Akciğer Kanserinin Seyrini Neler Etkiler?

Ameliyat edilen KHDAK (Küçük Hücre Dışı Akciğer Kanser) hastalarda en önemli prognostik yani uzak dönemde sonuç belirleyici faktörün evre olduğu bilinmektedir. Bu hastalarda bir başka önemli prognostik faktör inkomplet yani tümör...
Akciğer Kanserinin Seyrini Neler Etkiler

Ameliyat edilen KHDAK (Küçük Hücre Dışı Akciğer Kanser) hastalarda en önemli prognostik yani uzak dönemde sonuç belirleyici faktörün evre olduğu bilinmektedir. Bu hastalarda bir başka önemli prognostik faktör inkomplet yani tümör dokusunun tamamen çıkartılamama durumudur. Bunu önlemek için cerrahi sınırların tümörsüz olduğunu göstermek esastır ve ameliyat sırasında patolojik değerlendirmeler yapılır. Bu cümleden de anlaşılacağı gibi akciğer kanser ameliyatı, tek bir kanserli hücre bırakmamak prensibi ve planıyla yapılır. Lenf bezelerinin tutulumu da prognozu belirleyen bir diğer önemli kriterdir ve akciğer kanser cerrahisinde tüm bölgesel lenf bezelerinin çıkartılması esastır.

Akciğer kanserinin akciğerler içerisindeki yerleşimi de, ameliyat sonuçlarını etkiler. Periferik yani akciğerlerin merkeze uzak yerlerindeki tümörler, santral yani merkezi yerleşimli tümörlerden daha iyi prognoza sahiptir.

Akciğerlerin zarının (plevra) tutulumu olan tümörler tutulumu olmayanlara göre daha kötü prognoza sahiptir

Histopatoloji – kanserin cinsi
Tümör histolojisinin tümör davranışı ile paralelliği, uzun zamandır çalışılan bir konudur. Araştırılan alanlar; hücre tipi ve bunun alt grupları, histopatolojik ve ultrastrüktürel farklılıkları, damar ve sinir tutulumları, histolojikçeşitlilik, tümörlü alanın yeniden kanlanması gibi konulardır. Bu konuda yeterli sayıda çalışma olmakla birlikte sonuçlar tutarlı değildir. Birçok çalışmada ek faktörler de birlikte değerlendirilmiştir.

Genel ve pratik olarak akciğer kanserleri, küçük hücreli ve küçük hücreli olmayan olarak ikiye ayrılır. Kür amaçlı rezeksiyon yapılan küçük hücre dışı (KHDAK) kanserlerde skuamöz kanserin adenokanser ve büyük hücreli kanserden daha iyi prognoza neden olduğu konusunda neredeyse uzlaşma vardır ancak fark bulunmayan çalışmalar da mevcuttur. Bir çalışmada, ameliyat edilen erken evrede skuamöz kanserli hastalarda 3 yıl için sağkalım oranını %90 bulurken, skuamöz olmayan tiplerde bu oran daha düşük bulunmuştur.

Küçük hücreli akciğer kanseri ise daha hızlı bir yayılma eğilimi taşır. Ameliyat çok uygun değildir ancak KT’ye hızlı yanıt verirler.

Erken evrede skuamöz kanserli hastaların 5 yıllık rezeksiyon(ameliyatla çıkarılma) sonrası sağkalım oranlarının adenokanserlilerden daha iyi olduğunu bildirmiştir. Buna karşın birçok çalışmacının serisinde erken evrede KHDAK’li hastalarda hücre tipleri açısından anlamlı sağkalım farkı saptanmamıştır. Bu karışık bulgular ışığında KHDAK genel kategorilerinde histolojik tipin sağkalımı direkt olarak etkilemediği görülmektedir. Daha az rastlanan hücre tipleri ise rezeksiyon sonrasında prognozu etkiliyor gibi gözükmektedir. Örneğin büyük hücreli nöroendokrin karsinomlu hastalarda sağkalımın skuamöz hücreli kanserli hastalardan kötü olduğu bildirilmektedir.
Sonuç olarak akciğer kanseri, günümüzde dünyanın sorunudur ancak sigara içiminin yoğun olduğu ülkelerde ne yazık ki sıktır. Kanser geliştikten sonra uğraşılar vermektense, sigara kullanmamak ve özellikle 50 yaşından sonra kontrollar yaptırmak, bu konuda söylenebilecek en doğru sözlerdir düşüncesindeyim.

Doç.Dr. Mehmet Ali Bedirhan
Göğüs Cerrahisi
Kategoriler
Sağlık
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular