ABD Irak ve Ortadoğu´yu Yeniden Dizayn Çabasında

Türkiye´nin vizyonu yok, ama ABD´nin var. ABD petrol kontrolü ve güvenlik istiyor. Avrupa savunmada ve Türkiye´yi dışlıyor. ABD´nin hedefi: Ortadoğu´da tam denetim. Pentagon, güçlü askeri üs peşinde. Dünya yeni...

Türkiye´nin vizyonu yok, ama ABD´nin var. ABD petrol kontrolü ve güvenlik istiyor.

Avrupa savunmada ve Türkiye´yi dışlıyor. ABD´nin hedefi: Ortadoğu´da tam denetim. Pentagon, güçlü askeri üs peşinde.

Dünya yeni bir döneme giriyor. “21 yüzyıl ne yüzyılı olacak?” diye merak edenlere yanıt: Amerikan hegemonyası çağı başlıyor. Bu yeni dönem Türkiye´yi çok yakından ilgilendiriyor. Irak operasyonuna ilişkin hızlı gelişmelerin bombardımanına kapılmış olan Türk kamuoyu, acemi AKP iktidarı ile birlikte bu yeni döneme çok hazır görünmüyor. Askeri çevreler ve Genelkurmay ise Türkiye´nin geleneksel bölünmez bütünlüğünü koruma kaygısıyla üstlerine gelen devasa fırtınadan asgari hasarla kurtulma çabasındalar.

Böyle karmaşık bir dönemde analiz yapması, fikir üretmesi, hayal kurması gereken Türk entelektüelleri, aydınları ve kanaat önderleri ise ne yazık ki tam anlamıyla derin bir uyku içinde. Basını yakından izlediğiniz zaman onca iddialı kaleme rağmen bu genel tablo üzerine fikir yürütenlerin sayısı bir elin parmaklarından daha az.

Bu yeni döneme ilişkin sağlıklı tavır alabilmek için önce serinkanlı bir analiz gerekiyor. Gelişmelere bakınca şu noktalar öne çıkıyor:

1) Amerika´dan büyük atak: Irak´a karşı ocak-şubatta başlaması beklenen ABD operasyonu büyük bir planın parçası ve 11 Eylül´e yanıt niteliğinde. ABD Irak operasyonu ile Saddam´ı devirmenin ötesinde bölge petrolünü kontrol etmek ve El Kaide tipi teröre destek veren rejimleri yıkmak istiyor. ABD´nin avantajı şu: Birinci ve İkinci Dünya Savaşı´ndan sonra ilk kez ABD´yi durduracak, hatta dengeleyecek bir karşıt güç yok. Bu yüzden ABD `teröre karşı global güvenlik’ sloganı altında ilk kez bu kadar çıplak global hegemonya gücü olarak sahneye çıkmayı deniyor. ABD-İngiltere ikilisi Bosna´da barış gücü, Afganistan´da 11 Eylül sorumlularını arayan dev jandarma rolündeydi. Bu ikili şimdi Irak ve Ortadoğu´da askeri bölge valisi görevini üstlenmeye hazırlanıyor. Bu dönemde artık ABD-Sovyet dengesi döneminin kuralları geçerli değil. O korku dengesinde ABD daha temkinliydi. Şimdiyse dünyaya düzen verme çabasında daha pervasız davranma gücünü kendinde görüyor. Bu şartlarda BM kararları ve uluslararası hukuk kuralları da ABD´nin istekleri doğrultusunda şekilleniyor veya ABD onlara da aldırmadan davranacağını ilan ediyor. Bush yönetimi tarihte görülmüş en güçlü hegemonya operasyonunun düğmesine basmak üzere. Irak´tan sonra sıranın İran ve Suudi rejimlerine geleceği şimdiden ilan ediliyor. İsrail bütün bu operasyonlarda ABD´nin bölgedeki en yakın müttefiki durumunda.

2) Türkiye´ye ABD garnizonu: Amerika bu büyük plan çerçevesinde Türkiye´ye yeni bir rol biçiyor. Bölgedeki hava üslerinin NATO çerçevesinde takviyesiyle birlikte Türkiye topraklarının ABD´nin bölgedeki en yakın kuzey üssü olması hedefleniyor. Üslerin genişletilmesi ile birlikte ABD İncirlik dışında bu havaalanlarına 300´ü aşkın uçak konuşlandırmayı hedefliyor. Böylece kara gücü hariç sadece hava gücü olarak en az 6 bin ABD askeri sürekli olarak Türkiye´de üstlenmiş olacak. Kuzey Irak´a intikal ettirilecek ABD birlikleri ve onun cephe gerisi lojistik güçleri ile bu sayı daha da artabilir. İsrail Genelkurmayı´nın bu hafta Ankara´yı ziyareti İsrail´in de bu planda önemli rolü olacağını gösteriyor. ABD askeri varlığının Türkiye´de GAP ve barajlar bölgesine yakın bir konumda üslenmesi yeni soruları akla getiriyor. Bölge ülkeleri ile su sorunu ve bölgedeki etnik ve siyasal olaylar uzun vadede ABD´nin de karışacağı konular haline gelebilir. Irak´taki ABD askeri varlığının en az 6 yıl sürmesi planı gerçekleşirse, Türkiye´nin nasıl bir döneme girdiği daha iyi anlaşılabilir.

