Anoreksiya hastaları kendini cezalandırıyor!

En az obezite kadar tehlikeli bir durumdur. Daha çok kişinin kendi bedenine olan öfkesinden kaynaklanır. Kendini cezalandırmak için en temel ihtiyaçtan, yemekten mahrum bırakmayı hedefler. Altında yaşamdan korkma, yaşamak...
Anoreksiya hastaları kendini cezalandırıyor

En az obezite kadar tehlikeli bir durumdur. Daha çok kişinin kendi bedenine olan öfkesinden kaynaklanır. Kendini cezalandırmak için en temel ihtiyaçtan, yemekten mahrum bırakmayı hedefler. Altında yaşamdan korkma, yaşamak istememe gibi duygular vardır. Vücut ihtiyacını karşılayamaz ve büyük sıkıntılar başlar. Amaç kendini cezalandırmak olduğu için kişi bunun farkında değildir. Zaten beslenmemenin getirdiği fiziksel sıkıntılarla, gerçeklik algısı bozulmuştur. Düzelmeyi istemezler ve büyük direnç gösterirler. Bu vakalar zor cevap verirler. Aynı bağımlılarda olduğu gibi, durumlarından memnun olduklarını hissederler.

Yaşanılan travmaların büyük çoğunluğunda cinsel utanç vardır. Bunun yanında, aşırı korkular, öfkeler, suçluluk duyguları da eşlik eder. Hiçbir duygu, atlanmadan boşaltılması gerekir. Dikkatle ve sabırla çalışmak. Bazen iç içe geçmiş olaylar, sorunu büyütebilir.

19 yaşındaki Zehra’nın 5 yıl önce bulantı ile başlayan kilo kayıpları olmuş. Aşırı zayıflamış, neredeyse derisi kemiklerinin üzerini örtecek kadar kasları erimişti. Üzerinde daracık bir mini etek, altında tayt vardı. Bacakları ve kolları çöp adam gibiydi. Saçları seyrek, cildi kuru ve rengi soluktu. Halinden çok memnun olduğunu, sadece enerjisinin az olduğunu, bunu artıracak bir şey yapmamı istiyordu. Zehra’ya yemek yeme düşüncesinin onda ne hissettirdiğini sorduğumda “midemi bulandırıyor” dedi. Gerçekten de yemek yediğini düşünmesini söylediğimde, bulantıları başladı. Ne zamandır böyle hissettiğini sorduğumda, “çok uzun zaman oldu” dedi. Annesinin, yaklaşık 5 yıldır bulantıları olduğunu söylediğini hatırlatınca “evet olabilir” dedi. O dönemlere ait onu üzen bir şey olup olmadığını sorduğumda, önce ne gibi diyerek bana baktı. Sonra babasına olan öfkesini anlatmaya başladı. Babası kardeşi erkek olduğu için ona farklı davrandığını, ona sınırsız imkan tanıdığını, kendisine gelince bir sürü yasak ve kısıtlama olduğunu söyledi. Babasının, kız olduğu için onu yeterince değerli bulmadığını, bunun onu çok öfkelendirdiğini söyledi. Aslında değersizlik duygusu olduğu için çalışılabilir gibi dursa da, ben sorunun bu olmadığını hissediyordum. Ona, “peki sen kendini değersiz hissediyor muydun” diye sorduğumda, “hayır canım niye değersiz olayım bu onun geri kafalığı” diyerek beni doğruladı.

Hissedilen duygular bize ait olmalı etkilenebilmemiz için. Başkasının hissettiği hiçbir duygu bizi etkilemez, eğer biz hissetmezsek o duyguyu. O yüzden çalıştığım hastanın yakınlarının anlattığı olayları sadece göz önünde bulundururum. Bunlar çok önemli değildir. Sadece onların gözlemleridir. Gerçek olmama ihtimali yüksektir. Çünkü hissettiğimiz her duygu, kendi duygularımızın da bir yansımasıdır.  Saf değildir. Yanıltabilir.

Başka bir şey olabilir mi o dönemde yaşadığın diye sorduğumda, ısrarla yok dedi. Babasına olan öfkesinin en çok ne zaman yükseldiğini sorduğumda, cevap vermedi. Onu bunaltmak istemediğim için babasına olan öfkesi ile ilgili çalıştık ve ayrıldık.

İkinci seansa geldiğinde, çok daha kötü olduğunu bu çalışmanın ona iyi gelmediğini söyledi. Bulantıları daha da artmıştı. Su bile midesini bulandırıyordu. O gün babasıyla ilgili çalışmaya devam ettik. Babasının erkek kardeşi doğduğunda söylediği, artık oğlum için daha çok çalışmam gerek sözlerinin onu çok incittiğini söyledi. Bununla çalıştık. Çok ilerleyemiyorduk. Halsizdi ve sürekli bulantısı vardı. İlk bulantı hissini nerede hissettiğini hatırlamasını istediğimde, birden titredi ve sonra hıçkırarak ağlamaya başladı.

