Adam Uçmak İstiyor

Ünlü atlayıcı Felix Baumgartner bir ilkin peşinde. Felix Baumgartner, haziran ayında kendisini bir kanada kayışla bağlayıp Manş Denizi’ni geçmeyi planlıyor. İlk testler, önce yerden havalanma konusunda yapılıyor. Aralık ayının...
Felix Baumgartner

Ünlü atlayıcı Felix Baumgartner bir ilkin peşinde.

Felix Baumgartner, haziran ayında kendisini bir kanada kayışla bağlayıp Manş Denizi’ni geçmeyi planlıyor. İlk testler, önce yerden havalanma konusunda yapılıyor.

Aralık ayının başında, gece yarısından biraz sonraydı ve Salzburg Havaalanı buz gibi soğuktu. Gördüğü manzaraya karşı hazırlıklı olmayan bir ziyaretçi, gürültülü sesler çıkaran bir dizel jeneratörle aydınlanan sahneyi yorumlamakta oldukça zorlanabilirdi… Vücudunu saran parlak kırmızı bir kostüm giymiş bir adam, neredeyse üç kilometre uzunluğundaki uçak pisti üzerinde ileri geri hareket eden bir Porche 911 Turbo’nun üzerine oturtulmuş bir cihaza kayışla bağlanmıştı. Kırmızı şeklin arkasında, büyük bir vatozu andıran siyah bir nesne parlamaktaydı. O gece Salzburg Havaalanı, karbon fiberden yapılan kanadın ilk uygulamalı testine sahne oluyordu. 1.8 metrelik kanat açıklığı olan cihazın, bu yaz bir adamı Manş Denizi’ni yaklaşık on dakika içerisinde uçarak geçmesi için taşıması planlanıyor, 35 kilometrelik uzunluğu yaklaşık olarak 250 km hız ile.

Her şey planlandığı gibi giderse, başka hiç kimse, bir insanın gerçekten uçmasına, kanadın altına bağlanmış olan Felix Baumgartner’den daha fazla yaklaşamamış olacak. Her şeyin planlandığı gibi gitmemesi halinde ise, kanadın altındaki adam bu deneme sırasında ölümle burun buruna kalacak. Ama bu, onun için yeni bir seçenek değil.

33 yaşında olan Baumgartner, bugüne kadar kendisine, uçmaktan çok atlamak konusunda bir ün yaptı. Serbest düşüş konusunda zafiyeti olan Salzburg’lu adamın esas işi belirlenmiş noktalardan atlayış gerçekleştirmek. O, dünyanın en fazla tartışılan ve en iyi tanından ‘BASE’ atlayıcısı. Kariyerinin şu ana kadar en fazla göze çarpan noktaları 1999 yılında kırılan iki dünya rekoru; Kuala Lumpur’daki Petronas Kuleleri’nden gerçekleştirdiği atlayış, dünyanın en yüksek ve Rio’daki İsa Heykeli’nden gerçekleştirdiği atlayış ise dünyanın en alçak ‘BASE’ atlayışı oldu. O zaman görüntüler dünyanın dört bir yanına yer almıştı, hâlâ da yer alıyor.

1999 yılında özel bir kanat geliştiren ama bunu deneyecek yüreklilik ve körü körüne kararlılığın doğru karışımına sahip bir test pilotu bulamamış olan iki Münihli aerodinamik öğrencisi, Baumgartner ile temas kurdu. Adımlarını kanatlandıracak her şeye açık olan Baumgartner, bütün gereklilikleri yerine getirdiğini hissetti. Yalpalayan prototipi test etti ve uçma fikri hoşuna gitti. Arkasından da yalnızca bir kanadın yardımı ile Manş Denizi’ni geçen ilk kişi olmaya karar verdi. Engelin seçimi havacılıkla ilgili tarihsel modeller konusunda iyi bir önseziye sahip olduğunu gösteriyor. Wright kardeşleri ve Manş Denizi’nin onlara kazandırdığı ünü düşünün.

Almanya’da yayımlanan Bild’den tutun da İngiliz tabloid gazetelerine kadar bütün gazeteler Baumgartner’in haddinden fazla gözü peklik isteyen planları karşısında telaşa kapıldı ve gerçek bir hazla yazmaya başladı (efsanevi bir başlık: ‘İnsan mı, sinek mi?’). Biraz erken davranmışlardı; derinlemesine bir test, mevcut kanadın 1:3 süzülme oranı olduğunu gösterdi, bu da ideal koşullar altında 1.000 metre irtifa kaybederek üç kilometre uçabileceği anlamına geliyordu. Üçte bir, uçuşa (pilotun hayatının korunması için gereken minimum hata payını bırakarak) 12.000 metrede başlanması anlamına geliyordu. Bu imkânsızdı. 9.000 metre, gerçekle geometri arasında mümkün olan en büyük fedakârlıktı. Bu noktada Baumgartner daha sağlıklı aerodinamik tavsiye aramaya başladı.

Keçi inadı

Kanat fikriyle ortaya çıkan iki Alman öğrenci, o noktadan sonra tarih oldular. Kanalı geçme projesinin bugünü ve geleceğinin kilometre taşı, çalışmalarına aşağı yukarı yarım yüzyıl önce başlayan mühendis Rüdiger Kunz. 1954 yılında 28 yaşındayken ilk planörünü geliştirdi ve bununla 1960 yılında Dünya İnşaat Ödülü’nü aldı. Kunz son derece başarılı bir kariyer sahibi oldu, ABD ve Almanya’da çalıştı, Eurofighter’ın ilk teknik gelişiminden sorumlu oldu ve bir Hint savaş uçağının inşa edilmesi sürecine katıldı. 1991 yılının sonunda dünya çapında bir uzmandan beklenebileceği gibi emekliye ayrılarak Viyana’nın güneyinde üzüm yetiştiriciliği ile uğraşan bir kasaba olan Bad Vöslau’ya yerleşti. 2002 baharında Baumgartner o zaman elinde olan kanatla kendisini görmeye gitti. Kunz kanada bir göz attı ve şunları söyledi: “En iyi ihtimalle 1:3. Bununla fazla uzağa gidemezsin. Ortalama 1:6 süzülme oranına ihtiyacın var, aksi takdirde bunu tamamen aklından çıkarabilirsin.” Bu, sıfırdan başlanarak tasarlanması gereken bir kanat için fazlaca hırs gerektiren bir amaçtı. Ama Kunz bir adamın Manş Denizi’ni uçarak geçmesi fikrinden hoşlandı ve Baumgartner’in bunu gerçekleştirmek için neredeyse keçi inadı denebilecek derecedeki hevesini takdir etti. 33 yaşındaki BASE atlayıcısı ile 75 yaşındaki havacılık mühendisi ilk görüşmelerinde anlaşarak el sıkıştılar. Bundan birkaç hafta sonra ilk inşa taslakları Salzburg’da bulunan iki faks makinesinden dökülmeye başladı; bunlardan biri Baumgartner’e öteki ise Carbotech’teki çalışanlara aitti. Beraberce ele alındığında, Baumgartner’in katışıksız gücü ve Kunz’un inanılmaz altyapısı bir insanın kanalı uçarak geçebileceğinin mümkün olduğuna dair oldukça sağlam bir kanı meydana getirdi. Bu projeye ait bulmacanın üçüncü parçası ise bir Salzburg şirketi olan Carbotech. Avrupa’da önde gelen karbon-fiber fabrikalarından biri olarak Carbotech, Kunz’un tasarladığı kanadı, yılın sonlarına doğru bir aralar 200 Celcius derece ve 10 bar basınca dayanacak şekilde imal etti. Yaşları toplandığında (sırasıyla 34 ve 35) Kunz’un yaşından 8 yıl eksik gelen Carbotech’in patronları Karl Wagner ve Ernst Zürcher son altı ayda şirkete 4.5 milyon Euro tutarında yatırım yaptılar. 56 kişiden oluşan personelleri ile yalnızca ileri endüstriyel kullanım için değil, aynı zamanda BMW ve Toyota’nın Formula 1 takımları ve Le Mans Audi için de özel karbon ürünleri üretiyorlar. Karl Wagner, “Şimdiye kadar hiçbir Carbotech komponenti kırılmadı” diyor. Bu cümle -söz konusu komponente sarılı bir vaziyette- İngiltere kıyıları üzerinde 9.000 metre irtifadaki bir uçaktan atladığınız zaman duymaktan hoşlanabileceğiniz bir ifade. 2002 yılının son ayı, bir gece saat sabaha karşı üç, Salzburg Havaalanı. Neredeyse donarak ölmek üzere olan Felix Baumgartner 911 Turbo’nun üst rafından aşağıya iniyor, kaskını çıkarıyor ve sırıtmaktan ağzı kulaklarına varıyor. Programın bundan sonraki kısmından seçmeler: Şubat ayı başlarında muhtemelen Almanya’da bir yarış pistinde nihai kanat ve kontrol cihazı ile Porsche çatı testi. Her şey planlandığı gibi giderse, ilk test uçuşu baharda gerçekleştirilecek. Önlerinde 21 Haziran 2003 sıralarında gerçekleşecek olan Kanal geçme için kalkışa yaklaşık iki aylık bir fırsatlar penceresi kalıyor.

Kategoriler
Spor
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular