. Senaryoya büyük önem veriyordu. Bizzat senaryonun üzerinde uzun uzun el yazısıyla müdahalelerde bulunmuştu.

Tashihler yapmıştı. Senaryonun en sonunda da “tekrar göreceğim” notu bulunuyordu.

Filmin çekimlerine başlandı

Münir Hayri Egeli üç ülkeden de “Rejisörlük yapabilir” vesikaları ile gelince, filmin çekimine başlandı. Filmin ismini de yine bizzat Atatürk koymuştu: “Ben Bir İnkılâp Çocuğuyum.”

Ancak filmin çekim hazırlıkları başlamışken Atatürk aniden rahatsızlandı. Atatürk’ün rahatsızlığıyla filmin çekimi durduruldu. Senaryo da ortadan kayboldu.

Masraflar benden karşılanacaktır

Fakat, Atatürk’ün el yazısı ile senaryoya ait aldığı bazı notlar Milli Kütüphane’de çelik bir kasada saklanıyor. Atatürk, bu notlarından birinde şöyle yazıyor: “Münir Hayri, filmi çevirme işiyle bizzat meşgul olacaktır. Hemen Almanya’ya gidecek, senaryomuzu işleyecektir. Hasan Rıza gereken masrafları benden karşılayacaktır.” İmza: K (Kemal).

Görüldüğü gibi filmin masraflarını da bizzat Atatürk’ün şahsi servetinden karşılanacaktı. Ancak ne film çekildi ne de senaryo ortada.

Karl Elbert ile İsmet İnönü arasındaki tiyatro sohbeti Şimdi filmle ilgili olarak Münir Hayri Egeli’nin yazdıklarına bakalım.

Münir Hayri Egeli, “Atatürk’ten Bilinmeyen Hatıralar” adlı eserinde şunları yazıyor: Milli Temsil Akademisi hazırlıkları günlerinde idi. Ankara Halkevi’nde kurduğumuz bir bale mektebi ilk gösterilerini yapıyordu.

O gün Atatürk gelmemişti. Yalnız Başvekil İsmet Paşa gelmişti. Temsilden sonra Halkevi Reisi odasında beni ve Karl Ebert’i kabul etti. Akademi hakkında izahat istedi. Ben Reinhard’ın raporu hakkında malumat verdim. Ve Reinhard’ın gelmesini sağlayacak şekilde konuştum.

Paşa sözü Ebert’e verince:

– Sizin akademiniz için Reinhard çok büyüktür. Ben yeterim. Bütün bu raporları bir yana bırakınız, bana salâhiyet veriniz: beş sene sonra size öyle bir tiyatro yaparım ki, Amerika’dan turistler gelir, milli tiyatronuza şaşarlar… şeklinde konuştu. İsmet Paşa da:

– Pekâlâ bu salâhiyeti veriyorum. Fakat eğer beş sene sonra bu dediklerin olmazsa, yakanı elimden kurtaramazsın, dedi.

Ben bu durumu mümkün ve münasip şekilde Anadolu Ajansı vasıtasıyla aksettirdikten sonra, hemen Necip Ali ve Nafi Atuf’u buldum. Hali anlattım. İstifamı sundum. Onlar, Başvekille Atatürk’ün arasında bir fikir ayrılığı yaratmamak için bunlardan Atatürk’e bahsedilmesini istemiyorlardı.
Hâlbuki Atatürk’ün Reinhard raporu üzerinde:

“Bu rapor aynen tatbik edilmeli” emri vardı
Ertesi gün beni Çankaya’dan çağırdılar. Atatürk kütüphanedeydi:

– …… şirketinden bir mektup aldım. Bizim inkılâbımıza dair bir film yapmak istiyorlar. Çok güzel, inkılâbımıza dair film yapmak bizim işimiz olmalıdır, dedi. Bir senaryo düşün, diye emir verdi. Sonra:
– Bu senaryo benim hayatımla, mesela bir öğretmenin hayatını muvazi olarak yürütmelidir, diye devam etti. Bana bir kart uzattı. Dikte etmeye başladı. Senaryo bittiği zaman ellerim tutulmuştu.
– Bunu derle, topla, yaz, dedi.

Hemen gittim, yazdım.

İki gün sonra emri veçhile yaverine verdim. Bir gün sonra, üzerinde:“Münir Hayri Bey’e gönderilecek” diye, Atatürk’ün el yazılı bir zarfı bana geldi.
Senaryoyu okuyan Atatürk, sayfa sayfa tashih etmiş, birçok yerlerini de uzun uzun ilave etmişti. Fakat en sonunda: “Tekrar göreceğim” yazıyordu.
Senaryoyu yeniden işledim. Kendisine takdim ettim. Mareşal ve Afet Hanımefendiye de okutmuş, Recep Peker’e vermiş. Recep Bey beni çağırttı:

– Bu senaryonun film olması neye mütevakkıf? diye sordu. Bir bütçe yaptım verdim. İki üç gün sonra
Necip Ali bey beni çağırttı:

– Yahu Münir Hayri, senin istediklerin yüz bin lira tutar, sen deli mi oldun, dedi. Sonra güldü:

– Haydi haydi, işin yolunda, bu akşam Çankaya’ya gideceğiz, dedi.

Akşam Çankaya’da Atatürk benden film hakkında izahat istedi:

– Bütün bunları temin edersek bu filmi yapabilir misin? diye sordu.

Tereddütsüz:

– Yaparım, dedim.
Atatürk:

– Ben bu çocuğun bu nefis itimadına bayılıyorum, dedi. Sonra bana döndü:

– Film yapmak, tayyare uçurmak gibi bir teknik hadisedir. Sanat ateşi lazımdır, ama, yetmez.
Necip Ali’ye döndü:

– Münir Hayri’yi Almanya ve İtalya’ya göndereceğiz. Rejisörlük öğrenecek. Parasını, tahsisatınız yoksa ben veririm.

Üç gün içinde ben Atatürk’ün şahsi mektupları ile bu memleketlere hareket ettim.

Alman hükümeti benim Atatürk tarafından gönderildiğimi anlayınca, UFA’ya beni göndermiş, şöyle de bir emir vermişti: “Münir Hayri’ye film rejisörlüğünü hakkiyle öğretmek içine ne mümkünse yapılacaktır. Kendisinin bu işinden dolayı stüdyonun her masrafı ve zararı, Alman hükümetince karşılanacaktır.”

Almanya’dan İtalya’dan ve bilâhare Rusya’dan ayrı ayrı “Rejisörlük edebilir” şeklinde vesikalarla döndüğüm zaman Atatürk:

– Şimdi senaryoyu bir daha gözden geçirelim, demiş ve çalışmalarının sonunda düzeltilen senaryoya şu cümleyi koymuştu: “Düzeltmelerden sonra iyi bir film olur.”

Filmin askeri sahneleri üzerinde İsmail Hakkı Tekçe ile çalışmalara başlanmış ve Kenan Bey, Atatürk’ün kendisinden bazı parçaları filme almakta iken Atatürk rahatsızlanmıştı. Senaryonun sonundaki şu cümleler onun son emridir: “Bu senaryonun ruhuna sadık kalınması elzemdir.”

Münir Hayri Egeli Kimdir?

Yazar ve Sanatkâr. 1904 yılında İstanbul’da doğdu. Kadıköy Numune ve İstanbul Muallim Mektepleri’nde okudu (1919). Sorbon Üniversitesi Psikoloji Enstitüsünü bitirdi (1922). Milli Mücadele sırasında Atatürk’ün emriyle Paris Türk Haberler Bürosu’nu kurdu ve idare etti (1920-22)
Ankara Maarif Müfettişliği, Trabzon Lisesi Öğretmenliği, Tayyare Cemiyeti Neşriyat Müdürlüğü, Ankara Lisesi Öğretmenliği, Kocaeli, Bolu, Balıkesir Maarif Müdürlüğü, İsmet Paşa Kız Enstitüsü Müdürlüğü, Milli Temsil Akademisi (Devlet Tiyatrosu) ve Güzel Sanatlar Müdürlüğü, Polis Enstitüsü Öğretmenliği yaptı.

Atatürk tarafından film konusunda ihtisas yapmak üzere Berlin, Neubabelsberg ve Rusya’ya gönderildi. Film Rejisörlüğü yaptı. Bu arada Atatürk Dökümanter filmini çevirdi. Vakit Gazetesinde gazeteciliğe başladı (1918). Gazete ve mecmua çıkardı. Demokrasi Mücadelesinde milletle çalıştı. Haftalık Gazeteyi çıkardı.

Türkiye Serinofil Derneği Kurucu Rejisi, Türkiye Film Sanatçıları Cemiyeti üyesi oldu. Atatürk’ün özel mektubu ile Arjantin, Almanya, İtalya, ve Rusya’dan başka Hindistan, Pakistan, K.Afrika ve Bütün Avrupa’ya gitti. 1933 yılında Atatürk’ün en benzeyen heykeli mükâfatını aldı. Türk paralarını yaptı.
Lüksembourg’da teşhir edilen Zeybek Heykeli ile ilk kabartma pulları ve 10. Yıl pullarını yaptı.
Eserleri: 301 tane muhtelif Çocuk Piyes ve Hikayesi, ayrıca Terliyen Efe, Fındık Kurdu isimli romanlar, Kadın Geçerken, Yiğit Hamza, Yörük Emine (piyes), v.s. Atatürk’ün Bilinmeyen Hatıraları (3. Baskı), Atatürk’ün el yazıları ile tashih ettiği 3 piyes ve dikte ederek iki defa tahsis ettiği Atatürk’ün Hayatına ait senaryo.

Kategoriler
Sinema
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular

  • Neill-Blomkamp’ın-yeni-projesi-‘Elysium’

    Elysium

    Düşük bütçeli ‘District 9’ ile tanınan yönetmen Neill Blomkamp’ın yeni projesi ‘Elysium’ yine uzak bir gelecekte geçen ama bu kez ünlü oyuncuları, şahane çekimleri ve yüksek bütçesiyle dikkat çeken...
  • J. Edgar Hoover

    J. Edgar: Tek isteği takdir görmekti

    J. Edgar: Tek isteği takdir görmekti ve bunun için kendi adalet anlayışını sonuna kadar savundu! J. Edgar Hoover, yaşadığı dönemde Amerika’nın en güçlü adamıydı. FBl’ın başı olarak geçirdiği yaklaşık...
  • Dersimiz Atatürk

    Kapitalist Atatürk!

    Art arda onu anlatan üç sinema, bir reklam filmi çekildi. Kısa süre önce ‘tabu’ydu; bir anda ‘Atatürk enflasyonu’ oluştu. Filmleri milyonlar izledi. Yapımcıları milyonlar kazandı. Üzerinde fotoğrafının olduğu tişört,...
  • soul-kitchen-movie-reviewjpg

    Fatih Akın Soul Kitchen’la Hamburg’a Borcunu Ödüyor

    Bütün dâhiler gibi biraz kaos var ruhunda, bir tutam delilik de bakışlarında. İçinin büyük parçalarından birinin adı hep İstanbul oldu, ama yuvasının adı Hamburg. Fatih Akın, 1 Ocak’ta vizyona...