Ağ haritaları ne işe yarıyor

Son günlerde sıkça örneklerine rastladığımız yeni medya işlerinin başında ağ haritaları geliyor. Bazen üretilen içeriklere, bazen sosyal ağlardaki etkileşimlere bağlı olarak üretilen bu haritalardan çeşitli anlamlar çıkarıyoruz. Bu da...
Ağ haritaları ne işe yarıyor

Son günlerde sıkça örneklerine rastladığımız yeni medya işlerinin başında ağ haritaları geliyor. Bazen üretilen içeriklere, bazen sosyal ağlardaki etkileşimlere bağlı olarak üretilen bu haritalardan çeşitli anlamlar çıkarıyoruz. Bu da hepimizin şu soruyu sormasına vesile oluyor: Bu sonuçlara hangi metodolojiden yola çıkarak varıyoruz ya da kocaman resimlerde yalnızca istediklerimizi görüyor olabilir miyiz?

Cevap ne yazık ki evet olabilir. Zira tamamı yeni yeni oluşturulan bu haritalama araçlarında bazen çok alakasız insanları ağların içerisinde –hattâ her şeyin odağında– görmek mümkün olabiliyor. Peki, mesele yalnızca insanlarla mı ilgili? Elbette hayır. Özellikle kavramların kimler tarafından, nasıl ve ne amaçlarla kullanıldığına ilişkin olarak ortaya koyulan haritalar var. Büyük uluslararası kuruluşlar tarafından gündemin hangi kaynaklar tarafından ve nasıl incelendiğini görmek için akademiye ya da bağımsız kuruluşlara ciddi yatırımlarla bazı projeler yaptırılıyor, yazılımlar oluşturulması sağlanıyor. Peki, kurumlar bu tür araştırmalardan nasıl yarar sağlıyorlar?

Kısaca örneklemek gerekirse, diyelim ki yasama, yürütme, yargı, sivil toplum ve gazeteciliğin olması gerektiği gibi işlediği bir toplumda bir sivil toplum örgütüyüz ve söylemimizin, eylemlerimizin gücünü ölçmek istiyoruz. Hemen gidip işi bilenlere danışıyoruz ve yakın dönemde çıkmış bir kriz için belki sosyal ağları belki de daha geleneksel içerik üretim mecralarında konumuzla ilgili çıkmış haberlerin analizini yaptırıyoruz. Diyelim ki mutenalaştırma denen kentsel dönüşüm meselelerine karşı protest bir oluşumuz ve çarşamba günü konuyla ilgili bir kanun geçecek. Öyle bir elin parmaklarıyla falan sayılamayacak kadar fazla aktör tarafından üretilen ciddi sayıdaki ve ciddi boyuttaki içeriği bir veri havuzunda topluyor ve hangi kaynakta hangi sözcüklerin daha fazla öne çıktığını, kimin meseleleri hangi şekillerde ele aldığını anlamaya çalışıyoruz. Peki, bu bize nasıl bir fayda sağlıyor? Öncelikle bizim çoğunlukla yüksek konsantrasyonumuz ve politik doğruculuğumuz yüzünden görmezden geldiğimiz birçok faktörün farkına varıyoruz. Örneğin kamuoyunda bizim pek de onaylamadığımız kelimelerle anılan toplumsal grupların medyada ve diğer alanlarda sıklıkla bu kelimelerle anıldığını, belki de politikalarımız gereği asla kullanmadığımız kelimelerin tartışmanın odağında olduğunu görüyoruz. Bu ise şuna yarıyor: Tartışmayı kimin, nasıl yaptığını görüyoruz; tartışmanın kimler tarafından yönlendirildiğini, farklı ideolojik blokların ve kitlelerin (hele ki yer bilgisine sahipsek) olayı nasıl gördüğünü anlama fırsatımız oluyor.

Bu teknolojiler dünyada birçok sivil aktör tarafından hem kendi söylemlerinin gücünü ölçmek hem de diğer aktörlerin tartışmalara nasıl etki ettiğini görmek için kullanılıyor. Yani sadece kendi gücünüzü değil, tartışmaların gidişatını belirlemede “diğerlerinin” de gücünü görmüş oluyorsunuz. Elbette en başta söylediğim üzere birçok öznel faktör analizinize yansıyabilir; ama bazı bariz gerçeklikleri reddedemeyecek durumda olacaksınız.

Türkiye gündemine ve sivil toplumumuzun zayıflığına dönecek olursak sanıyorum bu tür analizler çoğunlukla siyasi partiler, medya ve sosyal ağlar arasında sıkışacak ve ortaya her zaman gördüğümüz türden polarize sonuçlar çıkacaktır. Toplumsal kutuplaşmayı hissederken öte yandan kimin ne kadar “sağa”, kimin ne kadar “sola” kaydığını bu haritalarda görmenin pek de zor olmayacağına eminim. Peki, Türkiye’de kullanılan dili, üslubu, siyasal alanın kurallarını kim değiştirecek? Buna hiçbir haritanın yanıt verebileceğini düşünmüyorum.

sarphan.uzunoglu@khas.edu.tr

Kategoriler
Akademi

Benzer Konular