Akıllı Yönetmen Odunu Bile Oynatır

Ayçe Abana’ya göre İstanbul’da herkes oyuncu… ‘Baba Evi’, ‘Hayat Bağları’, ‘İki Arada’ adlı dizilerdeki ufak rollerin yanı sıra çeşitli reklam filmlerinde boy gösterdi Bir zeytinyağı reklamı ve şarkı söylemesi...
ayçe-abana-röportaj

Ayçe Abana’ya göre İstanbul’da herkes oyuncu…

  • ‘Baba Evi’, ‘Hayat Bağları’, ‘İki Arada’ adlı dizilerdeki ufak rollerin yanı sıra çeşitli reklam filmlerinde boy gösterdi
  • Bir zeytinyağı reklamı ve şarkı söylemesi ise ona ‘Unutma Beni’ dizisindeki Nazlı rolünü getirdi
  • Ama o, sadece oyuncu değil, İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda reji asistanı, çocuk oyunları yazarı, şarkıcı, eğitimci
  • En büyük derdi ise yoğun temposu nedeniyle tiyatroda oynayamaması

Ayçe Abana_0_0_0Oyuncu, şarkıcı, televizyoncu, radyocu, eğitimci, çocuk oyunları yazarı, tur rehberi… Her tarakta bezi olan biri Ayçe Abana. Yani, ‘Unutma Beni’ dizisinin Nazlı’sı. Ailesinde çok sayıda müzisyen olması nedeniyle ilk önce müzisyen olmaya karar vermiş. Ama ağır basan oyunculuk hevesiyle oyunculuğa yönelmiş. “Ailemde herkes müzikle uğraşıyordu, bu nedenle ben de müzikle uğraşmam gerektiğini hissettim ve üniversitede tercihimi müzik yönünde kullandı^” diyor. “Ama içten içe oyuncu olmak da istiyordum. Müzik bilimlerinde okurken kararımı verip Dokuz Eylül Üniversitesi’nin oyunculuk bölümüne girdim. Okul bittikten sonra hocalarımın da isteği üzerine okulda kalarak araştırma görevlisi oldum. Araştırma görevlisi olmamda en büyük nedenlerden biri de araştırmacı yönümün ağır basmasıydı. Ben içinde ne var diyerek oyuncağını parçalayan bir çocuk gibiyim. Mesleğim için de bu geçerli. Oyunculuğun kendisi kadar, kuramsal yönü de ilgimi çekiyordu. Mezunu olduğum okulda yaklaşık altı yıl kadar çalıştım ve mimik, doğaçlama ve konuşma sanatı tekniği dersi verdim.”

İzmir’de tiyatro zor

Akademisyenlik sürecinde sadece hocalık da yapmamış. TRT için yaptığı bir çocuk programının haricinde, TRT2 için ‘Tiyatro Saati’ adlı bir program hazırlayıp sunmuş. Ayrıca çeşitli tiyatrolarda oyunlar yönetmiş ve çocuk oyunları yazmış. Ama bir süre sonra bakmış ki yaptığı bütün bu işler ona zevk vermesine rağmen içindeki oynama isteğini durdurmuyor. Kendi deyimiyle, ‘zamanla, şarj olmadan sürekli deşarj olmaya’ başlamış ve kendini piyano çalmayan bir piyano öğretmeni gibi hisseder olmuş. Ve ani bir kararla akademisyenlikten istifa edip tası tarağı toplamış ve İstanbul’a gelmiş… “İzmir’de tiyatro yapmak çok zor, çünkü İzmir izleyicisi daha çok, isim istiyor. Bu, matineden gelen bir alışkanlık. Fuarda, matinede olduğu gibi, tiyatroda da büyük isimler arıyor. İstanbul’un en güzel yanı ise adını sanını fazla duymadığınız tiyatro topluluklarının bile izleyicisi bulması. Ben de oyunculuk yapma isteğim ağır bastığı için yaklaşık iki yıl önce tası tarağı toplayarak İstanbul’a geldim’ diyen Ayçe Abana, İstanbul’daki arkadaşlarının da desteğiyle gelir gelmez ufak tefek işler bulmuş. ‘Baba Evi’ ve ‘Hayat Bağları’ dizilerinde aldığı küçük rollerin yanı sıra, Akademi İstanbul’da Beden Dili dersleri vermeye başlamış. Kısa süreli işlerle İstanbul’da yaşamanın zorluklarını çabuk anlamış Abana ve müzisyenliğini de kullanmaya karar vermiş. Böylece Berk Türe ve Alp Erkin Çakmak’tan oluşan DeepBlue adlı grup ile Hilton Park-SA’da sahneye çıkmaya başlamış; “Şarkı söylemek çok sevdiğim bir iş olduğu için, severek kabul ettim ve hâlâ devam ediyorum. Caz ve müzikal şarkılarından oluşan bir repertuarımız var. Ortama ve atmosfere çok alıştım. Zaten bu tür işlerde nezih ortamlar bulmak çok zor. Ben de ancak şu an çalıştığım gibi bir yerde şarkıcılık yapabilirim, çünkü insan çalıştığı ortama öfkeli olursa iş yürümez.”

Ayçe Abana_0_2_0Star ayrı, oyuncu ayrı

Ayçe Abana’nın ‘Unutma Beni’ den önce rol aldığı en uzun dizisi ise yine Kanal D’de yayımlanan ‘İki Arada’ olmuş. Saf ve sınıf atlama çabası içerisinde bir barmeni canlandırdığı dizi için ‘Benim adıma bir eğitim süreciydi’ diyen Abana, bütün tiyatro oyuncularının yaşadığı sorun olan büyük oynamayı ‘İki Arada’ sayesinde düzeltmiş ve hem sesini hem vücudunu kameraya göre kullanma yetisini geliştirmiş. Dizilerdeki rollere, şarkı söylemesine rağmen İstanbul’a gelme nedeni tiyatroya ise türlü nedenlerden el atamamış. “Buraya tiyatro yapmaya geldim ama gördüm ki tiyatrolar ya tek tek kapanıyor ya da zor durumda. Bir de İstanbul’da herkes oyuncu. 11 milyonluk bir şehirse iddia ediyorum dokuz milyonu oyunculuk yapmıştır. Andy Wahrol 2000’li yıllarda herkes 15 dakikalığına meşhur olacak demişti. Bunu İstanbul’da çok net görebiliyoruz. Kime sorsanız mutlaka bir yerde oynamış. Bütün bunlara ek olarak bir sürü oyunculuk okulu ve mezunu var. Mezun değilseniz de sorun yok, çünkü fiziğiniz düzgünse ve piyasada biraz tanıdığınız varsa, hemen iş buluyorsunuz. Bütün bunların nedeni ise kameranın biraz kurgu, biraz miksajla her şeyi kapatabilmesi. Artık akıllı bir yönetmen odunu bile oynatabiliyor” diyerek mesleğini yapamamasındaki trajikomik nedenleri haykırıyor adeta ve oyuncuyla starı ayırmak gerektiğini vurguluyor. Abana’ya göre pek çok bilgiyle yoğrulmuş bir oyuncuyla star arasında çok büyük farklar var. Starların her rolü kendileri gibi oynadığını ama gerçek oyuncuların hep farklı olduğunu söylüyor ve ekliyor “James Dean bir stardır ama Daniel Day Lewis, Edward Norton, Haluk Bilginer birer oyuncudur. Onları asla aynı göremezsiniz.”

Reklamdan diziye

Hal böyle olunca Ayçe Abana tiyatro oyunculuğundan uzak kalsa da İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda reji asistanı olarak görev yapmaya başlamış. İkinci senesinde ise kendi yazdığı ‘Müzikli Kent’ isimli çocuk oyunu kuruldan geçerek Devlet Tiyatrosu’nda oynanmaya başlamış ve bu sayede de tiyatrodan kopmamış oyuncu. Son günlerde dikkatleri üzerinde toplamasına neden olan ‘Unutma Beni’ dizisine gelecek olursak… “Dizi başlamadan önce birkaç reklam filminde rol almıştım. Oynadığım bir zeytinyağı reklamı sonrasında Hakkı Devrim benimle ilgili bir yazı yazdı. Yazıda ‘Bu reklamdaki kızın oyunculuk çalışması okullarda beden dili dersi olarak verilebilir diye düşünürken zaten beden dili hocası olduğunu öğrendim’ diyordu. Aynı zamanlarda ‘Unutma Beni’ nin kast çekimleri başlamış ve Kezban Altuğ Şardan beni reklamda görmüş. Bütün bu referanslarla beni deneme çekimine davet ettiler. Birkaç bölüm çektik ama beni tam olarak nereye koyacaklarını bilemediler. Öyle mi olsun, böyle mi derken, ben bir şekilde şarkı söylediğimi belirttim. Şevket Altuğ da bunu duyunca çok sevindi ve aslında şarkı söyleyen birini aradıklarından bahsetti. Sonra sahneye çıkmak üzere Hilton’a gittiğimde çalışma arkadaşlarımdan biri Şevket Altuğ, Şener Şen, Yavuz Turgul, Mustafa Oğuz gibi isimlerden oluşan, deyim yerindeyse, bir jürinin beni dinlemeye geleceğini söyledi. Tabii ben heyecandan ölüyordum ama o günkü performansım sayesinde ‘Unutma Beni’deki rolü de aldım” diyor Ayçe Abana.

KİMDİR? Ayçe Abana
  • 1988 yılında İzmir Karşıyaka Gazi Lisesi’nden mezun oldu.
  • Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Müzik Bilimleri Bölümü’nde başladığı üniversite eğitimine aynı fakültenin oyunculuk bölümünde devam etti.
  • Daha mezun olmadan sahne çalışmalarına başladı ve tiyatrolarda oyunculuk, yönetmenlik gibi çeşitli görevler üstlendi.
  • 1995’te mezunu olduğu üniversitede araştırma görevlisi oldu.
  • Göteborg Opera ve Tiyatro Okulu’nun davetlisi olarak İsveç’e gitti.
  • Bir dönem TRT2’de yayımlanan ‘Tiyatro Saati’ adlı programın danışmanlığını ve sunuculuğunu üstlendi.
  • 1997-1998 yıllarında ABD, Hartford Üniversitesi’nden gelen davet üzerine bu üniversiteye giderek Çağdaş Oyunculuk Teknikleri üzerine araştırmalar yaptı.
  • 2000 yılında fakültedeki görevinden istifa ederek İstanbul’a geldi.
  • İstanbul Devlet Tiyatrosu ve çeşitli reklam filmlerinin yanı sıra ‘Baba Evi’, ‘Hayat Bağları’, ‘İki Arada’ adlı dizilerde rol aldı.
  • Halen Kanal D’de yayımlanan ‘Unutma Beni’ adlı dizide rol alan Ayçe Abana, hafta sonları DeepBlue adlı grupla Hilton Park-SA’da şarkı söylüyor.

 
Röportaj: Pınar Denizer

Kategoriler
Kültür&SanatRöportajTiyatro
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular

  • Edith Wharthon ve İzmir

    Edith Wharthon ve İzmir

    Çağdaş Amerikan Edebiyatı’nın en önemli isimlerinden biri olarak kabul edilen Edith Wharthon’u (1862-1937) Türk okuyucusu – ve sinema seyircisi – herhalde, daha çok Ages of Innocence (Masumiyet Çağı) ile...
  • Seyyahların Kaleminden İzmir

    Seyyahların Kaleminden İzmir; Lamartin

    İzmir’den Geçerken Alphonse de Lamartin İlk seyahatimde anlattım bunları. Bu tabloda değişik bir şey görmüyorum. Gene kat kat kayaları vahşi ve uçsuz bucaksız gökyüzünde beliren aynı dağlar, tepelerde alçalan...
  • Şarap, Zeytin ve Huzurun Adresi Şirince

    Şarap, Zeytin ve Huzurun Adresi Şirince

    İzmir’in Selçuk ilçesine bağlı Şirince köyü, gerçekten şirin olmasına rağmen adını bu özelliğinden almıyor. Efsaneye göre köyün adı, kendini dağlara vuran 40 kişiden dolayı “Kırkınca”yken zaman içinde Kirkice, Kirkince,...
  • Zerrin Tekindor

    Onun Sevdikleri: Zerrin Tekindor

    Oyunculuğu kadar zarif tarzıyla da farkını ortaya koyan Zerrin Tekindor, aynı anda hem sade hem göz alıcı olmayı başaran nadir isimlerden. Favorileri, stilinin ipuçları burada.   Yaşam Nerede oturuyorsunuz?...