Asırlık ilaçlar müzede

Eskişehirli Niyazi Çapa, tarihi konakta, ecza ürünleriyle birlikte Türk kültürünü sergiliyor Niyazi Çapa, eczacılık müzesini, 360 yıllık bir Osmanlı evinde açtı. Müzede asırlık ilaçlar ve aletler, tıp tarihine ışık...
Niyazi Çapa

Eskişehirli Niyazi Çapa, tarihi konakta, ecza ürünleriyle birlikte Türk kültürünü sergiliyor

Niyazi Çapa, eczacılık müzesini, 360 yıllık bir Osmanlı evinde açtı. Müzede asırlık ilaçlar ve aletler, tıp tarihine ışık tutuyor, ayrıca geleneksel Türkmen ve Yörük kıyafetleri de sergileniyor. ‘Dünya Beyi’ unvanına sahip Çapa’nın müzesi, sadece pazar günleri açık.

Eskişehir’in tarihi Odunpazarı semtinde, 360 yıllık bir Osmanlı evi. ‘Beylerbeyi Konağı’ ismini taşıyan üç katlı binanın her odasında başka bir tarihi değer saklı. Bahçede, Yörüklerin kullandığı kıl çadır bulunuyor. Evin bir odasında asırlık ilaçlar ve tıbbi aletler sergileniyor. Cam serumlar, hap ve fitil kalıpları, ilaç dövülen havanlar, laboratuvar malzemeleri, gonandoskop (stetoskopun dedesi!) ve neredeyse bir asırlık ilaç çeşitleri, tozlanıp sararmış kutularında, eczacılık tarihine ışık tutuyor. Bir başka odada yine oldukça eski tıbbi kitap, dergi ve kodekslerin bulunduğu kütüphane yer alıyor. Üst kattaki odada geleneksel Türkmen ve Yörük kıyafetleri ve Kanuni Sultan Süleyman’ın giydiği kaftanın aslına uygun bir kaftan var. Orta kat, fotoğraf sergisine ayrılmış. Evin sahibi Niyazi Çapa’nın renkli geçmişine ışık tutan fotoğraflar duvarları süslüyor. Çapa’nın dedelerinden kalan bazı eski eşya ve antikalar da üst katta yer alıyor. Tarihi binanın iki köşesi de Atatürk ve Yunus Emre’ye ayrılmış.Eskişehir’in renkli yüzlerinden Niyazi Çapa bir müze âşığı. Çocukken müzeleri gezmeyi çok sevdiğini belirten Çapa, Eskişehir’deki birçok müzenin bugün kapalı tutulmasına içerliyor. “Geçmişin güzelliklerini geleceğe aktaran köprüler olmadan çocuklar nasıl yetişecek?” diyen Çapa, sonunda kendi müzesini kurmaya karar vermiş. 40-45 yıldır gittiği her il ve ilçede, oranın en eski eczacısını ve hatta kapanmış olan eczanelerin sahiplerini bulmuş. Onlardan ellerinde kalan eski ilaçları, ilaç yapımında kullanılan bitkisel ve kimyasal maddeleri, eski tıbbi aletleri toplamış ve sonunda eczacılık müzesini açmış.

Sağlık sektöründe bir ömür

1942, Söğüt doğumlu Niyazi Çapa, üç yaşında ailesiyle birlikte Eskişehir’e yerleşmiş. İlkokul yıllarında eczanede çıraklık yapmaya başlayan Çapa, boş zamanlarında da simit satarak ailesinin geçimine katkıda bulunmuş. Kalfa olarak çalışmaya devam etmek için liseyi yarım bırakmak zorunda kalmış. Daha sonra ilaç fabrikası mümessilliği yapan Niyazi Çapa, diyabetli hastalara özel vitaminli çiklet üretmiş.

Bir gece eczanede nöbetçiyken yaşadığı bir olaysa Niyazi Çapa’nın protez işine başlamasına neden olmuş. O gece bir asker, komutanının verdiği reçeteyi uzatmış Çapa’ya. Reçete, havalimanına sert iniş yaptığı için boynu incinen bir pilot için hazırlanmış. Niyazi Bey, ilaçları hazırlarken reçetedeki bir şeyin ne olduğunu bir türlü anlayamamış. Ertesi gün tanıdığı bir doktoru arayan Çapa, bilemediği şeyin ‘boyun korsesi’ olduğunu ve boyun korselerinin Amerika’dan ithal edildiğini ve sadece Ankara’da satıldığını öğrenmiş. Türkiye’de ortopedik malzeme konusunda ne büyük bir açık olduğunu fark eden Niyazi Çapa, önce bu malzemeleri ithal etmeye başlamış. El, kol, bacak protezleri ve ortopedi tekniğini öğrenmek için uzun süre Almanlarla çalışan Çapa, sonunda iki makine alarak üretime başlamış. Şimdi 100’ün üzerinde makine ve 50 çalışanı bulunan Niyazi Çapa, ürettiği 450’nin üzerinde protez ve ortopedik malzemeyi, Ortadoğu ve Balkan ülkelerine, Orta Asya Cumhuriyetlerine ve hatta bir zamanlar ürün ithal ettiği Almanya’ya ve oradaki bayii vasıtasıyla tüm Avrupa ülkelerine ihraç ediyor. Çapa’nın Eskişehir’de ortopedi, protez ve tıbbi cihazlar üzerine çalışan dört şirketi, bir de TSE belgeli çocuk yuvası var.

O bir Beyler Beyi

Niyazi Çapa, bütün bu işleri yaparken, geleneksel Türk kökenleriyle ilgilenmeyi de ihmal etmedi. Yörük Türkmen Beyliği’nin ardından Söğüt’teki büyük kurultayda ‘Beyler Beyi’ seçilerek dünya beyi oldu. Geleneksel olarak gerçekleşen Ecdadı Anma Törenleri’nde giymek üzere, neredeyse bir servet harcayarak, Topkapı Sarayı’nda sergilenen Kanuni Sultan Süleyman’ın kaftanının aynısını yaptırdı.

Bir dönem politikaya da atılan Niyazi Çapa, ilk deneyimini Milli Selamet Partisi’nde, o zamanın en genç il başkanı olarak yaşadığını anlatıyor. Partinin kapatılmasının ardından Erbakan’la yollarını ayıran Çapa, Turgut Özal’ın kurduğu Anavatan Partisi’ne katılarak yine Eskişehir İl Başkanlığı yaptı. Babasının tavsiyesi üzerine devletten hiçbir zaman para almadığını ve devlete el açmadığını söyleyen Çapa, Turgut Özal’ın vefat ettiği gün de politikayı bırakmış.

Kategoriler
Sağlık Haberleri
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular