Aşırı stres çalışanları işyerinden soğutuyor

Regus’un 95 ülkede yaptığı anket ekonomik dalgalanma sonucu Türk çalışanlar üzerinde baskının arttığını ortaya koydu. Ankete göre Türkiye’de çalışanların yüzde 90’ı son birkaç yılda daha fazla stres kaynaklı hastalık...

Regus’un 95 ülkede yaptığı anket ekonomik dalgalanma sonucu Türk çalışanlar üzerinde baskının arttığını ortaya koydu. Ankete göre Türkiye’de çalışanların yüzde 90’ı son birkaç yılda daha fazla stres kaynaklı hastalık yaşadı.

Çalışanlarla işbirliği yapılıp, stres düzeyi optimumda tutulmalı…

Stres, çalışma yaşamında etkisi ve sonuçları itibarıyla üzerinde durulması, başa çıkılması ve yönetilmesi gereken bir konu. Stres, hastalıkların artması, işe devamsızlık, performans düşüklüğü, personel devir hızındaki artış, çalışanların işyerine ve işverenine karşı negatif duygular geliştirmesi gibi pek çok olumsuz sonuca neden olmakta. Stres altındaki birey, hem kendi içinde negatif duygular geliştirir hem de bu duygularını çevresiyle de paylaşarak işyerinin itibarını etkilemeye başlar. Ayrıca stres altındaki birey, performansı düşeceği, dikkat eksikliği ve verimsizlik yaşayacağı gibi yaratıcılığını işe yansıtmayacağı için artı değer de katmaz. Örgütler çalışanlarının stres düzeyini optimum düzeyde tutmak için onlarla işbirliği yapmalı ve çalışanlarının işte ve özel yaşamlarında mutlu, canlı ve enerjik, işyerinde ise üretken ve verimli olmalarını sağlamalı. Biz stresi optimumda tutabilmek için kulüpler, kişisel gelişim eğitimleri, çalışan balosu gibi etkinliklerle çalışanlarımızla bir araya gelerek onları dinlemeyi ve onların stresini azaltacak çözümleri beraber yaratmayı hedefliyoruz.

stres kaynaklı hastalık

Türkiye’de stres işe devamsızlıkta yüzde 69 oranıyla endişe verici bir artışa neden oldu. Regus’un gerçekleştirdiği küresel ankete göre ekonomik dalgalanma Türk çalışanlar üzerindeki baskıyı artırdı. Ankete göre çalışanların yüzde 90’ı, ekonomik krizden bu yana daha fazla stres kaynaklı hastalık yaşadığını bildirdi. 95 ülkede çalışan 20 bini aşkın üst düzey yöneticinin ve işletme sahibinin görüşlerini belirlemeyi hedefleyen ankete göre, çalışanların yüzde 79’u esnek çalışmayı işle ilgili stresi hafifletmeye yardımcı olma konusunda önemli bir unsur olarak tanımladı.

Stres kaynaklı hastalıklar; obeziteden Alzheimer hastalığına, diyabet, depresyon, sindirim bozuklukları ve astıma kadar değişen türde sağlık sorunlarını kötüleştirebiliyor veya bu hastalıkların ortaya çıkmasına neden olabiliyor. Bu konuda yapılan son araştırmaya göre Türk çalışanların yüzde 38’inin işle ilgili endişeleri nedeniyle uyku sorunu çektikleri belirlendi.

İŞTE ARAŞTIRMANIN DİĞER SONUÇLARI:

■ Katılımcıların yüzde 35’i, işini kaybetmekten korkuyor.
■ Katılımcıların yüzde 43’ü, çalıştıkları sektöre eskisine göre daha az güveniyor.
■ Katılımcıların yüzde 54’ü, ailelerinin ve arkadaşlarının iş nedeniyle stresli olduklarını fark ettiklerini söylüyor.
■ Katılımcıların yüzde 78’i, stresin çalışma arkadaşlarıyla olan ilişkilerini zedelediğini belirtiyor.

HAYAT KALİTESİNİ DÜŞÜRÜYOR

Stresle baş etmeye çalışan çalışanların hayat kaliteleri stressiz olanlara göre çok daha düşük seviyelere iniyor; çalışanların özel hayatlarını olumsuz etkileyen stres işe devamsızlığa da sebep olarak hemşirketleri hemçalışanları zor durumda bırakıyor. Regus araştırmasının küresel ortalamalarına göre, şirketlerin yarısından fazlası (yüzde 52) ekonomik krizden bu yana stres kaynaklı işe devamsızlıkta artış gözlemlediğini bildiriyor. Bu sonuçlar, Regus’un katılımcıların yüzde 48’inin önceki yıla göre stres seviyelerinin arttığını söylediği bir önceki araştırmasını da doğrular nitelikte.

