ABD III. Dünya Savaşı Başlattı

Pentagon’un vurulması ABD’yi alarma geçirdi. Ortadoğu’da terör destekçisi ülkeleri hizaya getirecek Taktik hedef: Irak-Stratejik hedef: Suudi Arabistan. Bonus hedefleri ise İran ve Mısır’daki yönetimler. Vahabilik ABD’nin önemli hedeflerinin başında...
Pentagon’un vurulması

Pentagon’un vurulması ABD’yi alarma geçirdi. Ortadoğu’da terör destekçisi ülkeleri hizaya getirecek Taktik hedef: Irak-Stratejik hedef: Suudi Arabistan. Bonus hedefleri ise İran ve Mısır’daki yönetimler. Vahabilik ABD’nin önemli hedeflerinin başında Petrolün uzun vadeli kontrolü ABD için yaşamsal

2637Mehmet Ali Bayar. Türkiye’nin yetiştirdiği değerli bir diplomat. 1996-2000 yıllarında Cumhurbaşkanlığı Dış Politika Danışmanlığı yaptı. 2000-2002 arasında Washington Büyükelçiliği’nde siyasi müsteşar olarak bulundu. 4 Nisan 2002’de bu görevinden istifa edip politikaya atılmak üzere Türkiye’ye döndü. 3 Kasım seçimleri sürecinde fırtınalı bir politik kaostan sonra, son olarak kendisini ‘baba ocağı’ DYP’de buldu. Halen DYP Genel Başkan Yardımcısı. ABD konusunda gerçek bir uzman sayılan Bayar, söylediklerinin kişisel görüşleri olduğunu da vurgulayarak soruları yanıtladı.

– Sayın Bayar ABD’nin bölgeye dönük planlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
ABD’ye yönelik 11 Eylül saldırısıyla ABD için 3. Dünya Savaşı başladı. 11 Eylül saldırılarının Amerikan toplumu ve yönetimi bakımından ifade ettiği psikolojik ruh hali anlaşılmadan, başta Irak sorunu olmak üzere, bundan sonra yaşanacak pek çok uluslararası gelişmenin doğru algılanması kolay olmayabilir. Aslında ABD’nin sinir merkezi durumundaki Pentagon’un vurulması, İkiz Kuleler’in tahribinden daha da çarpıcı bir olaydır. Zira, dünyayı idare ettiğini sanan ve kendi kıtasal sınırları içinde dokunulmaz olduğu fikrine inanmış olan ABD, kendi kontrol merkezinin dahi güvenliksiz olduğunu görmüştür. Amerikan halkı için artık ‘Amerikan rüyası’terör belasıyla adeta kâbusa dönüşmektedir. Bu 3. Dünya Savaşı, yepyeni metotlarla ve ucu açık bir zaman sürecinde gerçekleştirilecektir. ABD ilk iş olarak, doğrudan ilgilenmediğinde başına bela teşkil eden Ortadoğu coğrafyasındaki teröre destek verdiğine inandığı ülkeleri, bir anlamda hizaya sokmak ve bölgeye çeki düzen vermek istemektedir.

– ABD’nin bölgedeki hedefleri neler?
ABD’nin bu süreçte taktik hedefi Irak, stratejik hedefi ise Suudi Arabistan’dır. İki de ‘bonus’ hedef, Mısır ve İran toplumları ve yönetimleridir. ABD toplumu, 11 Eylül saldırılarıyla dünyadaki en yakın dostlarından biri saydığı Suudi Arabistan’daki bazı unsurların El-Kaide gibi bir dehşet örgütüne destek verdiğini ileri sürmektedir. Aslında, ABD yönetimi için bilinen bazı gerçekler saldırılarla ister istemez toplumun da dikkatine gelmiştir. Bu nedenle, öncelikle Suudi rejiminin ve Vahabi örgütünün stratejik manada hedeflendiğini düşünüyorum. ABD, İran’a da bir anlamda gözdağı vermek istemektedir. Aslında İran 11 Eylül saldırılarının uzun vadede kendisine getirebileceği maliyeti en iyi ve süratli algılayan ülke oldu. Irak konusundaki ihtiyatlı ve tereddütlü tutumu, sıranın bilahare kendisine gelebileceği endişesinden kaynaklanıyor olabilir. Geçmişte dış tehdit İran rejimini içeride güçlendiriyordu. Şimdi ise, reform rüzgârlarının da etkisiyle, dış tehdit, aksine, rejimin çözülmesini beraberinde getirebilir. İran bunu görebilecek bir devlet tecrübesine sahip bir ülke.

– Petrolün ABD operasyonunda rolü ne?
ABD gibi küresel bir süper güç için petrol gibi yaşamsal bir enerji kaynağı, sadece Ortadoğu değil, bütün dünyadaki diğer sorunlar bağlamında da daima hesaplarının odak noktasında yer alır. Bu doğaldır. Aksini düşünmek safdillik olur. Öyle ki, son on yılda, Türkiye gibi bölgesel bir güç için dahi, enerji kaynaklarına erişim ve bu kaynakların dünya pazarlarına kendi topraklarından sevki konusu, birinci derecede stratejik önem taşır hale gelmiştir. Ancak hâlâ petrol hesaplarının Irak operasyonunda birincil derecede rol oynadığına inanmıyorum. Zira ABD, daima Ortadoğu petrol denklemlerini doğrudan veya dolaylı olarak kontrol etmeye muktedirdir. Aslında, Irak’ı mevcut yaptırımlar cenderesi içinde tutmak, ABD açısından dünya petrol fiyatlarını etkileyebilmek bakımından daha tesirlidir. Zira, bu sayede ABD, pazara girmeyen petrol miktarlarını kontrol ederek, küresel petrol arzını önceden kestirebilmektedir. Son on yıldaki göreceli fiyat istikrarları bu sayede korunabilmiştir. Ancak petrol kaynaklarının uzun vadeli kontrolü tabii ki ABD için yaşamsal bir önceliktir.

