AKP Ekonomistleri Konuştu

Hamallık yaptı, fatura kesti Babacan çekirdekten yetişme genç ekonomist AKP yönetimi onu arayıp partiye kazandırdı Amerika´yı biliyor, dünyayı yakından izliyor Yolsuzluk ve beceriksizliği aşma umudunda IMF programında sosyal boyutu...

ali-babacan-depophotos

Hamallık yaptı, fatura kesti

Babacan çekirdekten yetişme genç ekonomist

AKP yönetimi onu arayıp partiye kazandırdı

Amerika´yı biliyor, dünyayı yakından izliyor

Yolsuzluk ve beceriksizliği aşma umudunda

IMF programında sosyal boyutu eksik buluyor

imperiaflex_0_0_1

Ali Babacan

AKP´nin Ankara Milletvekili Ali Babacan 36 yaşında. Partinin genç ekonomi kurmaylarından. Onu şu aralar sık sık televizyonda görebilirsiniz. Güven verici yumuşak gülümsemesi ile adeta bir politikacıyı değil, ekrandaki ekonomi yorumcularını hatırlatıyor. Zaten kullandığı sözcükler ve yorumlar da onun ABD patentli genç ekonomiciler kuşağından olduğunu gösteriyor. AKP için gerçek kazanç. Babacan dünyadaki son gelişmeleri izleyen ve partiyi modernleştirmeye katkıda bulunan isimlerden.

Ali Babacan Kimdir?

1967´de Ankara´da Cebeci Kurtuluş´ta doğan Babacan, Kurtuluş İlkokulu´ndan sonra 1985´te diğer üç kardeşi gibi TED Ankara Koleji´nden mezun oldu. 1989´da ODTÜ Endüstri Mühendisliği Bölümü´nü bitirdi. İşletme alanında dünyanın en önde gelen üniversitelerinde işletme mastırı yaptı.

Okul bittikten sonra, Amerika´da, oradaki büyük bankalarına danışmanlık yapan bir şirkette iki sene çalıştı. Ancak babasının yalnız olması nedeniyle, dedesinin 1928´de kurduğu Ankara Siteler´deki aile şirketi Ali Babacan Tekstil´e geri döndü.

Kız kardeşlerinin arkadaşı olan eşiyle Amerika´dan döner dönmez tanıştı. Mart 1995´te evlendiler. İlkokul 1. sınıfa giden bir çocukları var. Şubat ayında da bir kız çocuğu bekliyorlar.

Ali Babacan özel hayatında seyahati çok seviyor. Yurtdışındayken bisiklet, yüzme, golf, tenis sporları ile ilgileniyordu ama Türkiye´ye döndükten sonra yoğun tempo ve iş hayatı içinde artık bunları yapamıyor. Onun yerine evdeki koşu bandında sabahları yarım saat koşuyor. Sinemaya sık gidiyor.

Ali Babacan´ın hepsi de kendinden küçük üç kız kardeşi var. Hepsi de Kolej Mezunu. Birisi ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği, birisi ODTÜ Gıda Mühendisliği, en küçüğü de tıp bitirdi, şu anda genel cerrah olarak bugünlerde işe başlayacak. Bütün aile çok çalışkan, iyi derecelerle iyi okullardan mezun olan fertlere sahip.

Ali Babacan öğrencilik yıllarını şöyle anlatıyor: “Ben öğrencilik yaşamımda hep çalıştım kendi işyerimizde. Okul yarım gün ise öğleden sonra ben işyerindeydim. İlkokula gitmeden önce dedem bana depomuzdan işyerimize mal taşıtırdı sırtımda. 25 Kuruş verirdi bir seferine. Hamala 10 katını verirdi, ben ancak 10 seferde hamalın taşıdığını taşıyabiliyormuşum diye. İlkokul 1. sınıfa giderken fatura keserdim. Makbuz kesip müşteriden tahsilat yapardım. Küçük yaştan beri ticaretin içinde büyüdüm yani.”

Peki ya siyaset? Babacan siyasete girişini “AKP kurulmadan önce partinin ileri gelenleri benimle irtibat kurdu. Senin gibilere de ihtiyacımız var, beraber çalışalım dediler. Katkıda bulunacağıma inandım. Arkadaşlarıma da danıştım. Başka bir parti olsaydı, kendi işim zaten iyi gidiyor, kesinlikle düşünmezdim. AKP olduğu için, yeni bir parti olduğu için, şahsen kurucu olarak içinde yer alabileceğimiz ve gerçekten saygın şeyler yapabileceğime inandığım için bu partide olmayı kabul ettim” sözleriyle açıklıyor.

Ali Babacan´ın ekonomiye bakışı

Yerel yönetime geçilecek

IMF: Biz ne IMF´nin karşısındayız, ne de “IMF´yi çok seviyoruz” diyoruz. Bizim kendi ekonomik programımızda şu andaki programla örtüşmeyen farklılıkları hükümet kurulduktan sonra oturup IMF ile konuşacağız.

Türkiye´nin geri kalmasının nedenleri: Birincisi yolsuzluk. Çok büyük boyutlarda. Yüz ülke arasında 65. sıradayız bugün. Bu durum makro ekonomik yapıyı bile sarsıyor. İkincisi kötü yönetim. Bunu yolsuzluktan ayırıyorum, çünkü bu yönetimin siyasal beceriksizliği ile ilgili bir şey. Üçüncüsü siyasi istikrarsızlık. Yani sık sık değişen hükümetler, sistemin kendisi.

Yerelleşme: Valilikler olsun, belediyeler olsun daha güçlü olacak. Yerel yönetimlerle ilgili tabii bizim merkezi yönetim yapılandırmamız hazır. Yerel yönetimler kendi bölgelerindeki sorunları çok daha iyi biliyor, kendi sorunlarına çözüm üretme konusunda merkezden çok daha başarılı olacaktır. Kararları daha çabuk alabileceklerdir.

Ekonomik program: Gün gün, tarih tarih neler yapılacağı, çoğu hazır, ufak tefek eklemeler yapılıyor. Şimdi ilk bir ay içinde yapılacaklar, ilk üç ay içinde yapılacaklar, ilk altı ay içinde yapılacaklar, ilk 1.5 yıl içinde yapılacaklar diye eylem planı içinde göreceksiniz. Hükümet kurulmadan biz eyleme başladık zaten. Avrupa Birliği´nden bürokratlar geliyor.

Güneydoğu: Bölgeler arasındaki gelişmişlik farklarının da üzerine gidilmeli mutlaka. Bununla ilgili hem o bölgelere yapılacak destekler söz konusu. Bırakın kredileri, Avrupa Birliği bu konuda geri dönüşünü istemeksizin yardımda bulunuyor.

Tarım ve hayvancılık: Sanayi sektörü büyüdüğü için tarım sektörünün payı azaldı. Fakat çalışan nüfusumuzun yüzde 40´ı tarım sektöründe. Biz bu tarım konusuna hep sosyal güvenceler perspektifinden bakıyoruz. Tarıma desteği çok önemsiyoruz, muhakkak devam ettireceğiz. Zamanla özel sektörde yeni iş imkânları arttıkça tarım sektöründe çalışanların da yavaş yavaş sanayi sektörüne ve hizmet sektörüne kaydığını göreceğiz.

Özelleştirme: Sosyal tesisler, kamu araçları. Çok KİT kuruluşu var. Araçlar konusunda alımları kesin olarak durduracağız.

CHP: CHP ile AKP´nin uyum içinde çalışacağı umudu var. İnşallah öyle olacak. CHP de öyle mesajlar veriyor. Sayın Baykal hükümetin olumlu girişimlerini destekleyeceğiz diyor. Bunlar tabii güzel. Umarım bu anlayış bozulmaz.

Düzlüğe ne zaman çıkılır?: Bu, kademe kademe olacak. Hızlı bir rahatlama, hızlı bir iyileşme olacağına inanıyoruz. Fakat biz hep tarih vermekten kaçındık şimdiye kadar.

Kürşad Tüzmen

Köpekbalıklarıyla dalan ekonomist

    • Toskay´la kavga etti, MHP onu AKP´ye kaptırdı
    • Risk alıp görücü usulü evlenmiş, şimdi çok mutlu
    • Dalmada uzman, Afrika´da köpekbalıklarıyla daldı
    • Zeugma´yı sualtı turizmine de açmayı arzuluyor
    • Turizmde 40 milyar dolara ulaşma hesabı yapıyor
      AKP Gaziantep Milletvekili Kürşad Tüzmen partinin yeni ekonomi kurmaylarından. Tüzmen 45 yaşında ve orta kuşaktan sayılabilir. MHP onu AKP´ye kaptırdı. Tunca Toskay ile anlaşamayan Tüzmen, bundan sonra ekonomi projelerini AKP hükümetinde gerçekleştirmeye çalışacak.Kürşad Tüzmen 1958 Ankara doğumlu. Ankara Ticaret Postası gazetesinde çalışan Nuray Tüzmen´in oğlu. İlk, orta ve liseyi Çankaya´da okudu. Ortaokul yıllarında çok başarılı bir öğrenciydi. Lise yıllarında babası gibi gazetede musahhihlik yapıyor, boş zamanlarında da 19 Mayıs Yüzme Havuzu´nda yüzüyordu. Spora devam ettiği için, ortalamaları o kadar iyi değildi. Üniversitede yüzme ve sutopuna devam etti.ODTÜ İşletme Bölümü´nden 1981´de iyi bir dereceyle mezun oldu. Üniversiteyi bitirdikten 10 yıl sonra ABD´de Illinois Üniversitesi´nde işletme alanında mastır yaptı.

      Kürşad Tüzmen üniversite sonrası evlenmek istemiş ama bir türlü bu isteğini `becerememiş’ti! Sonunda iki sözlülük, bir nişanlılıktan sonra görücü usulü ile evlendi. “Şu anda çok mutluyum” diyen Tüzmen, “Annemin ve teyzemin gerçekten bu konuda büyük çabası oldu. Ben de riski seven bir insanım. Benim meslek yaşamımda da bu görülüyor. Hayırlı işlerde bence bunu göze almak gerekir” diyor. Kürşad Tüzmen´in eşi ev hanımı. 15 yaşında bir kızı ile 11 yaşında oğlu var. İkisi de ODTÜ Koleji´nde okuyor.

      “Ya ticaret, ya siyaset…”

      Kamuoyu Kürşad Tüzmen´i Dış Ticaret Müsteşarı olduğu dönemde, MHP´nin en düzgün bakanlarından Tunca Toskay ile giriştiği mücadele sebebiyle tanıdı. Başarılı, çalışkan ve genel olarak altındaki elemanları tarafından sevilen bir bürokrattı. Risk almasını seviyordu. Ancak kendi deyimiyle biraz fazla köşeli olduğu için, konuyu yakından bilenlere göre de ön plana çıkmaktan hoşlandığından bir süre sonra Toskay tarafından Dış Ticaret Müsteşarlığı görevinden alındı.

      O dönemde “Şimdi ne yapacaksınız” diye sorduğumuzda net bir cevap vermişti: “Ya ticaret, ya siyaset!”

      “Neden siyaset?” dediğimizde ise şunları anlattı:
      “Dedim ki, boynumuzu bükmeyelim, bükerse sevda büker. Ben Türkiye sevdalısı bir insanım. Bundan sonra benim için iki yol vardı, ticarete atılırsam evimin metrekaresini büyütürüm, arabamı yenilerim, ama sokaktaki insan mutlu olmaz. Sokaktaki insanı mutlu görebilmek için siyasete atılmak lazım.
      AK Parti ile yollarımız birleşti. Gerçekten bu, yaşamımda çok önemli bir noktadır, çünkü gerçekten zor dönemde alınmış bir karardır. Çok iyi değerlendirme yaptım, yani hem siyaset açısından hem diğer açılardan, ne aradığımı biliyordum. En büyük yakınlığı AKP´den gördüm.”

      “Kadere inanıyorum…”

      Dış Ticaret Müsteşarlığı görevinden alınmasaydı, şimdi milletvekili değildi. Seçimlere MHP´den girecekti. Baraj altında kalıp seçilemeyecekti. Kader onu MHP yerine AKP´ye sürükledi. Tüzmen, bu durumu “Kadere inanıyorum” diyerek açıklıyor.

      Kürşad Tüzmen´in hayatında kader kadar önemli bir yeri olan bir başka husus ise spor. O, eski bir milli yüzücü. Sutopu oynadı. Dalgıç. Milli maratoncu. 1986-1988 arasında Türkiye Boks Federasyonu´nda başkanlık yaptı. Sporun çeşitli branşlarıyla ilgilendi.

      Yaklaşık 20 yıldır dalan Tüzmen, Cape Town´da köpekbalıklarıyla daldığında yazılı basına da konu olmuştu. Birleşik Arap Emirlikleri´nde, İran, İsrail ve San Francisco´da gece dalışları yaptı. Seattle´dan Taiwan´a kadar birçok yerde daldı. Dalgıçlık onun için yeme içme kadar önemli.

      Hem dalgıçlığın hayatındaki yerini tespit etmek açısından hem de daha da önemlisi hayata ne şekilde baktığını göstermesi açısından Tüzmen´in yaşadığı bir macerası anlatılmaya değer.

      “Bugüne kadar çok büyük balıklarla dalma fırsatım olmuştu ama bir beyaz köpekbalığı ile dalma fırsatım olmamıştı. Güney Afrika´ya gitmiştik. Orada deniz aslanıyla, foklarla oynadım, onları besledim, Tabii binlerceydi. Ama beyaz köpekbalığı yoktu. Ekonomi Bakanı´na şikâyet ettik, `Ne biçim bir Afrika burası? Köpekbalığı görmeye geldik bir tane bile köpekbalığı yok.’ Bakan `nasıl olur’ dedi. Açtı telefonu, Cape Town´daki köpekbalığı tankını benim için açtırdı. Doğal ortamda, açık ortamda, kafessiz dalma dediğimiz konuda deklarasyon verdim. Her türlü sorumluluk bana aitti. Bir beyaz köpekbalığı ile dalmada temmuz ayında yüzde 90 şans varmış, bizim daldığımız mart ayında yüzde 50 şans varmış. Ve ben 4.5 metrelik beş tane köpek balığının arasında dalarak rahatladım. Fırsat bulup da dalmadığım zaman burnumun direği sızlıyor. Sertleşiyorum ben, ara sıra yumuşamak için dalmam lazım.”

      Maymun yükseğe çıkınca…

      Kürşad Tüzmen moda ile de yakından ilgileniyor. Eskiden Türk-Quality imajının patenti ona aitti. Müsteşarken de yaratıcılığı olan stilistleri hep destekledi.

      Kürşad Tüzmen bir Çin atasözünü kendine şiar edinmiş: “Maymun yükseğe çıktıkça poposu daha iyi görülür.”

      Bu atasözünü Tüzmen bize şöyle açıklıyor:

      “İnsanlar bence her şey olabilirler. Ama esas önemli olan adam olmaya çalışmaktır. Ben müsteşarlıkta genç arkadaşlarıma hep şunu örnek verirdim, aman sakın, ilk önce adam olmaya çalışın. Hele devlet adamı olmaya çalışabilirseniz, sizin için en ideali odur. Adam olmak zordur, devlet adamı olmak çok daha zordur.”

      AKP Gaziantep Milletvekili Kürşad Tüzmen, yabancı sermayenin Türkiye için önemini vurguluyor. Ve şöyle diyor:

      “Biz Türkiye´de bugün mevcut kapasiteleri kullanarak 45 milyar dolarlık ihracat yapabiliriz, ama 46 milyar dolarlık ihracat yapabilmemiz için biraz yabancı sermaye birikimine ve bunun doğru yere yönlendirilmesine ihtiyaç vardır.” “Türkiye´yi ne kurtarır?” diye sorduğumuzda da “Türkiye´yi ilk önce güven ortamı, sonra ihracat hamlesi kurtarır” diyor.

      “Krizleri yönetmeyi artık öğrendik”

      Türkiye krizler geçiren bir ülke. “Türk bürokrasisinde bürokratlar artık en iyi kriz yöneticileri olarak yetişti” diyen Kürşad Tüzmen bundan sonraki yolu şöyle çiziyor: “Hep yangın söndürmeye çalıştık. Hiçbir zaman yangınların çıkmasını engellemeye çalışmadık. Aslında bence yangın çıkmasını önlüyorsanız başarı odur.”

      “AB´ye girecek miyiz?” diye sorduğumuzda, Tüzmen “AB´ye girmek nihai hedefimiz ama AB standartlarına ulaşmış bir Türkiye, AB´ye girmese de olur. O kadar önemli değil” diyor.

      Gaziantep Milletvekili Tüzmen bölgeye de şimdiden önem vermeye başladı bile. Zeugma ile ilgili “Zeugma´da daldım. Bizim tropikal balıklarımız yok. Bizde suyun altında, gemiler var, tarihi eserler var, Bence bunların hepsinin sualtı turizmine açılması lazım. Zeugma gibi suyun altında kalması gereken yerlerde de suyun altında kalan yerler dalış turizmine açılabilir. Üstü de su üstü turizmine açılabilir. Tabii bu arada bin dolarlarını almayı da ihmal etmiyoruz. Türkiye´nin her yeri turizm cenneti ve 10 milyar dolar bence hiçbir şey değil. Türkiye´de göreceksiniz önümüzdeki dönemde, turizmden 40 milyar dolar yıllık gelir elde edeceğiz.”

      Ali Coşkun

      Özal ruhuyla yeni atılım

    • Coşkun, Özal´ın reform vasiyetini AKP´ye taşıyor
    • O da simit, gazete satarak yetişen ekonomi kurmayı
    • Elektrikçilikten yetişme, DPT´de Özal´la çalıştı
    • 12 şiiri bestelendi, bir ilahisi TRT´de okunuyor
    • TOBB Başkanlığı ve ANAP milletvekilliği yaptı
    • Ekonominin sosyal boyutunu yeniden inşa çabasında
      AKP İstanbul Milletvekili Ali Coşkun 64 yaşında. Çok renkli bir kişiliği var. Özal´a-Demirel´e uzanan ekonomi birikimini bugün AKP´ye taşıyor. Partinin önemli ekonomi kurmaylarından. Özal´ın ölümünden 15 gün önce kendisini çağırıp önerdiği ikinci yenileşme programını AKP iktidarı ile gerçekleştirme özleminde. Tam anlamıyla çekirdekten yetişme, çok görmüş geçirmiş, rahat, liberal, komplekssiz bir tavrı var. Elektrikçiydi, ampulü seçti! Fotoğrafçılığa meraklı. Üniversite ve askerken birkaç tiyatroda oynamış. Şiirlerinden 12 tanesi bestelenmiş, TRT repertuarında yer alıyor. Bir ilahisi kandil geceleri TRT´de okunuyor.Ali Coşkun Munzur Dağı´nın eteklerinde Başpınar Köyü´nde 1939´da doğdu. Beş kardeştiler. Babaları rençperdi, çocukları okusun diye 1946’da Ankara´ya göç etti. Ali Coşkun okudu. Türkiye´nin en büyük kuruluşlarında söz sahibi oldu. TOBB Başkanı oldu. 20 ve 21. dönem de milletvekilliği yaptı.Ali Coşkun çocukluğunu şöyle anlatıyor:

      “Ankara´da büyüdüm. İlkokulu simit satarak, gazete dağıtarak okudum. Takdiri İlahi. Gazete dağıttığım yerde bürom var. Ankara´ya geldiğimizde Topraklık´ta gecekonduda oturduk. Kısa yoldan hayata atılalım diye 1. Erkek Sanat Enstitüsü´ne gittim. Elektrikçi olarak oradan mezun oldum. Yıldız Teknik Üniversitesi´ni bitirdim. Sümerbank´tan burs bağlanana kadar, Kızılay Aşocağı´nda çalıştım. Tatil günlerinde elektrikçilik yaptım.”

      Mezun olduktan sonra İbrahim Bodur ile tanıştı. Genç müteşebbis İbrahim Bodur, bir elektrikçi arıyordu. Elektrikçi olarak girdiği fabrikada 24 yaşında genel müdür oldu.

      Ali Coşkun Elektrik Etüt İdaresi´nde çalışıyordu. Mecburi stajı vardı. Arkadaşları ile staj yeri bulmak için gittiğinde Turgut Özal ile tanıştı. Süleyman Demirel de DSİ´de idi. Özal onu Demirel´e yolladı. O tanışıklıkla Özal, Ali Coşkun´u planlamaya çağırdı.

      Ali Coşkun o günü şöyle anlatıyor:

      “15 yıl kadar planlamada özel ihtisas komisyonu başkanlığı yaptım. Dolayısıyla Turgut Özal´ın başbakan olmasıyla ilişkiler daha da arttı ve kendimi ekonomik reformların içinde buldum. Turgut Özal beni kurucu olarak ANAP´a çağırdı. Siyasete girmedim. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olmamı istedi, olmadım.”

      Ali Coşkun, siyasetle 1957 yılında Demokrat Parti Gençlik Kolu´nda tanıştı. ihtilal olunca siyasetten soğudu. Turgut Özal onu Anavatan Partisi´ne çok istedi ama o gitmedi. Özal, ölümünden 15 gün önce Coşkun´u çağırdı.
      Coşkun o günü şöyle anlatıyor:

      “Özal, yeni bir parti kuracağını, bu partide görev almamız gerektiğini söyledi. Biz Aydın Menderes ile gitmiştik, Yusuf Bozkurt Özal ve Hüsnü Doğan da vardı. Türkiye´nin ikinci değişim programı, planlayıp da uygulayamadığı programı anlattı ve içine doğmuş demek ki `Memleket kötüye gidiyor, bana bir şey olursa bu programı uygularsınız’ diye vasiyet etti. Benim siyasete girmemin manevi ağırlıklı nedeni budur.”

      1995 seçimlerinde Anavatan Partisi´nden milletvekili oldu. Mesut Yılmaz ile anlaşamadı. 28 Şubat sürecinden sonra bağımsız oldu. Fazilet Partisi´ne girdi. Parti kapatılınca AKP´ye geçti. Yeni seçimlerde de AKP İstanbul Milletvekili oldu. Ekonomide önemli görev üstlenmesi bekleniyor.

      Ali Coşkun´dan ekonomik değerlendirmeler

      KOBİ´lerle kalkınma atağı

      Sosyal boyut: Ekonomide stratejimiz rekabete açık, serbest piyasa ekonomisi. Ama sistem oturana kadar sosyal boyutu da düşünmemiz lazım. Çünkü Türkiye fakirleşti, yoksullaştı. Bütün bu sıkıntıların birinci sebebi aslında güven bunalımı. Güven bunalımını aşmadan siyasi istikrarı, sosyal barışı, ekonomiyi düzeltmek mümkün değil.

      IMF programı: Son yıllarda uygulanan ekonomik politikalar çok yanlış, Türkiye gerçeklerine uymayan politikalar. Tabii IMF´nin ülke gerçeklerine uygun tavsiyeleri var. Fakat bu programın talihsizliği, doğru olanın arkasında siyasi otorite olmadı. İkinci mesele, bu programın sosyal boyutu yok. Sosyal boyutu olmadığı için ekonomi küçüldü ve sektör perişan oldu. GSMH 207 milyardan 148 milyar dolara geriledi. Memleket fakirleşti, kişi başına gelir düştü. İşsizlik arttı. Birinci sorun halkın sıkıntısı işsizlik, ikincisi hayat pahalılığı, üçüncüsü gelir dağılımındaki adaletsizlik. Gelir dağılımı giderek yozlaştı.