Harris Interactive’in araştırmasının sonuçları ise, Amerikan çalışanların bir önceki yıla göre işyerinde daha fazla stresli olduklarını, İngiliz çalışanlar arasında görülen migren hastalığının artış gösterdiğini ve Çin’de iş-hayat dengesini kurmakta zorlanan çalışan sayısının arttığını gösteriyor.

TÜRKLER İŞ YÜZÜNDEN DAHA FAZLA UYKUSUZLUK ÇEKİYOR (yüzde)

Türkiye Küresel Ort.

a. Stres kaynaklı hastalıklarla (baş ağrısı panik atak, kalp rahatsızlıkları, vb.) daha fazla karşılaşıyoruz 90 61
b. Stres sebebiyle işe devamsızlıkla daha fazla karşılaşıyoruz 69 52
c. İşimi kaybetmeme konusunda kendime güvenim azaldı 35 37
d. Sektörüme olan güvenim azaldı 43 42
e. İşimle ilgili endişelerim sebebiyle uykusuzluk yaşıyorum 38 34
f. Ekonomik krizden sonra ailem/arkadaşlarım işle ilgili stres seviyemin arttığını gözlemledi 54 40
g. İşle ilgili stresin çalışma arkadaşlarımın kişisel ilişkileri üzerinde büyük etkisi var 78 47
h. Esnek çalışma işle ilgili stresi azaltmaya yardımcı oluyor 79 73

İş stresi özel hayatı olumsuz etkiliyor

Dünyada son birkaç yılda yavaşlayan ekonomik büyüme iş insanlarının stres seviyelerini daha da artırırken, gelişmekte olan ekonomilerde üretimi seviyelerini yükseltmek için görülen baskının artması sebebiyle iş kaynaklı streste de artış gözleniyor. Artan stres dünyadaki çalışanların üçte birinin uykusuzluk yaşamalarına sebep oluyor. Regus araştırmasının küresel ortalamalarına göre, çalışanların yüzde 37’si işini kaybetmekten korkuyor, yüzde 42’si ise çalışmakta oldukları sektörün zorda olduğunu düşünüyor. Özel ilişkiler de iş kaynaklı stresten nasibini alıyor. Katılımcıların yüzde 40’ı aile ve arkadaşlarının tavırlarında değişim gözlemlediğini, yüzde 47’si çalışma arkadaşlarının özel hayatlarının stres sebebiyle zarar gördüğünü düşünüyor.

Çırağan Palace Kempinski İstanbul İnsan Gelişil ve Eğitimi Bölümü Müdürü – Şermin Yılmaz:

Kaldırabileceğinden fazla yük altına giren sorumluluklarının altında ezilir (EEG Info Türkiye, CEO – ORHAN KILIÇÇI (Endüstri Müh. – Uzman Psikolojik Danışman):
İş hayatındaki stresin geliştirici gücü ile sistemi çökertici gücünü iyi anlamak gerekir. İş hayatındaki stresin ani ve programsız artışı, spor programına başlayan kişiye ilk günde 50 kiloluk bir ağırlık yüklemek gibi. Nasıl spora yeni başlamış kişi bu ağırlığın altında ezilirse, işte kaldırabileceğinden fazla yük altına girmiş kişi de sorumluluklarının altında aynı bu şekilde ezilir. İster yönetici, ister çalışan, hangi pencereden bakılırsa bakılsın, stresin oluşmaya başladığı durumlarla başa çıkılamaz ise herkes için son derece tehlikeli olmakta.

Sağlıklı birey ve sağlıklı toplum olgusundaki ilk basamak olan sağlıklı zihin, stresin engellenemediği ortamlarda ulaşılması en güç durumu temsil etmekte.

Ufak tefek keyifsizliklerle başlayan stresin etkileri yok edilemezse, kişisel ve elbette ki kurumsal anlamda büyük kayıplara yol açılmakta. Strese girmeyi sıkça tekrarlamış bir zihnin sinirsel (nöronal) yapısı, aynen yokuş aşağı inerken freni patlamış bir araç gibi önüne ne gelirse yıkar. Kaliteli bir yaşama giden yolda önümüze çıkan engellerden belki de en önemlisi olan stresi avantaj haline getirmek gerekmektedir. İlk başta, teknolojinin baş döndürücü hızına uyum sağlamakta zorlanan zihinlerimizin eğitimi önemli. Nöroterapi, en iyi performansın devamlı sağlanabilmesi için son 30 yılda geliştirilmiş en önemli araçlardan biri.

Kategoriler
Sağlık

Benzer Konular