– Bu III. Dünya Savaşı’ nda çatışmanın tarafları kimler?
Çatışmanın tarafları bana göre güçlüler ve zayıflar. Ancak güçlülerin ortak özelliği hepsinin demokrasiyle idare ediliyor olması. Dolayısıyla, güçlüler, evrensel uygarlığın ortak değerlerini de belirleyici olabiliyorlar. Terörü destekleyenlerin ise, çoğunlukla demokrasi karşıtı güçler ve ülkeler olması da herhalde tesadüf değil. Bununla birlikte, taraflardan birinin demokrasiler topluluğu olması, bunlar arasında her zaman uyum olduğu anlamına gelmiyor. Zira, demokrasiler de kendi çelişkilerini, kendi değerleriyle birlikte yaşıyorlar. Daha düne kadar, terörün bazı unsurlarını değişik argümanlarla haklı göstermeye çalışan bazı Avrupalılar, ABD’ nin kendilerine de tavır almasıyla şimdi bir açmazla karşı karşıyalar. Teröre karşı ortak hareket ve tavır, ABD’nin doğal liderliğini de beraberinde getirdiğinden, ne yapmak gerektiği konusunda bir yol haritaları henüz yok. AB bakımından kırılma noktalarından biri, aslında ilkesel bakımdan bir Avrupa Birliği ortak tavrının olmadığının anlaşılması oldu. İş döndü dolaştı, Avrupalılar bakımından 19. yüzyıl geleneksel güç dengeleri gerçeğine geldi dayandı. Bu, bizim için çok sağlıklı bir gelişme. Zira, bu geleneksel yaklaşım, Türkiye’nin jeo-stratejisini yeniden vazgeçilmez hale getirir. DYP Genel Başkanı Sayın Ağar’ın, AB’nin Ankara’daki yeni Daimi Temsilcisine ziyareti sırasında söylediği gibi, Avrupa Ortadoğu’da gerçek manada bir güç haline gelmek ve olayları etkilemek istiyorsa, tam üyelik için Türkiye’nin önüne çok daha somut bir perspektif koyar. Bu, Türkiye’yi bir Ortadoğu devleti haline getirmez, aksine AB’yi Avrupa’nın sınırları ötesinde bir güç unsuru haline getirir.

– ABD’nin yeni global güvenlik önlemleri neler?
ABD ‘dünya jandarmalığı’nı ‘Star Wars’ serilerini hatırlatan seviyelere getirmeyi hedefliyor. Pentagon’da yeni kurulan ve başına da İran-Contra olayının baş kahramanlarından eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Amiral Poindexter’in getirildiği bir program, dünyadaki hemen hemen herkesin sanal ortamda fişlenmesini hedefliyor. Bu projenin tamamlanması on yıl sürecek ve milyarlarca dolara mal olacak. Dünyada istenilen kişi, doğumundan itibaren kayıt altına alınmış olacak. Orwelvari bir dünyaya doğru gidiyoruz.

Kategoriler
Politik
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular

  • xNakedGirlsReading-960×640

    Edebiyatın Provokatif Hali

    Kimine göre yaratıcı, kimine göre edebiyatla asla yan yana gelmeyecek bir eylem. ABD’de düzenlenen ‘Çıplak Kitap Okuma Seansları’nda neoburlesk dansçıları çırılçıplak kitap okuyor. Projenin sahibi Michelle L’amour’a sorduk: “Bu...
  • Latino Muslims

    Juan Ramirez’in Ruhuna El Fatiha

    Gabriel Garcia Marquez’in büyülü gerçeklik romanlarından fırlamış gibiler. İspanyol aksanıyla ezan okuyup, taco’yla oruç açıyor, imam nikâhından sonra sambayla düğün yapıyorlar. Onlar, düne kadar Katolik iken, Müslümanlığı seçen Latin...
  • Ahmad Mukhtar

    ABD Hükümeti Suç İşledi

    ABD Başkanı Barack Obama, 1 Mayıs 2011’de TV’lerden sadece Usame Bin Ladin’in öldürüldüğünü duyurmadı, aynı zamanda ‘gücün adaleti’ni de ilan etti. Bunu yaparken de ortada birçok soru işareti bıraktı....
  • Hayat Bir Gün Renklenir mi

    Hayat Bir Gün Renklenir mi?

    ABD, dokuz yıldır saplanıp kaldığı Afganistan’dan çıkmamakta ısrarlı. Peki neden? Ülkeyi yeniden Taliban mı yönetiyor? Koalisyon güçlerinin yeni stratejisi ne? Gazeteci Zeynep Gürcanlı soruların cevabını ?yerinde aradı. Farklı ülkelerden,...