“Evet, hatırladım” dedi. “O gün çok midem bulanmıştı. Hatta 3 gün hiçbir şey yiyememiştim, ölmek istemiştim.Çok garip sanki o gün yaşadıklarımın hepsini unutmuştum siz sorunca hepsi tekrar geldi” dedi. Bir yandan hıçkırıyor, ağlamaları arasından konuşmaları zor anlaşılıyordu. Ne olduğunu anlatmaya başladı. O gün erkek arkadaşını, başka bir kızla el ele gördüğünü çok üzüldüğünü ve ‘benim neyim eksik’ diye düşündüğünü, o kızgınlıkla ağlayarak eve gittiğini, evde kimsenin olmadığını o ağlarken eve babasının ortağının geldiğini, ona önce baba gibi şefkatli sarılırken sonra tecavüz ettiğini, orada bayıldığını hatırladı. Nasıl unutmuştu böyle bir şeyi. O iğrenç adamı nasıl unutabilmişti.

Evet, bazen bize çok acı veren olayları bilinçaltımız kabullenemediği için üzerini kapatır ve yok sayar. Ta ki bir gün üstünü açacak bir rüzgar esene kadar.

Ayıldığında annesi başındaydı birden midesi bulanmaya başlamıştı. O bulantı günlerce sürmüştü. Kimseye bir şey anlamamıştı. Hepsi babasının hatasıydı. O adama güvenmemeliydi. Ona anahtar vererek eve göndermemeliydi. Anlamalıydı onun nasıl biri olduğunu. Onu koruyamamıştı. Evet, gerçek travma ve babasına kızma sebebi ortaya çıkmıştı artık Zehra’nın. O da şaşkındı hatırladıklarından. O güne ait hatırladıklarını boşalttık. Sonra babasına ait olanlar, tacizi yapana karşı, eski erkek arkadaşına ait olanları ki ona da çok fazla öfke çıkmıştı. Hep o beni aldatmasaydı, ben o gün evde olmayacaktım, onunla olacaktım diyordu. Yaşama olan kızgınlığını, kendine olan kızgınlığını, bedenine olan kızgınlığını hepsinin yavaş yavaş temizledik. Tabii ki küçük adımlar atarak. Çok kolay olmadı bu. Çünkü hazır olunmadan atılan bir adım travmanın etkisini bumerang gibi bize geri getirebilirdi. Arzu yavaş yavaş toparladı ve bulantıları azaldı. Yaşama dönmeye karar verdi. Gerisi kendiliğinde dengeye oturdu.

Kategoriler
BeslenmeSağlık
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular

  • Savaş Kaygısı Ciddi Şiddet ve Depresyona Yol Açıyor

    Savaş Kaygısı Ciddi Şiddet ve Depresyona Yol Açıyor

    Uzmanlar uyarıyor: Savaş gerginliği çıldırtıyor… Uzmanlara göre, savaş ihtimali insanlarda korku ve stres yaratıyor. Bu sürecin uzaması kaygıları ve etkileşimi daha da artırıyor. Üstelik bu kaygıları azaltmanın tek çaresi,...
  • Fazla kiloların sorumlusu Stres

    Fazla Kiloların Sorumlusu: Stres

    Stresliyseniz ve buzdolabı ayrılamadığınız arkadaşınız, mutfak en sevdiğiniz mekan olmuşsa o zaman harekete geçme vakti gelmiş demektir. Stres, özellikle de şehir hayatı yaşayanların baş belası. Bir iş yerinde ya...
  • Stres cildi yaşlandırıyor ve bozuyor

    Stres cildi yaşlandırıyor ve bozuyor

    ABD’de yapılan bir araştırmada, stres ile cilt sağlığı arasında yakın bir ilişkinin olduğu belirlendi. California Üniversitesi’nde yapılan araştırmada, stresin ciltte kırışıklıklar oluşturmasının yanı sıra, cildin kendisini gençleştirme yeteneğini önlediği...
  • Aşırı stres çalışanları işyerinden soğutuyor

    Aşırı stres çalışanları işyerinden soğutuyor

    Regus’un 95 ülkede yaptığı anket ekonomik dalgalanma sonucu Türk çalışanlar üzerinde baskının arttığını ortaya koydu. Ankete göre Türkiye’de çalışanların yüzde 90’ı son birkaç yılda daha fazla stres kaynaklı hastalık...