      Üreten ekonomi: Rant ekonomisinden üretim ekonomisine geçmemiz lazım. Başta esnaf ve ziraatçı olmak üzere KOBİ´leri harekete geçireceğiz. Bu, Türk sanayiinin yüzde 98´idir. Bizim hedefimiz bu programda yapmak istediğimiz revizyon budur. Bu, sosyal boyutu da kazandıracaktır, ekonomi büyümeye başlayınca yüzde 5-7 civarında, enflasyon da kontrol altında tutulabilecek. Buna paralel olarak işsizlik önlenmeye başlanacak. Devlet asli görevine dönünce ekonomi kendi içinde dinamiklerini oluşturur. Ve ekonomik dengeler kurulmaya başlanır.

      Avrupa Birliği: Bu, Turgut Özal´ın söylediği gibi ince uzun bir yoldur. Fakat bugün gelinen bir noktada dönüşü olmayan bir yoldur. O nedenle Avrupa Birliği´ne üyelik sürecini biz hızlandırdık. Hükümeti kurmadan, Dışişleri Bakanlığı´ndan, Avrupa Birliği Genel Sekreterliği´nden brifing aldık. Başkan Avrupa´da görüşmeler yapacak. 12-14 Aralık Kopenhag Zirvesi´ne kadar da hükümeti kurar kurmaz Avrupa Birliği konusunda eksik kalan hususları tamamlayacağız.

      Özal deneyimi: Özal çok kapsamlı, hem devlet tecrübesi olan hem de özel sektör tecrübesi olan bir insandı, ufku geniş bir insandı. Risk alan bir insandı. Bize DPT´den beri hep şunu söylerdi, “Arkadaşlar, en kötü karar, kararsızlıktan iyidir. İnceleyin, elde ettiğiniz bilgiler ışığında karar verin, hiç olmazsa yanlış olduğunu anlarsanız düzeltirsiniz. Kararsızlık çok daha kötüdür, yanlış mı, doğru mu anlayamazsınız.”

      Adil Düzen: Laf güzel ama Adil Düzen sloganının içi boştu. Oradan bir yere gitmek mümkün değildi. Belki 1940´lı yıllarda ortaya atılsa geçerli olabilirdi. Ama gelişen dünyada mümkün değil. Ama bizim `Adil Düzen’le ya da Refah´la bir ilişkimiz yok. Biz yeni bir partiyiz, yeni bir sloganla çıktık. Bazı arkadaşların ve Tayyip Bey´in Refah düzeninden yetişmiş olmasının buna gölge düşürmemesi lazım. Tayyip Bey´i çok değişmiş bulduk.

Kategoriler
Ekonomi
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular

  • Daha filmin yarısını bile görmedik

    “Daha Filmin Yarısını Bile Görmedik”

    İki genç isim, iki başarılı gazeteci. İkisi de yazıları nedeniyle ‘Ergenekon terör örgütüne üye olma’ suçlamasıyla yaklaşık bir yıl cezaevinde tutuldu. Salıverildiklerinde Cemaat’i ve AKP’yi işaret eden açıklamalarda bulundular....
  • ekonomi kriz

    Hayat “devalüe” edilemez

    Kriz geçmek bilmiyor. Bu arada, biz üstümüzü başımızı şöyle bir silkeleyip, sağlam neremiz kaldığına bakmayı tamamlamak üzereyiz. Nasıl dayanabiliyoruz? Krizin ruh durumumuz üzerindeki etkilerinin kendini göstermesini bekleyeduralım, şimdiye kadar...
  • erdogan

    Yanlış Politika Değil, Okuma Bozukluğu

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, uçağında Kobani ile ilgili “PYD’ye, PKK’ya yardım yapmayız” diyor. Uçaktan inince ABD Başkanı Obama ile görüşüyor; Kobani’ye havadan yardım malzemesi indiriliyor. Bu gibi olaylar, AKP’nin özellikle Ortadoğu...
  • Suç ortaklığı

    Suç Ortaklığı

    Başbakan Erdoğan, hukuk kıyımı yapıyor ve özgürlükleri buduyor. AKP milletvekilleri ve seçmeni ise ilkelere değil, lidere bağlı, olan bitene tepkisiz… Bu edilgenliğiyle AKP, siyasi tasarımının klasik bir padişahlık -ya...