3) Avrupa, Türkiye´yi istemiyor: Böyle bir ortamda Türkiye, ABD dışında ciddi bir müttefike sahip değil. Avrupa, Türkiye´yi önümüzdeki 10 yıl içinde üye olarak görmek istemiyor. Amerika dünya çapında atak yaparken, Avrupa kendi yeni sınırları içinde refahını koruma çabası içinde. Avrupa, ABD´nin Irak operasyonu ve Ortadoğu´yu dizayn çabasına karşı. Ancak İngiltere´nin aktif katılımı nedeniyle Almanya ve Fransa pasif karşı çıkışın ötesine geçemiyorlar. Tam bu dönemde Türkiye´yi dışlamaları ise Türkiye´nin ABD´ye karşı elini zayıflatıyor. Sovyet döneminde İsmet İnönü´ye “Yeni bir dünya kurulur, Türkiye de orada yerine alır” dedirten denge ise şu anda yok. Rusya hem zayıf hem de ABD´nin desteğine muhtaç durumda. ABD´nin Ortadoğu operasyonunu engelleyecek bir güce sahip değil. Bu, ABD´nin hegemonya atağını daha pervasız sürdürmesine yol açıyor. ABD bölgeyi yeniden dizayn etmeyi başarırsa, en yakın müttefiki olarak Türkiye´ye bölgede yeni imkânlar ve kapılar açılabilir.

4) Türkiye´nin vizyonu yok: Bu gelişmeler sırasında en vahim olgu Türkiye´nin bütün bu gelişmelere hazırlıksız olması. AKP iktidarı ne olup bittiğinin yeni yeni farkına varmaya başlıyor. Ancak politika üretebilecek bir altyapısı yok. Türkiye´nin aydınlarının bir bölümü son dönemde yalnızca “Avrupa´ya üye olarak tam demokrasiye geçme” bakışına endeksli davrandıkları için gelişmeleri anlamıyorlar. Geleneksel olarak Amerikan karşıtı olan aydın çevrelerse zaten tepki ve şaşkınlık içindeler. Genelkurmay, Türkiye´nin bölünmemeye yönelik klasik savunma konseptini korumaya çalışıyor. Ancak bölgede güçlü bir ABD askeri varlığının getirebileceği sorunlar herkes gibi onları da rahatsız ettiği kamuoyuna yansıdığı kadarıyla biliniyor. Ancak bu yeni dönemde vizyon, politika ve senaryo oluşturması gereken siyasi odaklar adeta felç olmuş durumda. Bağımsız düşünebilen, fikir üretebilen ve yeni döneme ilişkin Türkiye´ye vizyon sunabilecek kalemler suskun. Entelektüelleri hayal kurmaktan bile yoksun hale gelmiş bir ülkenin geleceği pek de parlak görünmüyor.

Türkiye´nin aydınları, düşünen beyinleri, yazan kalemleri acilen yeni dönemin verilerini değerlendirmek ve vizyon geliştirmek zorundalar. Yoksa Amerikan garnizonu olarak kendimizi nasıl konumlandıracağımızı bile yarın Washington´dan dikte ettirmeye başlarlarsa şaşırmayın. Türkiye, Avrupa´nın bizi kapıdan sokmamaya çalıştığı ve ABD´nin topraklarımıza garnizon kurmaya niyetlendiği bir ortamda, Ortadoğu yeniden dizayn edilirken, 21. yüzyılda bölgesinde dik durmanın yollarını bulmak zorunda.

Kategoriler
Dünya
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular

  • Sarı Sayfalardan E-Kitaba

    Sarı Sayfalardan E-Kitaba

    10 Uzun bir hikâye bu. Pek çok akımı içinde barındıran, şairi, şiiri, romanı, Nobeliyle tatlı bir hikâye. Şimdi dijital çağa ayak uydurmaya çalışıyor. Nereden nereye… ‘‘Kitapçıların rivayet ve tahminine...
  • xNakedGirlsReading-960×640

    Edebiyatın Provokatif Hali

    Kimine göre yaratıcı, kimine göre edebiyatla asla yan yana gelmeyecek bir eylem. ABD’de düzenlenen ‘Çıplak Kitap Okuma Seansları’nda neoburlesk dansçıları çırılçıplak kitap okuyor. Projenin sahibi Michelle L’amour’a sorduk: “Bu...
  • Latino Muslims

    Juan Ramirez’in Ruhuna El Fatiha

    Gabriel Garcia Marquez’in büyülü gerçeklik romanlarından fırlamış gibiler. İspanyol aksanıyla ezan okuyup, taco’yla oruç açıyor, imam nikâhından sonra sambayla düğün yapıyorlar. Onlar, düne kadar Katolik iken, Müslümanlığı seçen Latin...
  • Celal Talabani

    Irak yeniden “sosyalist” mi oldu ya da “Kürt” sosyalist olabilir mi?

    Irak’ta geçtiğimiz Mart ayında yapılan seçimlerin üzerinden 8 ay geçtikten sonra nihayet hükümet kurulabildi. Celal Talabani’nin devlet başkanlığı Nuri El Maliki’nin de başbakanlık koltuğuna yeniden oturmasıyla yaşanan büyük değişiklik(!)...