Anarşist Tavırlı Büşra!

Leman’ın çizgi karakteri, Bahadır Boysal imzalı, türbanlı “Büşra”, bu ay beyazperdede. Filmin senaryosunu yönetmen Alper Çağlar ile birlikte kaleme alan Bahadır Boysal ile çelişkilerle dolu bir sohbet gerçekleştirdik. BU...

Leman’ın çizgi karakteri, Bahadır Boysal imzalı, türbanlı “Büşra”, bu ay beyazperdede.

Filmin senaryosunu yönetmen Alper Çağlar ile birlikte kaleme alan Bahadır Boysal ile çelişkilerle dolu bir sohbet gerçekleştirdik.

Mine Kılıç ise Büşra’yı canlandırıyorlar

“Büşra”da Tayanç Ayaydın Yaman karakterini, Mine Kılıç ise Büşra’yı canlandırıyorlar.

BU RÖPORTAJI, filmi izlemeden gerçekleştirdiğimiz için, filmin politik bakış açısından emin olamayarak, daha çok bunu ‘tahmin etmeye’ çalışarak ilerledi sohbet. Hele de film gösterime girmeden sürprizlerini bozmak istemedikleri için, daha da muğlak bir alanda dolandık.

Tarkan ve Kara Murat geleneğinden yıllar sonra, çizgiden beyazperdeye transfer olan ilk türbanlı, modern karakteri yansıtan film, sanatsal ya da ticari olarak nasıl bir değer kazanırsa kazansın, özellikle ‘türban ’ meselesinden dolayı inceleme konusu olacağı kesin.

Mine Kılıç (Büşra) ile liberal bir gazeteci olan Yaman (Tayanç Ayaydın) arasındaki aşkı anlatan filmde, Yaman’ın sevgilisi yoga hocası (Çiğdem Batur) ile takiyeci olarak tanımlanan bir damat adayı (Coşku Cem Akkaya) bu aşkın engelleri olarak belirecek gibi. Bir arada olamayacak gibi görünen, toplumdan değişik profiller, İstanbul mozaiği ile karşımıza çıkarken, filmin modern dünyaya ait pek çok referans içerdiğini ve aslen yalnızlığı anlattıklannı da belirtiyor Bahadır Boysal.

Film bir taraf tutuyor mu, hangi tarafta; ya da taraf olmanın saçmalığını, özgürlüğü mü vurguluyor?

Liberal bir çizgide görebiliyorum ben filmi. Yönetmen Alper Çağlara sorsan başka bir şey söyleyecek. Aslında filmin ana karakteri olan dört kişiyi kodlarsak, bizi, bizim film ekibimizi yansıtıyor. Yapımcımız Alper Akman da dahil olarak…

Büşra nasıl doğdu Leman’da?

Üç yıl önce türban meselesi tartışılıyordu sabahlara kadar… O zaman çıktı.

Büşra da çok yaygın bir isimdir onlarda. ‘Onlarda’ derken, bir tür ‘ötekileştirme’ mi var bu tanımlamada ve film ‘öteki’ meselesinde titiz mi?

Türbanlı bir kız kardeşim olsa ‘onlar’ demezdim belki… Onlar derken, türban takan Büşralar’ı kastettim sadece…

Leman’daki Büşra, facebook randevusuna da gider, Lady Gaga’dan da, U2’dan da bahseder. Çılgındır da biraz… Oysa fragmanlarda gördüğümüz Büşra’nın sanki ayakları fazla yere basıyor, daha düz gibi. Liberal ve muhafazakar çatışması olsa da bir çizgi kahraman uçukluğu yok gibi. Yanılıyor muyum?

Biraz yontuldu tabii, yönetmenle çalışmalarımız sonucunda. Senaryo aşaması da çok tartışmalı geçti, herkesin kendine göre bir dünya görüşü olduğu için… Büşra’nın ayaklarını yere bastırırken de bir ton kavga ettik.

Siz çekmiş olsanız filmi nasıl bir Büşra olurdu o halde?

Aslında kafamdaki Büşra değişmediği için şikayet etmiyorum.

Filmdeki Büşra’yı süper kahramana benzetmişsiniz. Süper güçleri olmayan zengin Batman ve Iron Man’a… Islami burjuvazinin zenginliğiyle mi, Büşra hangi noktalarda benziyor onlara?

Adalet dağıtmıyor, kötüleri dövmüyor, gerçek dışı da değil. Filmin planlarında, kostümünde, o süper kahramanı görebiliyorum. Tam tarif edemiyorum ama bunu açıklarsam da filmi, sonunu anlatmış olurum. Modern hayata eğilimli olduğu belli kızın, bu eğilimi takip edip, bunun yol açacağı ‘felaketlere’ doğru yol alıyor. Kendi kostümünü sırtlanıp oralara dalıyor yani…. Absürdlük noktasında benziyor süper kahramana.

Bahadır Boysal

Büşra, Yaman, yoga hocası ve takiyeci karakterlerinde kimlik bunalımı mı var?

Kimlik bunalımından ziyade, oralı olmak, buralı olmak, farklı ruh halleri var. Bir bunalımdan söz edemeyiz. Öte yandan dördünden birinde illa ki bir bunalım olmalı. Türkiye gibi… Uç yanlış da bir doğruyu götürüyor işte…

İstanbul’a ilk geldiğinizde Gülen cemaati yurdunda kalmış olmanız doğru bilgi, değil mi ?

Evet. Ailem için milliyetçi muhafazakar diyebiliriz. Babam demokrattır ama… Adanalıyız. O da filmler çeker kendi kendine, romanlar yazar. Babam, filmi duyunca, “Türban takan insanlar incinmesin ” dedi. Ben, çizdiğim tipi neden incitmek isteyeyim zaten? Mesela aşksa, gönlün incinir, başka türlü bir istismar söz konusu değil.

Ortalığı karıştıracak bir film mi iç çelişkisi olmayan biri gibi… Onun Büşra ile keşişimi, sadece aşk filmi için mi, siyasi bir vurgu yok mu?

Gönül işleri Yaman karakterini sürüklüyor. Bir şeylerden vazgeçip akıp gidiyor. Siyasi görüşleri çarpıştırmak gibi bir amacımız yok. Aşk çizgisine oturttuğumuz zaman, bütün o kimlikler bu çerçevede beliriyor. Kimliklerin birbiri ile ilişkisi, münakaşası, süper kahramanın girdiği dünya ise bu aşk filmine hareket katarak, macera filmi tonuna da yaklaştırıyor.

Aşka düşüren ikisinin özündeki benzerlik mi? Aslında kimliklerin önemi yok, yaftalar boşuna mı demek istiyorsunuz hümanist bir söylemle? Aşk sahnelerinde ne görüyoruz?

Yaman karakterini ben kendime benzetiyorum mesela… Onun yerinde olsam, ben de atar keserim, kızın peşinden giderim. Muhafazakar birisi ile liberalin aşkı olağan bir şey… Salih Memecan ile AKP milletvekili kansı gibi… Vaziyetler böyle, gerçek hayatta da. Bir de gençlik mevzusu var filmde. Otuzundan sonrasına dair bir film olsa, bu siyasi konular daha net tartışılır. Büşra, yirmili yaşlannın başında. Yaman da sürekli açmazlar içinde, sanatçı olduğu için, yazıp çizdiği için… Onun için, her şey birbirini tekrar ediyor, tekrar ede ede anlamını yitiriyor. İstanbul’daki kaos ve dertleri de vurguluyoruz.

Peki Büşra karakterini kollama söz konusu mu?

Fragmanda bir Hitler tipi var, maskeli baloda. Abartılı bir şekilde Büşra’ya sözle saldırıyor, ‘gidin buradan, ülkeyi ele geçirdiniz’ falan filan diyor. Bu kadar abartılı bir kötü çizince, Büşra ve simgelediği her şey olumlu, iyi, mağdur karaktere dönüşüyor.

Bizim karakterimiz sonuçta Büşra. Yazarken de, çekimlerde de karakterimizi korumaya özen gösterdik. Hitler tipinin söylediklerinin, tavrının doğru olmadığını artık hepimiz biliyoruz.

Son anarşist ve nihilist kuşak gibi bir tanımlamanız olmuş. Büşra mı bu karakter?

Politik değil gençler artık. Liberal kimdir, nihilist kimdir, anarşist kimdir, bu uzar gider… Büşra anarşist tavırlar gösteriyor. “Fark etmez” diyor, bütün bunların olup bitmesi ona bir şey hissettirmiyor. Doktrinsiz bir politiklik. Şimdiki politika da böyle bir şey değil mi zaten? Bütün konular, kavramlar küçüldü küçüldü… Bizim filmde de böyle. Filmin öğelerinden biri haline dönüşüyor politika. Durumun kendisi politik. İşte bu noktada anarşist kavramının da içi boşaltılıyor sanki, kastettiğimiz aslında apolitiktik mi sadece? Anarşizmin de nihilizmin de derin içerikleri vardır ama biz şimdi, duyduğumuzda bize çağrıştırdığı ilk tanıma göre kodluyoruz. Ekşi sözlükten bakmak gibi bir şey. Oradan okuyunca aslında tam olarak vakıf olamazsın ne olduğuna. Yanlış bilgidir. Mesela benim için de İmam Hatip mezunu yazmışlar, yanlış bilgi.

“Yaman karakterini ben kendime benzetiyorum mesela… Onun yerinde olsam, BEN DE ATAR KESERİM, KIZIN PEŞİNDEN GİDERİM. MUHAFAZAKAR BİRİSİ İLE LİBERALİN AŞKI OLAĞAN BİR ŞEY… SALİH MEMECAN İLE AKP MİLLETVEKİLİ KARISI GİBİ…”

“Büyük bir tavır alınacağını sanmıyorum çünkü ‘pop’ bir film bu”

İstanbul’a ilk geldiğinizde Gülen cemaati yurdunda kalmış olmanız doğru bilgi, değil mi ?

Evet. Ailem için milliyetçi muhafazakar diyebiliriz. Babam demokrattır ama… Adanalıyız. O da filmler çeker kendi kendine, romanlar yazar. Babam, filmi duyunca, “Türban takan insanlar incinmesin ” dedi. Ben, çizdiğim tipi neden incitmek isteyeyim zaten? Mesela aşksa, gönlün incinir, başka türlü bir istismar söz konusu değil.

Ortalığı karıştıracak bir film mi iç çelişkisi olmayan biri gibi… Onun Büşra ile keşişimi, sadece aşk filmi için mi, siyasi bir vurgu yok mu?

Gönül işleri Yaman karakterini sürüklüyor. Bir şeylerden vazgeçip akıp gidiyor. Siyasi görüşleri çarpıştırmak gibi bir amacımız yok. Aşk çizgisine oturttuğumuz zaman, bütün o kimlikler bu çerçevede beliriyor. Kimliklerin birbiri ile ilişkisi, münakaşası, süper kahramanın girdiği dünya ise bu aşk filmine hareket katarak, macera filmi tonuna da yaklaştırıyor.

Tartışılsın istiyoruz. Yönetmen, filmin finali itibari ile bir yere oturduğunu düşünüyor. Biraz ucu açık bir final oldu. Çuvaldızı kendine de batırman gerekiyor ama Sezar ın hakkını da Sezar a vereceksin Bazı şeylere otomatik olarak tepkiler olacaktır ancak büyük bir tavır alınacağını sanmıyorum çünkü ‘pop’ bir film. Bütün bunların tartışılması da gerek. Hem bizim için, hem dünya için. Hangi taraftasınız meselesi, bu memlekette sabahlara kadar tartışılan bir şey zaten on yıldır.

Kategoriler
RöportajSinema

Benzer Konular

  • savaş filmleri

    Yüzyıldır Bitmeyen Savaş!

    Ağustos 1914… Dünyanın ilk kez topyekûn savaş dehşetiyle karşı karşıya kalmasının üzerinden tam 100 yıl geçti. Artık ne tanıklar hayatta, ne savaşla çizilen sınırlar geçerli. O günlerin izleri kitaplarda...
  • JOE BLACK

    Varoluşsal Açıdan Bir Film Eleştirisi “Joe Black”

    KONU: 60 yaşına girmek üzere olan oldukça zengin bir iş adamı tüm zamanını çalışmaya ve para kazanmaya adamıştır. Ve bir gün insan kılığına girmiş olarak azarail karşısına çıkar ve...
  • Nuts (1987)

    Sinemadaki Psikiyatri: Belleğinizi Sınayın

    15-20 yıl öncesinin filmlerinden psikiyatri ile ilişkilendirilebilecek olanlarından bir “test” hazırladım. Biraz eğlencelik sayılabilir, meraklıları için. 1- Sinemadaki psikiyatri, bazı filmlerde kısıtlayıcı ve “mevcut düzenin” bir aygıtı olarak işgörür....
  • Sinemanın Üç Onurlu Günü

    Sinemanın Üç Onurlu Günü

    Yollara Düştük, 1977’de yapılan sinema emekçilerinin Ankara’ya yürüdüğü eylemi sinema tarihinin tozlu sayfalarından günümüze getiriyor. 38 YIL ÖNCEYİ ANLATTILAR VECDİ SAYAR Örgütlenmede dönüm noktası Ankara Yürüyüşü, yaşamımın en değerli...